Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) geçen yıl bu zamanlarda YÖK tarafından kadro istenmemesi ve buna istinaden Maliye Bakanlığı tarafından istenmeyen kadrolara bütçe tahsis edilmemesi ile geçen yıl bu zamanlar rafa kaldırılmıştı.
Bakınız: http://mdphdturkiye.blogspot.co.ke/2015/09/ogretim-uyesi-yetistirme-programnn-oyp.html
Aslına bakacak olursak, YÖK'ün kadro istemesi ve buna istinaden Maliye Bakanlığı'nın bütçe tahsis etmesiyle tekrardan aktif olabilecek bir pozisyondaydı. İlerleyen yıllarda yeni hükumetler tarafından tekrar canlandırılabilir bir pozisyondaydı. Lakin son yayınlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ÖYP ile atanmış araştırma görevlilerinin statüleri 33a kadrosundan 50d kadrosuna çevrilmiştir. Böylece ÖYP'nin ruhu olan bu kadro tamamıyla bitirilmiş olmaktadır.
Bakınız: http://www.yok.gov.tr/web/guest/oyp-li-arastirma-gorevlilerinin-50d-ye-donusturulmesi-hakkinda-genelge
33a 50d Farkı
ÖYP ile atanan araştırma görevlileri atandıkları üniversitelere 33a olan devamlı kadro ile atanırlar. Böylece yurt içinde doktora eğitimini tamamladıktan sonra üniversitelerinde doktora sonrası çalışmaya kesintiye uğramaksızın devam edebilirler.
50d ise üniversitelerin kendi adına aldıkları araştırma görevlilerine verdikleri kadrodur. 33a kadrosundan tek farkı yüksek lisans ya da doktora bittiğinde araştırma görevlisinin üniversite ile ilişiğinin kesilmesidir. Kişi ilişik kesilmesi sonrası bir akademik pozisyona başvurur ve kabul alması halinde üniversitede bir unvan ile çalışmaya dönebilir.
ÖYP ile atanan araştırma görevlilerine 33a kadrosu verilmesinin doğru ya da yanlış olmasını tartışmam. Bu devletin kararıdır. Lakin, ÖYP programı başlayıp kişiler özlük haklarını değerlendirdikten sonra programa başvurup kabul aldıktan sonra kuralları değiştirmek oldukça yanlış. Sonuçta bu özlük hakları olmasaydı ÖYP programına başvurmayacak birçok kişi vardı. Ben oyunun kurallarının başta belirlenmesi taraftarıyım.
Akademik Personel Kalitesi Olarak ÖYP'nin Karnesi
ÖYP programı kapsamında araştırma görevlisi yerleştirmeleri ALES, dil ve okul puanlarının belirli yüzlerle alınması sonucunda oluşan puana göre yapılmaktadır. Kim puan olarak yüksek puana sahipse kadrolara yerleşmektedir. ÖYP kapsamında 2015 yılında yapılan alımlar hariç mülakat yapılmamıştır. Dolayısıyla programa giren adaylar tarafsız bir elemeden geçirilerek alınmıştır. Belki de (bence öyle, sizcesini bilemem) Türkiye tarihinde yapılan en tarafsız araştırma görevlisi ve akademik personel alımı olmuştur. Programa kabul edilen kişiler, kendi gözlemim, genel olarak akademik alana istekli kişilerden oluşmaktadır. Tabi ki bırakan, layık olmayan kişiler bu program kapsamında bir yerlere yerleşmiş olabilir, lakin bu yüzdenin şimdiye kadar uygulanan politikalar arasında en düşük yüzdeye sahip olduğunu düşünmekte ve gözlemlemekteyim.
Bu şekilde tarafsız bir şekilde yapılan alımın birilerinin ya da bir grubun tarafına kaydığını düşünmek oldukça yanlış bir yaklaşım. Devlet buna göre suçlu olan kişileri program kapsamına almaz, isterse mülakat koyar. Devlet, ülkesinde her şeyi yapmaya muktedirdir. Sonrasında çıkıp bir grubu bahane ederek tüm programı alaşağı etmek çok yanlış bir tutumdur. Bu yapıldığında da ÖYP ve geldiği ruh tamamen bitmiş demektir.
Temel Bilimlerde Doktora Yapmak İsteyen Hekimler
Artık ÖYP olmadığına göre temel bilimlerde doktora yapmak isteyen hekimler üniversiteler tarafından açılacak 50d yani cari usül kadrolara başvurabilirler. Diğer yandan doktora yapmak istediğiniz bölümle görüşüp, doktorayı araştırma görevlisi olarak yapma isteğiniz varsa bölüm başkanı ile görüşüp size kadro açması isteğinizi iletebilirsiniz. Bölüm başkanı var olan kadroları sorgulayarak belki de 50d kadrosu açtırabilir. Siz de yapılacak genel alıma başvurarak değerlendirme kriterlerine göre üst sırada iseniz kabul alabilirsiniz. Genelde temel bilimlere ve doktora hekimlerimiz tarafından ilgi az olduğu için pek kimse ile yarışmayacağınızı söyleyebilirim.
Son Olarak
ÖYP programı rafa kalkmanın ötesinde tamamen bitmiştir. Belki de gelecekte farklı adlar ve benzer konseptler çerçevesinde reenkarne olabilir.
Özlük haklarına bakarak ÖYP programına dahil olmuş araştırma görevlilerine çok yazık edilmiştir. Oyun sırasında oyunun kuralları değiştirilmiştir.
Suçun şahsiliği esastır. Suçlular bizzat cezalandırılmalıdır. Ama bazı suçlular yüzünden ülkemizin geleceğine çok faydalı olan ÖYP programı ve program katılımcıları toptan cezalandırılmamalıdır / cezalandırılmamalıydı.
Temel bilimlerde araştırma görevlisi olarak doktora yapmak isteyenler bundan sonra 50d kadroları takip edebilirler.
Kariyerinizde başarılar dilerim.
25 Eylül 2016 Pazar
Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı'nın (ÖYP) Asıl Bitişi
Etiketler:
33a,
33a 50d geçiş,
50d,
674 khk,
öyp,
öyp bitişi,
tıpta doktora
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Temel bilim uzmanı olmanın uluslararası ortamda anlamı olmadığını okuyoruz bu blog'da. Acaba bu uzmanların yurt dışında herhangi bir şekilde araştırmalara katılamayacağını mı ifade etmektedir? Eğer böyle bir sınırlama bulunmamaktaysa şu an uzmanlık programlarına katılmak daha mantıklı bir seçim olarak duruyor, sizce de öyle değil mi?
YanıtlaSilMerhabalar.
SilUzmanlık - PhD ayrımı hiçbir zaman siyah-beyaz ayrımı gibi değildir. Konu GRİ bir konu.
PhD yapmanın da uzmanlığın da kendine göre avantajları var. Hiçbir zaman uzmanlık yapmaya hiçbir alanda ANLAMSIZ demedim, demem, zaten anlamsız da değil.
Sadece uluslararası olarak fizyoloji uzmanlığı kabul edilen akademik bir derece değildir. Bu demek değil ki araştırmaya yurt dışına gidemezsiniz. Tıp fakültesi diplomanızla da araştırmaya gidebilirsiniz. Diğer yandan doktora yapan ya da yapmış kişiler fizyoloji alanında akademik yolda ilerleyen kişiler olarak kabul edildiğinden daha kolay yurt dışı araştırma ve diğer pozisyonlara kabul alacaklardır. Uzmanlık öğrencileri ya da sahibi olan kişiler daha zorlanarak gideceklerdir.
Yazılarda da belirttiğim gibi her ne kadar ülkemiz fizyoloji uzmanlarına ve diğer temel bilimler uzmanlarına AKADEMİSYEN olma şansı tanısa da, yurt dışında uzmanlık (specialist) kadroları Sağlık Bakanlığı'nın sahada kullanacağı formasyon sahibi kişiler olarak anlaşılmaktadır. Zaten bu durum da benim yazılarımdan değil, uluslararası anlayıştan kaynaklanmaktadır.
Durum bundan ibarettir. Görüldüğü gibi durum siyah-beyaz kadar açık olmamakla beraber GRİ bir konudur.
Bu bilgilerle herkes kendi yolunu seçebilir. Uzmanlık ya da doktora. Ama sonrasında yolun artılarına ve eksilerine katlanmak gerekir. Seçim tabi ki size ait.
Kariyerinizde başarılar dilerim.
Merhaba, blogunuzu uzun zamandir takip etmekteyim, bu aşamada 2 yıl önce mezun olup genetik doktorasına başlamamda çok etkili oldu teşekkür ederim, fakat motivasyonumu bozan bazı durumlar var; o da şöyle ki genetik doktorası yapan hekimler konusu iyice karışık gibi duruyor. Klinik puanıyla uzmanlığa seçilen ve diğer temel bilimlere göre klinik yönü fazla olan, hasta muayenesi tetkik vs olan bir bölüm ve diğer doktora programlarından bu vesileyle daha farklı olduğu kanaatindeyim. Ben de klinik alanda çalışmak istiyorum fakat ileride tüzük yönetmelik gibi nedenlerle problem yaşarım korkusu ve belirsizliklerin olması doktorayı bırakıp tusa hazırlanma aşamasına gelmeme neden oldu. o yüzden söyleyecekleriniz yol çizmemde gerçekten aydınlatıcı olacak.
YanıtlaSilBaşlıca sorularım şöyle özetlenebilir:
İş ilanlarını incelediğimde ilgili bir yönetmeliğe rastladım;
Madde 14- Genetik tanı merkezlerinde aşağıda sayılan ve niteliği belirtilen personelin bulunması gereklidir;
b) Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu: Klinik Genetik, Tıbbi Genetik, Tıbbi Biyoloji ve Genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış bir tabib olması gerekir. Bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi veya yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve bu belgeleri Komisyonca onaylanmış kişiler Genetik Tanı Merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebilir.
PhD sonrası özellerde çalışmanın önü açık mıdır? Özel üniversiteler ya da tanı merkezleri gibi. Özel üniversitelerde Tus ile uzmanlık yapanlarla aynı yetkilere sahip olunur mu?
*Devlet üniversitelerinde akademik devam etme şansım olursa maddi veya manevi (muayene yetkisi gibi) olarak hekim kökenli olmanın faydasını görür müyüm?
Açıkçası zor süreçler geçerek geldiğimiz noktada emeklerimizin karşılığını alamama veya sistemin belirsizliklerinde kaybolma ihtimali düşündürücü.
Aldığım bir diğer duyum da ileride temel bölümlerin tus ile degil de sadece doktora yoluyla yapılacağı yönünde. Belki zaman gösterecek bu soruların şuan tam bir cevabı yok ama yorumunuzu almak istedim.
Değerli vaktiniz için teşekkür ederim
Merhabalar.
SilHayırlı olsun umarım yakın zamanda doktora sahibi olursunuz.
Paylaştığınız yönetmelik maddesinde uzman ya da "BİLİM DOKTORU" olan "TABİP" denmekte. Doktora sonrası sizin alacağınız derece PhD yani BİLİM DOKTORU derecesidir. Bu yönetmeliğe göre o zaman genetik tanı merkezi açabilirsiniz.
Hekim olarak her zaman hastayı muayene etme yetkiniz var. Yönetmelik böyle ise devlette ya da üniversitede de hasta görebilme yetkiniz olması lazım mantıken, ama olmayabilir de. Araştırmak lazım.
Ben şahsen doktoraları ikiye ayırıyorum: Fizyoloji, histoloji, anatomi gibi salt temel bilimler bence sadece DOKTORA olarak olmalı. Uzmanlığına gerek yok. Sağlık Bakanlığı bu uzmanları istihdam edecek yer bulamıyor sonra yine üniversiteye atıyor. Diğer yandan halk sağlığı, genetik gibi hem klinik ve saha yönü olan bölümlerde hem uzmanlık hem doktora olabilir. Biliyorsunuz bunların farkı da birisi sahaya yönelik uygulama titri, diğeri ise akademik olarak teorik bir eğitim. Tabi bu konu tartışılabilir.
Bence başladığınız doktorayı bitirin. Velev ki TUS ile genetik uzmanlığına girseniz bile doktoranıza devam edin. Bitirdiğinizde hem uzman doktor hem de PhD yani bilim doktoru olursunuz ki çok sağlam derecelerdir. Doktora yapmanız her ihtimalde size yarardır. Yok doktora yapmak hasta görme isteğinize yaramazsa TUS çalışıp bir yandan da uzmanlıkla doktorayı beraber götürmekte fayda var.
Benim şahsi bilgim bu kadar. Geri kalanı sizin ileri araştırmalarınız ve nihai yani son kararınız olacaktır. Kendinizi beklentilerinizi iyi irdeleyin ve ona göre karar verin. Erkenden karar vermekte ve yönlenmekte fayda var.
Kariyerinizde başarılar dilerim.
Öncelikle böyle bilgiler vererek tıp öğrencilerinin ve doktorların ufkunu açtığınız için teşekkür ederim. Ben intörn hekimim ve PhD programlarından ilgimi çekenler var fakat bu süreçte maaş olmaması, maddi imkanların neler olduğu konusunda güncel bir yorum daha yapabilir misiniz ?
YanıtlaSilMErhabalar.
SilDoktoranızı araştırma görevlisi kadrosunda yani tam zamanlı maaşlı olarak yapmıyorsanız doktora eğitimi ve hayatını geçindirme maalesef farklı alanlar olmuş oluyor.
Doktora derslerine devam etmeniz gerekiyor. Diğer yandan da hayatınızı geçindirmeniz gerekiyor. Aile hekimliği, acil hekimliği, TSM, 112, işyeri hekimliği yani doktora derslerine gidebilmek için nerede ayarlama yapabiliyorsanız orada çalışabilirsiniz.
Ayrıca çalışmıyorsanız TÜBİTAK tarafından verilen doktora araştırma bursuna başvurabilirsiniz. 2.000 - 2.500 tl civarında bir burs veriyor. O da size çok yeterli olmayabilir.
Yani bir yandan çalışıp diğer yandan da doktora derslerine katılabilecek şekilde işinizi ayarlayabileceğiniz bir pozisyonda olmanız gerekiyor.
Başarılar dilerim.