
Yakın zamanda devreye giren yeni bir dil sınavı olan YÖKDİL sınavı başvuru alımlarına başladı. ÜDS sınavı kaldırıldığından itibaren akademik başvurulara yönelik bir dil sınavı ihtiyacı bulunmaktaydı. YÖKDİL sınavı da bu ihtiyacı kapatacağa benziyor.
Bildiğiniz üzere 2012 yılına kadar kamu sektörüne yönelik olarak KPDS, akademiye yönelik olarak ÜDS sınavı bulunmaktaydı. 2012 yılında bu sınavların ikisi de YDS başlığı altında toplanmıştı. ÜDS sınavı fen bilimleri, sağlık bilimleri ve sosyal bilimler başlıkları altında 3 farklı türde yapıldığı için akademik başvurularda tercih edilen bir yoldu. YDS sınavının gelmesiyle herkesin her alandan gelen soruları çözmek zorunda bırakılması adayları isyan ettirmişti. Örneğin, sağlık alanı dışındakiler sağlık alanının çok ileri konuları olan antibiyotik, alerji gibi alanlardan sorulara maruz bırakılmaktaydı. İşte YÖKDİL sınavı rahmetli ÜDS gibi fen, sağlık ve sosyal bilimler alanlarında ayrı kitapçıklarla sınav yapacak.
Sınav yapmaktan bıkmış gibi görünen ÖSYM bu yeni çıkan YÖKDİL sınavını Anadolu ve Ankara Üniversitelerine taşere etmiş durumda. Sınavın hazırlanması TÖMER ve dil öğretimiyle meşhur Ankara Üniversitesi'ne, sınavın yapılması ise Açıköğretim sistemi ve ağıyla meşhur Anadolu Üniversitesi'ne yüklenmiş durumda. Ankara Üniversitesi zaten TIPDİL sınavı sayesinde konuya dair tecrübeye sahip. Anadolu Üniversitesi ise AÖF sistemi sayesinde zorlanmadan bu işin altından kalkacaktır. Yani kalifiye üniversitelere bu işi vermek akıllıca olmuş. YÖK ve ÖSYM'den daha iyi bu işi kıvıracakları kesin.
Gelelim sınava. Sınav akademik dil yeterliliği ihtiyacı olan, yani lisansüstü programlara ya da doçent profesör gibi akademik kadrolara başvuranlar için açılmış durumda. YDS gibi dil tazminatı dağıtılmadığı için kasıntı olmayacağını tahmin ediyorum. İlk sınav 5 Mart 2017 Pazar günü saat 09:30'da tek oturum halinde yapılacak. Sınav 80 sorudan oluşacak ve süre 180 dakika yani 3 saat olacak. Sınav için gerekli olan kalem ve silgi Anadolu Üniversitesi'nin açıköğretim sisteminden aşina olduğumuz üzere adaylar tarafından getirilecek.
Sınav için son başvuru tarihi 7 Şubat 2017. Eğer akademik başvurular için dil ihtiyacınız varsa durmayın hemen başvurun. Başvuru ücreti ise 75 tl. Sınava giriş belgeleri 27 Şubat'ta yayınlacak. Sınav ülke genelinde 30 ilde gerçekleştirilecek.
Sınav başvuruları için önce YÖK tarafından kurulan YÖKDİL sayfasına girmeniz gerekiyor: http://yokdil.yok.gov.tr
Daha sonrasında "Sisteme Giriş Yapın" dediğiniz zaman Anadolu Üniversitesi tarafından kurulan sisteme aktarılıyorsunuz: https://sinavbasvuru.anadolu.edu.tr/ogrenci
Sonrası ise kolay. Halledilir.
YÖK sınavın yılda 2 defa gerçekleştirileceğini ve ilerde şu an için sadece İngilizce alanında olan sınavın Almanca, Fransızca ve Arapça dillerine de genişletileceğini belirtmiş. Sınavın geçerlilik sınırı bulunmamakta. Ayrıca sınav TUS sınavında yerleştirilmek için de kullanılabilecek. Tabi TUS için geçerlilik süresi 5 yıl olacak muhtemelen.
Akademik alanda dil ihtiyacı olanların muhakkak girmelerini tavsiye ediyorum. 2012 yılından bu yana ÜDS'nin kalkması ve YDS'nin çok zor olması nedeniyle akademik alanda ilerleyenler tarafından büyük itirazlar geliyordu. Bu alanı kapatmak üzere YÖK bu sınavı hayata geçirdi. Bu açıdan sınav fırsat olabilir.
Herkese sınavlarında başarılar dilerim.
Daha ayrıntılı inceleme için:
http://yokdil.yok.gov.tr/yokdil_sinavi_bilgi_notu_20170202.pdf
Uzun zamandır doktora yapmayı düşünüyordum. Bugün bir araştırayım nedir ne değildir diye bakayım dedim. Doktoraya direk başvurabildiğimizi biliyordum. Ama şunu bilmiyordum ki ülkemizde önde gelen kurumlar doktora için 3.00 not ortalaması istiyor. Tıp fakültesi biraz zor birazda çok ilgilenmediğim için ve kuşkusuz staj sınavları çok adaletsiz ve subjektif olduğu için malesef bu ortalamayı yakalayamadım. Ha birde bizim üniversitenin uyguladığı saçma puanlama sistemi de var tabi Eğer 60 alırsanız bu 2' ye denk geliyor. Tüm dünyada 50 2 demekken bizde 2 60 demek. Neyse Uzun zamandır hayalim olan şeyi böylece gömdüm galiba. Tıp fakültesini baştan okuma imkanım olmadığına göre yapacak bir şey kalmıyor tek yol uzmanlık.
YanıtlaSilMerhabalar.
SilBazı üniversitelerde not ortalaması sınırı olsa da birçok üniversite ve bölümde böyle bir sınır yok. Tekrardan araştırmanızı ya da başka üniversiteleri araştırmanızı öneririm. Umudunuzu yitirmeyin.
Uzmanlık yapmak yine de bir opsiyon tabi. Hakkınızda hayırlısı olsun. İyi günler.
Öncelikle blog için teşekkürler gerçekten çok yararlı. Yaklaşık bir sene önce tusa çalişmak adına istifa ettim ama gel gör ki istediğim hasta bakmak değil(yeterli puanı da alamadım zaten).Temel bilimlerde sağlık bakanlığı kadrosuna basvurup en az 6 senemi bağlamak istemiyorum.istifa ettiğim yere de dönmek istemiyorum(yani dhy bitmedi).olur da arastırma görevlisi kadrosu açılır ve phd yaparım dedim ve sınavlara girdim geçtim ama üniversiteler kadro açmıyor. Açılan kadroların da özel şartları oluyor. Şimdi ne yapacagımı bilmiyorum. Bir yanda işsizlik bir yanda tus bir yanda akademisyen olma arzusu... önerilerinize açığım.şimdiden teşekkürler. Blogunuzda daha çok yazmanız dileğiyle
YanıtlaSilMerhabalar.
SilHayatta kurulan düzenler maalesef böyle karışık, zorlu ve belirsiz zamanlar sonrasında oluyor. Moralinizi bozmayın, sürecin sonucunda her şey yoluna umarım ki girecektir.
Tıpta temel bilimler doktora programlarını araştırma görevlisi olarak yapmak çok nadir bir durumdur zaten. TUS ile asistan gelirken hiçbir üniversite tıp temel bilimlerine doktora kadrosu vermiyor. Yakalanırsa değerlendirilebilirdi tabi.
Bu noktada benim tavsiyem yoğunluğunuz ölçüsünde bir yerde yarı zamanlı olarak İŞYERİ HEKİMLİĞİ yapmanız. Mecburi hizmetinizi tamamlamadığınız için başka bir alternatif öneremiyorum.
Üniversitelerin doktora programlarına başvurun ve kabul alın. Derslere başlayın. Umarım 4 senenin sonunda doktoranızı alıp hayalinizdeki akademi kariyerine devam edeceksiniz.
Diğer bir alternatif TÜBİTAK tan doktora bursu almak. Bu burs cüzi bir rakam. Ama yeter derseniz araştırınız:
https://www.tubitak.gov.tr/tr/burslar/lisansustu/egitim-burs-programlari/icerik-2211-yurt-ici-lisansustu-burs-programi
Genel olarak en güçlü tavsiyem yarı zamanlı İŞYERİ HEKİMLİĞİ yapıp programınızı ayarlayarak dışardan DOKTORA nızı yapmanız. İstediğiniz ve sevdiğiniz alanda bir doktora programına başvurun.
Doktora ile alakalı blogdaki tüm yazıları okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.
Üzerine yazı yazmamı talep ettiğiniz ve blogumda bulamadığınız bir konu varsa önerinize açığım :) Şu an yazacak konu sıkıntısı çekiyorum. Doğal sınırlara artık yavaş yavaş ulaşıyoruz. Önerilerinize açığım.
Merhabalar. Bizler de sizden yeni yazılar bekliyoruz. Yazacak konu bulamadığınızı söylemişsiniz. Blogunuzun MD PhD Amerika kısmında benim de merak ettiğim, uzun zamandır cevaplanmamış sorular var. Bunlarla ilgili fikirlerinizi paylaşırsanız seviniriz.
Silmerhabalar, blogunuzu dikkatle takip ediyorum. sizden bir ricam var,farmakoloj, fizyoloji gibi temel tıp bilimleri hakkında bir bilgimiz var ancak molekuler biyoloji, tıp teknolojsi vs gibi alanları tıp alanıyla nasıl birleştirebileceğimiz konusunda pek bilgiye ulaşamıyorum. tıp fakultesi mezunları (ki ben uzman doktorum) olarak bu tip bilimleri kendı alanımızla nasıl bir ortak paydaya oturtacağımızla ilgili alanların kesişim kümelerini ön göremediğim için anlayamıyorum. bu alanlar konusunda fikirlerinizi merak etmekteyim. teşekkürler.
YanıtlaSilMerhabalar.
SilÇok geniş bir alanda; medikal ve paramedikal birçok yüksek lisans ve doktora olmak üzere lisansüstü eğitim imkanı mevcuttur.
Kişinin kendini geliştirmek ve çapını genişletmesi adına yüksek lisans ve doktora araştırırken 2 şeyi çok iyi bilmesi gerekir:
1- İleriye yönelik kişisel hedefi ve akademik hayalleri, ilgi alanı
2- Yapmayı düşündüğü yüksek lisans ya da doktoranın içeriği, amaçlarına ne kadar hizmet ettiği (siz de bahsettiğiniz gibi)
Ne yapacağını bilmeyen, aktif ve bilinçli şekilde amaçları doğrultusunda ilerlemeyen birisine hiçbir program yardımcı olamaz. O zaman öncelikle amaçlarmızı ve hedeflerimizi doğru belirlemeliyiz ki, kullanacağımız araçları da (yüksek lisans ve doktora sonuçta akademik hedeflerimiz için birer araçtır) iyi seçebilelim.
İkinci olarak yapmamız gereken amaçlarımıza göre yüksek lisans ya da doktora seçmek. Seçerken bakmamız gereken kendi akademik amaçlarımızla en çok uyuşan programı seçmek. Programı seçerken yüksek lisans ve doktora ders içeriklerine bakılabilir.
Örneğin, kanseri laboratuvar ortamında çalışmak isteyen bir onkolog moleküler biyoloji alanını tercih etmelidir. Laboratuvar tarafına da hakim olmak isteyen bir romatolog immünoloji doktorası yapabilir, ... vs gibi.
Bu yolda çok araştırmalı, üniversitelerin (gerek yerli gerek yabancı) lisansüstü programları ve içerikleri iyi araştırılmalıdır.
Ayrıca blogda şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim:
https://mdphdturkiye.blogspot.com.tr/2012/07/turk-hekimleri-icin-doktorann-gelecegi.html
Yardımcı olabileceğim bir konu olduğunda her zaman görüşmek dileğiyle.
İyi günler.
Merhaba. Mail adresinizi bulamadığım için buraya yazıyorum, hem belki başka cevap vermek isteyen de olur.
YanıtlaSilBen bir fen lisesinde lise son sınıf öğrencisiyim. Ve derslerime güveniyorum, istediğim her bölümü güzel üniversitelerde okuyabilirim. O yüzden tercih dönemini beklemeden bu yıl boyunca ilerde ne yapmak istediğim konusunda araştırmalar yapacağım, yapıyorum. Neyse. Ben kendimi bildim bileli araştırmaya, yeni şeyler öğrenmeye, kendimi geliştirmeye çok meraklıyımdır. Hayatımı da ilgi duyduğum alanda veya alanlarda araştırmalar yaparak, dünyaya ufak da olsa bir şeyler katarak geçirmek istiyorum. Tekdüze bir hayat yaşamaktan çok korkuyorum. Falan filan. Biyolojiyi, nörobilimleri, genetiği ve daha nice biyoloji dalını da çok severim ve bu sevgimin hiçbir zaman azalacağını da düşünmüyorum. Aksine öğrendikçe daha da hevesleniyorum.
Bölüm tercihi olarak da tıp veya moleküler biyoloji düşünüyorum. Ama ikisi arasında çok kararsızım, çünkü çok yazı okudum internette. Tıpa biraz daha yakın hissediyorum ama muhtemelen bu da okuduğum yazılardan dolayı. Şimdi iki bölüm hakkında da seçersem beni nelerin bekliyor olabileceğini siz çok iyi biliyorsunuz muhtemelen. Siz ne tavsiye edersiniz? Tıbbın mbgye oranla daha insan odaklı olduğunu biliyorum, ve ben de daha insan odaklı araştırmalar yapmak istiyorum. Ayrıca bir insana müdahale edebilme yetisi çok hoş. Aslında biraz düşündüm de-şimdi düşünmedim, öyle yazıyorum-tıp benim için çok daha iyi bir seçenek ama beni asıl kararsızlığa iten yurt dışında iyi bir üniversitede araştırmacı olmadan önce Türkiye'de tıp bölümünü seçersem 6+2 yıl mbgyi seçersem 4 yıl kalacağım. Yarı yarıya. Yani John Hopkins'e yada çok uçmayayım bir Brown'a, bir Emory'ye 22-23 yaşında gitmek var 26-27 yaşında gitmek var. Neyse, bu mesajı uzatmayayım çok, daha sonra vereceğiniz cevaba uygun olarak devam ederim sormaya. Teşekkürler.
Merhabalar. Bir kök hücre gibi daha yolun başındasınız. İleride dediğiniz gibi her şey olabilirsiniz bu sizin elinizde.
SilBen ve birçok tıp mezunu aynı zamanda fen lisesi mezunudur.
Ülkemizde MBG oturmuş ve iş - araştırma alanı olan bir dal değil. Yıllar önce bir balon olarak çıktı ve sonra söndü.
Tıpla alakalı yanlış görüşleriniz var. Öncelikle tıp 6 sene. +2'den kastınız mecburi hizmet diye tahmin ediyorum ki, mecburi hizmeti beklemeden yurtdışına gidebilirsiniz. Yurtdışında doktora düşündüğünüz için +2ye gerek kalmayacaktır. Tıpla alakalı 2. yanlış düşünceniz ise her tıp mezunu hasta muayene etmek zorunda değildir. Tıptan sonra temel bilimlerde doktora yapan, profesyonel sağlık yöneticisi olan birçok kişi vardır. Yani aslında TIP bir basamaktır. Sonrasında nereye atlayacağınızı iyi bilirseniz çok iyi bir basamaktır. Sonuçta MD yani medical doctor derecesi elinizde olacak.
MBG alanında da yurtdışına gitmek istediğinizde MD derecesi zaten elinizde giderseniz çok büyük bir avantajla gider, rakiplerinizden daha önde olursunuz. 24 yaşında tıp mezunu MD derecesiyle de gidebilirsiniz. Dr. Aziz Sancar örneğini iyi inceleyiniz.
Diğer yandan ülkemizde tıbbi genetik adlı bir TUS ile girilen uzmanlık alanı bulunmaktadır. Bu alan tüm istekleriniz kapsayan bir alan gibi duruyor. Hem hasta muayene ediyor, hem genetik danışmanlık veriyor hem de araştırma yapabiliyorsunuz. İsterseniz yanına MBG alanında doktora da yapabilir ve dünya üzerindeki en saygın derecelerden olan MD ve PhD derecelerinin ikisine birden de sahip olabilirsiniz. Tabi yurtdışında da PhD derecesi alacaksınız yine MD PhD olacaksınız.
Totalde karar size ait. Umarım hayırlısı olur. Kök hücre olan durumunuzu istediğiniz yere doğru şekillendirin. Tıp öğrencisi olursanız bu blogda tekrardan görüşelim :)
Başarılar dilerim şimdiden.
Mesajı yazdığım Aralık ayından beri çok şey öğrendim, ve tıp okumaya karar verdim. Hem dünya üzerindeki birkaç başarılı örneği araştırınca, insan üzerine çalışmalar yapan birçok biyologun bir şekilde yolu tıp fakültesine düşüyor. Ve medical doctor olmak birçok konuda ciddi avantaj sağlıyor. Ama yine de %100 tıp okuyacağım diyemem, %90-95 falan. Çünkü çok iyi imkanlarda okumak istiyorum, mesela sınav anında(üniversite sınavı) yaşayabileceğim bir aksilik benim derece yapmamı engelleyebilir ve kötü ihtimalle 5000 sıralama yaptım diyelim. Bu sıralamayla ülkenin en iyi MBG eğitimini alacağım üniversitelere rahat girebilirim(Koç, Bilkent). Ve bu iki üniversitede gerçekten iyi imkanlar var ve ileriki hayatımda yapacaklarım için çok güzel bir temel oluşturabilirler, ayrıca bu iki üniversitenin yurtdışı bakımından güzel imkanları da var. Ama diğer taraftan 5000 sıralamayla girebileceğim tıp fakültelerinin çok iyi imkanları olmayacak, kalabalık sınıflarda düşük imkanlarda kendimi ne kadar geliştirebilirim ki? Bunu cidden bilmiyorum ve soruyorum, iyi bir tıp eğitimi alabilir miyim 5000 bandındaki fakültelerde. Ayrıca yurtdışına phd yapmak için çıkmak istediğimde bana yardımları dokunabilir mi?
SilDiğer senaryoya geçelim, güzel bir derece yaptım, ilk 100-500 falan. En iyi üniversitelere girebiliyorum-ilk 100e bile girsem Koç tıpa girememe ihtimalim %50'ye yakın:)- Çok iyi imkanlara sahip özel tıp fakültelerini mi tercih etmeliyim, düşük imkanlara ama oturmuş bir sisteme ve köklü bir geçmişe sahip devlet fakültelerini mi tercih etmeliyim?
Diğer bir mevzu da, fakültede alacağım derslerin dışında ilgi duyduğum alanlarda kendimi geliştirmeye zaman bulabilecek miyim tıbbiyenin yoğun programı yüzünden? Mesela evrimsel biyoloji alanında kendimi geliştirmek, mümkünse ufak çaplı araştırmalar yapacağım diyelim. İyi bir üniversitede MBG okursam bunu rahatça yapabilirim. MBG'nin tıpa göre yoğun olmayan programı beni daha özgür kılacak, öğrenmek ve gelişmek istediğim alanlara zaman ayırmakta problem yaşamayağım. Ama tıbbiyede bu istediğimi pek yapamayacağım muhtemelen?
MBG mi okusam ya?:)