31 Mayıs 2019 Cuma

Yönetici Pozisyonunda Çalışmak İsteyen Hekimler İçin Yüksek Lisans Doktora ve Lisans Eğitimlerinin Önemi

Değerli arkadaşlar hepinize merhabalar.

Uzun zamandan beri yüksek lisans, doktora ve açıköğretim gibi eğitim imkanlarını siz tıp doktorları için yazmaya ve paylaşmaya çalışıyorum. Bunları yaparken herkesin okuma sevdalısı, kendini bilimsel ve akademik olarak geliştirmeye çalışan idealist kişiler olduğunuzu düşünerek yapıyorum. Ondan dolayı maddi yararlarına pek girmiyorum. Diğer yandan bu eğitimlerin maddi yararları da yadsınamaz. Uzun zamandır sizlerden bu yönde sorular geliyordu eğitim imkanlarının sağlıkta yöneticilik pozisyonlarına etkisi üzerine.

Mevzuat denizi tabi ki çok büyük. Mevzuat içerisinde tıp doktorları için yüksek lisans, doktora ve tıp harici lisans eğitimlerinin faydalarını iki yerde yakaladım. Onları sizlerle paylaşacağım.

Sağlık Yöneticiliği ve Başhekimliklere Etkisi

Her tıp doktoru aynı zamanda bir yöneticidir. Yönetim, özelde sağlık yönetimi, bilmesi gerekir. Çünkü tüm tıp doktorları bir birimi ve belirli sağlık çalışanlarını idare etmektedir. Diğer yandan sağlık alanında yönetici olmak isteyen ve başhekimlik gibi pozisyonları düşünen tıp doktorları olabilir. Burada 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (25.08.2017 tarih ve 30168 sayılı Resmi Gazete) ile gelen ve 18.04.2018 tarihinde güncellenen Madde 190'da şu şekilde geçmektedir:


Eğitim ve araştırma hastaneleri başhekiminin eğitim görevlisi tabip veya tıp alanında doçent veya profesör unvanlı tabip; diğer hastane başhekimlerinin uzman tabip veya tıp, hukuk, kamu yönetimi, işletme, sağlık yönetimi alanında lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimi almış tabip; yüz yatağın altındaki hastane başhekimlerinin tabip; ağız ve diş sağlığı ile ilgili hastanelerde başhekimin diş hekimi olması; başhekim yardımcılarının ise tıp, diş hekimliği veya eczacılık öğrenimi almış olması veya lisansüstü eğitim yapmış olmaları kaydıyla sağlık bilimleri lisansiyeri olması gerekir.

Maddede hastane başhekim ve başhekim yardımcısı olma şartları düzenlenmektedir. Eğitim ve araştırma hastanesi (EAH) başhekimlerinin öğretim görevlisi, doçent veya profesör gibi bir akademik unvana sahip olması gerekmektedir.

Diğer hastanelerin başhekimlerinin uzman doktor ya da tıp, hukuk, kamu yönetimi, işletme, sağlık yönetimi olanlarında lisans, yüksek lisans ya da doktora eğitimi almış tıp doktoru olması gerekmektedir. Buradan şunu anlamaktayız:
  • Eğitim ve araştırma hastaneleri hariç özel ve devlet hastanelerine başhekim olmak için öncelikle tıp doktoru olmanız gerekmektedir.
  • Tıp doktoru olmanın yanında tıp alanında bir yüksek lisans ya da doktora sahibi olmak ya da
  • Tıp doktoru olmanın yanında açıköğretim ya da örgün öğretim fark etmez hukuk, kamu yönetimi, işletme veya sağlık yönetimi alanında lisans bitirmiş olmak ya da
  • Tıp doktoru olmanın yanında hukuk, kamu yönetimi, işletme veya sağlık yönetimi alanında yüksek lisans ya da doktora sahibi olmak  gerekmektedir.
Bu eğitimlerden herhangi birisine ya da birden fazlasına sahip olanlar EAH haricinde özel ve devlet hastanelerine başhekim olarak atanabileceklerdir. 100 yatak altı hastanelere ise başhekim olabilmek için tıp doktoru olmak yeterlidir.

Sağlık Yönetimi İçin Açıköğretim ve Tezsiz Yüksek Lisans Karşılaştırması

Sağlık yönetimi alanında tezsiz yüksek lisans mı ya da açıköğretim lisans/önlisans mı bitirmek daha avantajlı şeklinde çok soru gelmektedir. Yukarıda da görüldüğü gibi sağlık yönetimi alanında yüksek lisans yapmış olmak ya da işletme, sağlık yönetimi gibi alanlarda lisans mezunu olmak yöneticilik için gerekebilmektedir. Bu açıdan lisans mezunu olabilmek için 2 yıllık sağlık kurumları işletmeciliği ya da yönetimi yeterli olmayacaktır. Bu eğitimi 4 yıla tamamlamak gerekecektir. Sağlık yönetimi bölümünün 2 yıllık önlisans ve 4 yıllık lisans bölümleri açıköğretimde ya da örgün olarak bulunmaktadır. Yukarıdaki şartlarda başhekim olabilmek için ya 4 yıllık sağlık yönetimine başlayıp bitimek ya da 2 yıllık önlisans bölümünü bitirip Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile kolayca 4 yıllık Sağlık Yönetimi ya da İşletme bölümüne geçmeniz gerekmektedir. 4 yılda 2 diploma almak istiyorsanız 2 yıllık sağlık kurumları işletmeciliğini bitirip DGS ile 4 yıllık işletme ya da sağlık yönetimi bölümüne geçebilirsiniz.

Açıköğretimde lisans mezunu olmak çok maliyetli bir eğitim değildir. Dönemine 200 - 300 lira arası bir maliyetle 8 dönem 4 yılda bitebilir. Diğer yandan Sağlık Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisansı 3 ya da 4 dönemde yani 1,5 - 2 yılda kısa sürede bitmekte ama maliyet olarak 5.000 - 20.000 lira arası gibi yüksek bir maliyet gerektirmektedir.

Açıköğretim ile lisans bitirmek için derslere girmenize gerek yoktur, Çok çalışmadan ve yılda 4 ile 6 haftasonu sınavlara girerek mezun olabilirsiniz. Diğer yandan Sağlık Yönetimi yüksek lisansı için derslere katılmanız, sunum yapmanız, ödev hazırlamanız, sınavlara girmeniz ve yüksek lisansı bitirebilmek için proje ödevi yapmanız gerekmektedir. Yüksek lisans süre olarak kısa olsa da daha yoğun bir eğitimdir.

Bu noktada bu hususları göz önünde bulundurarak seçim yapmak size düşmektedir.

Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlığı

Mevzuatta geçen diğer bir konu ise Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) başkanı olabilmek için geçen eğitim hiyerarşisidir. Toplum Sağlığı Merkezi ve Bağlı Birimler Yönetmeliği'nde (05.02.2015 tarihli ve 29258 tarihli Resmi Gazete) Madde 6'da TSM başkanının nasıl atanacağına dair şu madde geçmektedir:

Toplum sağlığı merkezine, müdürlüğün teklifi ve Kurumun onayı ile bir hekim, TSM başkanı olarak görevlendirilir. Görevlendirme, tercihen aşağıdaki kişiler arasından, sıralamaya uyularak yapılır;
a) Halk sağlığı uzmanı ya da epidemiyoloji uzmanı hekimler,

b) Halk sağlığı ya da epidemiyoloji alanında doktora yapmış olan hekimler,

c) Halk sağlığı ya da epidemiyoloji alanında yüksek lisans yapmış olan hekimler,

ç) Yönetimle ilgili alanlarda doktora ya da yüksek lisans yapmış olan hekimler,

d) Bakanlıkça ya da Kurumca onaylanmış toplum sağlığı ile ilgili alanlarda sertifikalı eğitim alan hekimler öncelikli olmak üzere diğer hekimler.

Toplum Sağlığı Merkezi başkanlığı her ne kadar taşra teşkilatında bürokratik olarak çok önem verilen bir yönetim pozisyonu olmasa da halkın sağlığına doğrudan etki etmesi nedeniyle önemli bir pozisyondur. Bundan dolayı yönetmelikte başkan olabilmek için yukarıdaki gibi bir hiyerarşi belirlenmiştir.

TSM başkanı olabilmek için ilk seçenek halk sağlığı ya da epidemiyoloji alanlarından birisinde tıpta uzmanlık ya da yandal yapmış olmaktır. İkinci sırada ise yine aynı alanlarda doktora eğitimi gelmektedir. Üçüncü sırada ise bu alanlardan alınmış yüksek lisans eğitimi gelmektedir. Doktora ve tıpta uzmanlık eğitimleri düzey olarak denk eğitimlerdir. Tıpta uzmanlık eğitiminin önde olmasının sebebi sahaya ve uygulamaya yönelik olması ve Sağlık Bakanlığı tarafından kabul edilmesidir. Halk sağlığı ya da epidemiyoloji doktorası sahibi hekimler uzman doktor olarak kabul edilmemektedir. Çünkü doktora bir saha ve uygulama derecesi değil akademik bir derecedir. Bunlara rağmen yönetmelikte halk sağlığı doktorası ya da uzmanlığı eşit derecede kabul edilebilir, bunun önünde bir engel yoktur.

Dördüncü sırada ise yönetimle alakalı yüksek lisans ve doktora yapmış hekimler maddesi geçmektedir. Burada yönetimden kasıt işletme ve sağlık yönetimi bölümleridir. Sağlık yönetimi yüksek lisansı (MHA) ya da işletme yüksek lisansı (MBA) ya da doktora yapmış hekimler de önceliklendirilmektedir.

Sonuç

Sağlık alanında yönetim pozisyonlarına alanında eğitim almış hekimlerin önceliklendirilmesi birkaç alanda başlamış durumda. Bunu bir başlangıç olarak kabul ediyor ve ilerleyen zamanlarda birçok alanda artarak devam edeceğini umuyorum. Siz tıp doktorları da hem eğitim sevdasıyla ve geleceğe yatırım olarak LİSANS, YÜKSEK LİSANS ve DOKTORA eğitimlerinize devam ediniz. Eğitime yapılan yatırım boş kalmayacaktır.

Yasal mevzuatta ya da haricinde geçen konuyla alakalı bildiğiniz uygulamalar varsa lütfen sizler de burada paylaşınız.

Hepinize kariyerinizde başarılar dilerim.


30 Mart 2019 Cumartesi

Genel İngilizce ve Tıbbi İngilizce

Ülkemizde İngilizce kanayan bir yaradır. Ülkemizde olduğu kadar tıp öğrencileri ve tıp doktorları arasında da İngilizce kanayan bir yaradır.

Aslında konu başlığı belki de yabancı dil olmalı ama artık yabancı dil eşittir İngilizce halini almıştır.

Bu yazıda bir tıp doktoru için İngilizce'nin gerekliliğine ve nasıl öğrenilmesi gerektiğine değinelim.

Bir Tıp Doktoru İçin İngilizce Gerekli Midir?

Atalarımız "bir dil bir insan, iki dil iki insan" demektedirler. Aslında yabancı dil bilgisini, görgüsünü ve kültürünü artırmak isteyen herkes için gerekliliktir. Yabancı dil, özellikle İngilizce ise bir tıp doktoru için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Çünkü tıbbi literatür çok hızlı değişmektedir. Tıbbi literatürün çoğu dilimize çevrilmemekte ya da çevrilenler ise Türkçe'ye çevrilene kadar yıllar geçmektedir. Dolayısıyla tıbbi gelişmeleri kaynağından ve hızlı bir şekilde öğrenmek adına İngilizce bilmek bir tıp doktoru için gerekliliktir.

Yabancı Dilde Tıp Eğitimi Olmalı Mı?

Yabancı dilde tıp eğitimi günümüzde oldukça popüler hale gelmiştir. Zamanında bir profesörün dediğini ben de kendime şiar edindim: "Bir tıp doktoru muhakkak İngilizce bilmeli ama tıp eğitimi Türkçe olmalıdır". Evet İngilizce bilmek ve İngilizce Tıp okumak farklı şeylerdir. Kişi bir bilimi en iyi kendi dilinde öğrenir. Bundan dolayı tıbbiye Türkçe olmalıdır. Diğer yandan öğrenciler iyi bir Genel İngilizce ve Tıbbi İngilizce eğitimi ile desteklenmelidir.

Tarihsel geçmişimize baktığımızda ülkemizin ilk ve o zamanlar tek tıp fakültesi, bugünkü İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nin kökeni olan Tıbbiye-i Şahane 1900'lü yılların başlarına kadar o zamanın popüler yabancı dili olan Fransızca eğitim yapmıştır. Öğrencilerin çok zorlanması ve öğrenmede kısıtlılıklar nedeniyle 1900'lü yılların başlarında eğitim dili Türkçe'de dönmüştür. Atatürk devrinde ise Nazi Almanya'sından kaçan Yahudi bilim adamları İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne geldiklerinde önlerine konulan şartlar Türkçe öğrenmeleri, eğitimi Türkçe olarak vermeleri ve Türkçe bir ders kitabı yazmaları idi. Tarihsel arka planımız ortadadır.

İngilizce bir tıp fakültesinden mezun olan kişinin yabancı dil sorunu olmayacağı açıktır. Lakin iyi bir doktor olmak noktasında eğitimini alabildiği noktasında şüpheler doğmaktadır.

Genel İngilizce Tıbbi İngilizce Farkı

Bir dilin tamamına genel diyebiliriz Tıbba özel tarafını ise Tıbbi İngilizce olarak tanımlayabiliriz. Genel İngilizce içerisinde ana olarak bildiğimiz dört beceri, yani Okuma, Dinleme, Yazma ve Konuşma vardır. Tıbbi İngilizce ise sadece tıbbi terimler üzerinden okuma üzerine olan bir bilimdir. Tıbbi İngilizce eğitimi olarak tıbbi olarak dört beceriyi de öğreneceğini sananlar yanılırlar. İngilizce'yi bir piramit olarak düşünürsek tabanı genel İngilizce oluşturmaktadır. Tıbbi İngilizce ise piramidin üst kısmında olan özel bir kısımdır. Bir kişi Genel İngilizce öğrenmeden öğrendiği Tıbbi İngilizce yarım kalmaktadır. Öncelikle Genel İngilizce öğrenmek sonrasında ise Tıbbi İngilizce öğrenmek en doğrusudur.

Tıbbi İngilizce kişinin tıbbi olarak konuşmasını, dinleme ve yazma becerilerini kazanmasını sağlamaz. Ancak Genel İngilizce üzerine olan Tıbbi İngilizce eğitimi bunu sağlayabilir. O zaman Tıbbi İngilizce eğitimi neye yarar?
  • Genel İngilizce bilmeyenler için en azından tıbbi makale ve kitapları okuyacak kadar bir İngilizce bilmeye yarayabilir.
  • Eskiden yapılan TUS İngilizce sınavı gibi YÖKDİL Sağlık Bilimleri Sınavı gibi İngilizce sınavlarını geçmeye yarayabilir.
Bunun haricinde çok da bir şeye yaramaz.

Genel İngilizce'yi Nasıl Öğrenirim?

İngilizce bilgisi otoriteler tarafından genel olarak 6 seviyede incelenmektedir:
  1. Beginner - A1
  2. Elementary - A2
  3. Pre-Intermediate - B1
  4. Intermediate - B2
  5. Upper-Intermediate - C1
  6. Advance - C2


Kendi görüşüm (tabi ki istisnalar vardır): Bir kişi İngilizce'yi Intermediate seviyesine kadar kendi ülkesinde öğrenebilir. Daha ileri seviye için yurtdışında yaşamak ya da kursa gitmek gerekir.

Pre-Intermediate ve Intermediate seviyesine kadar beğendiğiniz bir kursa gidin. Bolca yabancı dilde makale okuyun, dinleme yapın. Daha sonrasında ise paranız veya imkanınız varsa bir yaz tatilinde yurtdışına gidin. Gitmişken dil kursuna gidin ya da bir üniversitede öğretim üyesinin yanında staj yapın. Yurtdışına gidemiyorsanız ülkemizde konuşma kulüplerine kaydolun, bolca pratik yapın.

Nasıl Tıbbi İngilizce Öğrenirim?

Tıbbi İngilizce öğrenmek için kursa gitmeye bile gerek yoktur. Yabancı dilde tıbbi kitap ve makaleleri okudukça Tıbbi İngilizce'niz gelişir. Bu noktada ne kadar Genel İngilizce tabanınız varsa o kadar kolay Tıbbi İngilizce öğrenirsiniz. 

İngilizce Öğrenmenin Göstergesi Nedir?

Yurtdışında birçok yer için TOEFL sınavından 80 ve üstü, IELTS sınavından ise 6,5 ve üstü not almak İngilizce açısından kabul edilen azami göstergelerdir. Bu sınavlardan bu notları almışsanız İngilizce biliyorsunuz demektir. Diğer yandan ülkemizde alacağınız YDS ya da YÖKDİL puanları gerçek İngilizce bilgisinin göstergesi değildir. 

Sınav Puanları ve İngilizce Seviye Karşılıkları


İkinci Dil, Osmanlıca ve Latince Bilgisi

Tıp öğrencileri tek bir yabancı dille yetinmemeli, ayrıca ikinci bir dile bile yönelebilirler. Bu noktada kişisel tercihiniz önem kazanmaktadır. Dünya üzerinden İngilizce'den sonra en çok konuşulan dil olan İspanyolca, tercihinize göre Almanca, Fransızca, İtalyanca hatta yenilikçi bir düşünce ile Rusça veya Çince bile tercih edilebilir. Öğrendiğiniz her dil size medikal ve paramedikal bir değer katacaktır. 

Diğer yandan dil olmasalar da önemli birer beceri olan Osmanlıca ve Latince konusu var. Eski tıbbi metinleri incelemek amacıyla Osmanlıca öğrenilebilir. Bugün Tıp Tarihi ve Etik doktorası yapmak isteyenler için Osmanlıca zorunlu bir derstir. Ayrıca tıbbın kodu olan Latince de önemlidir. İlgisi olan Latince konusunda kendilerini geliştirebilirler.

Sonuç

Her tıp doktorunun mümkünse İngilizce bilmesi, değilse tıbbi makale ve kitapları okuyacak kadar İngilizce bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Diğer yandan yabancı dilde tıp eğitimine karşıyım.

Tıbbi İngilizce kursları ile yapılabilecekler oldukça sınırlıdır, yukarıda belirtilmiştir. Tıbbi İngilizce kursları ile İngilizce konuşup, hasta muayene edip, dinlediğinizi anlayabileceğinizi söyleyen kurslara inanmayın, para tuzağıdır. Genel İngilizce öğrenin, Tıbbi İngilizce'nizi yabancı dilde makale ve kitap okuyarak bile geliştirebilirsiniz. Kursa gitmenize bile gerek yok.

Mümkünse tek bir dille kalmayın, ikinci bir öğrenin. Osmanlıca ve Latince ile bilgi ve görgünüzü artırın.

Başarılar dilerim.

10 Mart 2019 Pazar

MD PhD Türkiye 7. Yıl

Herkese merhabalar.

Blog kurulalı 7 yılı geçti. Bu süre içerisinde blogda temel bilimler, doktora, PhD ve genel tıbbi felsefi konularda 50 üstünde yazı paylaşıldı.

Blogda 600'e yakın yorum yapıldı ve bu yorumlara cevap verildi.

Kurulduğu günden bu yana yapılan ziyaret sayısı: 150.000.
Çok geniş bir coğrafyadan Rusya, ABD, Almanya, Ukrayna, Azerbaycan, Türki Cumhuriyetler, Kıbrıs, ... takipçi ve okur blogu ziyaret etmekte.

Bu blogu kurarken ki amacım, o zamanlar kimsenin bilmediği, bakir bir alanda tıp doktorlarını bilgilendirmekti. İlk yola çıktığımda kendi yolumu kendim açtım. İstedim ki başkaları kendi yolunu açmak zorunda kalmasın ve açılmış bir yoldan gitmenin verdiği rahatlığı yaşasınlar. Çok şükür ki şu anda tıpta doktora imkanlarını merak edip de blogda bulunamayan bir soru olduğunu düşünmüyorum.

Buradan başka hiçbir beklentim olmadı. Hatta bloga hiçbir Google Adsense veya harici bir reklam da almadım. Sadece ülkemizin bilimsel gelişimine faydalı olmayı amaçladım.

Her 100 tıp doktorundan istatistiksel olarak 3 ya da 5 tanesinin temel bilimler tercih etmesi gerekir. Ama tıp doktorlarımızın popüler kültürün etkisinde farklı uzmanlıklar peşinde koştuğunu gördüm. Bu blogu da temel bilimleri değerlendirin, o 3 - 5 tıp doktoru görsün de mutlu olacakları bölümler olan temel bilimleri yazsınlar diye kurdum. Diğer yandan klinisyen olup yanında doktora yapmayı düşünecek her 100 tıp doktorundan yine 3 - 5 doktorun faydalanmasını da amaçladım. Bu blogdaki sözlerim zaten her tıp doktoruna değil, istatistiksel olarak konuşmak gerekirse (statistically speaking), her 100 tıp doktorundan en fazla 10 tanesinedir.

Bu noktada bu blog sizlere ne kadar faydalı oldu? Merak etmekteyim. Bu blogdan faydalanıp hayatında önemli değişiklikler yapanlar yorumlara yazabilirler mi acaba?

Sizden gelecek yorumlar blogun daha aktif olmasına, yeni makalelerin gelmesine, hatta blog danışmanlık ve doktora MD - PhD konularıyla alakalı daha farklı projelere sebep olacaktır.

Lütfen bu blogu okuyan ve faydalananlar görüş ve önerilerini yazsınlar.

Kişisel, bilimsel ve profesyonel gelişim uğrunda yolumuza devam edelim.

24 Şubat 2018 Cumartesi

Doktora Mülakatı ve Bazı Tavsiyeler

Doktoraya ALES, dil puanı ve mezuniyet notunuzla başvurdunuz. Genel doktora skorunuzu belirleyecek son etmen doktora mülakatından alacağınız nottur. Var ise ALES, dil puanı ve mezuniyet notuyla alakalı şartları sağlıyorsanız doktora mülakatına çağrılırsınız. Doktora mülakatı iki kısımdan oluşur: Yazılı (kompozisyon) ve sözlü mülakat.

Yazılı Mülakat (Kompozisyon)

Doktora mülakatına gittiğinizde ilk yapacağınız şey belirli bir zaman içerisinde doktora bölümünü neden istediğiniz, bölümle alakalı vizyonunuzu ifade ettiğiniz bir kompozisyon yazmak olacaktır. Bu yazılı kısım yasal mevzuat gereği zorunludur. Birçok mülakatta bu kompozisyon kısmına pek ehemmiyet verilmemekte, yasal zorunluluğu yerine getirmek amacıyla istenmektedir. Siz yine de öz bir şekilde düşüncelerinizi kağıda aktarın. En sonunda bu kağıda bir not verilmektedir.

Sözlü Mülakat

Doktora mülakatının en önemli kısmı sözlü mülakattır. Genelde karşınızda üç öğretim üyesi bulunmaktadır. Size yazılı mülakattaki konularla benzer bir şekilde bölümü neden istediğinizi, gelecekte neler yapmayı planladığınızı, kısacası neden sizi almaları gerektiğiyle alakalı sorular soracaklardır. Sorular genelde bu minvaldedir. Alanla alakalı bilimsel sorular sorulmamaktadır. Sözlü mülakat sonucunda üç öğretim üyesi sözlü ve yazılı mülakat için 100 üzerinden size bir not vermektedir. Bu üç notun ortalaması da mülakat notunuzu oluşturmaktadır.

Erkek Adaylar ve Askerlik Konusu

Ülkemizde birçok erkek tıp doktoru askerliği ertelemek ve bedelli askerliği beklemek adına doktora programlarına başvurabilmektedir. Temel bilimler hocalarının en istemediği şey budur. Ondan dolayı da askerliğini yapmamış yeni mezun erkek adayları özellikle askerlik yönünden sorgulayacaklardır. Adanmış ve isteyerek doktora programlarına girmeniz en iyisidir tabi ki. Diğer yandan askerliği erteleme gibi bir niyeti olanlar da bu niyeti belli etmese iyi olacaktır.

Mülakat Öncesi Öğretim Üyeleriyle Tanışın

Bir yılın Ağustos - Eylül ayında yapılacak doktora başvuruları ve doktora mülakatı için mümkünse önceki dönemin Şubat Mart ayları gibi bölümle ve öğretim üyeleriyle tanışma ziyareti yapın. Ağustos Eylül ayında alınacak doktora kadroları Şubat Mart aylarında belli olmakta ve bölüm tarafından Sağlık Bilimleri Enstitüsü'ne gönderilmektedir. Bu aylarda yapacağınız ziyaret öğretim üyelerinin sizi düşünerek kadro sayısını artırmasına ya da kadro açmayacaklarsa da kadro açmalarına vesile olabilecektir. Öğretim üyeleri Şubat Mart aylarında anabilim dalı akademik kurulunda gelecek dönem açacakları doktora kadrolarını karara bağlamakta ve resmi yazı Sağlık Bilimleri Enstitüsü'ne gitmektedir. Daha geç yapacağınız ziyaretin açılacak kadro sayısına etki edebilme ihtimali yoktur. Bölüm ziyareti yapmanız ve öğretim üyeleriyle tanışmanız doktoraya başlamayı ne kadar istediğinizi göstermeniz adına fırsattır. İstekliliğinizi, adanmışlığınızı ve kararlılığınızı hocalara gösterin. Böylece doktora başvurusuna birkaç adım önde başlayacaksınız. Mülakatta sizi gören hocalar zaten ne kadar istekli olduğunuzu hatırlayacak ve diğer adaylar içerisinde sizi önceleyeceklerdir.

Başvurduğunuz üniversite kendi mezun olduğunuz üniversite ise bu kozu iyi kullanın. Hocalarda zaten bir fakülte milliyetçiliği, biz tıp mezun ve öğrencilerinde de aynı milliyetçilik vardır. Bu yoldan giderseniz kabul alma şansınız katlanacaktır. Hocalar kendilerini ve tarzlarını bilen kendi mezunları doktora öğrencileriyle çalışmayı severler.

Son Söz

İşin yolun yordamını bilen şansını daha da katlar. Hiçbir şey garanti değildir, fakat şansı ciddi miktarda artırmak sizin elinizde. Doktora mülakatına gireceklere başarılar dilerim.

5 Şubat 2017 Pazar

YÖKDİL / Akademik İhtiyaçlar İçin Yeni Çözüm


Değerli dostlar. Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar.

Yakın zamanda devreye giren yeni bir dil sınavı olan YÖKDİL sınavı başvuru alımlarına başladı. ÜDS sınavı kaldırıldığından itibaren akademik başvurulara yönelik bir dil sınavı ihtiyacı bulunmaktaydı. YÖKDİL sınavı da bu ihtiyacı kapatacağa benziyor.

Bildiğiniz üzere 2012 yılına kadar kamu sektörüne yönelik olarak KPDS, akademiye yönelik olarak ÜDS sınavı bulunmaktaydı. 2012 yılında bu sınavların ikisi de YDS başlığı altında toplanmıştı. ÜDS sınavı fen bilimleri, sağlık bilimleri ve sosyal bilimler başlıkları altında 3 farklı türde yapıldığı için akademik başvurularda tercih edilen bir yoldu. YDS sınavının gelmesiyle herkesin her alandan gelen soruları çözmek zorunda bırakılması adayları isyan ettirmişti. Örneğin, sağlık alanı dışındakiler sağlık alanının çok ileri konuları olan antibiyotik, alerji gibi alanlardan sorulara maruz bırakılmaktaydı. İşte YÖKDİL sınavı rahmetli ÜDS gibi fen, sağlık ve sosyal bilimler alanlarında ayrı kitapçıklarla sınav yapacak.

Sınav yapmaktan bıkmış gibi görünen ÖSYM bu yeni çıkan YÖKDİL sınavını Anadolu ve Ankara Üniversitelerine taşere etmiş durumda. Sınavın hazırlanması TÖMER ve dil öğretimiyle meşhur Ankara Üniversitesi'ne, sınavın yapılması ise Açıköğretim sistemi ve ağıyla meşhur Anadolu Üniversitesi'ne yüklenmiş durumda. Ankara Üniversitesi zaten TIPDİL sınavı sayesinde konuya dair tecrübeye sahip. Anadolu Üniversitesi ise AÖF sistemi sayesinde zorlanmadan bu işin altından kalkacaktır. Yani kalifiye üniversitelere bu işi vermek akıllıca olmuş. YÖK ve ÖSYM'den daha iyi bu işi kıvıracakları kesin.

Gelelim sınava. Sınav akademik dil yeterliliği ihtiyacı olan, yani lisansüstü programlara ya da doçent profesör gibi akademik kadrolara başvuranlar için açılmış durumda. YDS gibi dil tazminatı dağıtılmadığı için kasıntı olmayacağını tahmin ediyorum. İlk sınav 5 Mart 2017 Pazar günü saat 09:30'da tek oturum halinde yapılacak. Sınav 80 sorudan oluşacak ve süre 180 dakika yani 3 saat olacak. Sınav için gerekli olan kalem ve silgi Anadolu Üniversitesi'nin açıköğretim sisteminden aşina olduğumuz üzere adaylar tarafından getirilecek.

Sınav için son başvuru tarihi 7 Şubat 2017. Eğer akademik başvurular için dil ihtiyacınız varsa durmayın hemen başvurun. Başvuru ücreti ise 75 tl. Sınava giriş belgeleri 27 Şubat'ta yayınlacak. Sınav ülke genelinde 30 ilde gerçekleştirilecek.

Sınav başvuruları için önce YÖK tarafından kurulan YÖKDİL sayfasına girmeniz gerekiyor: http://yokdil.yok.gov.tr

Daha sonrasında "Sisteme Giriş Yapın" dediğiniz zaman Anadolu Üniversitesi tarafından kurulan sisteme aktarılıyorsunuz: https://sinavbasvuru.anadolu.edu.tr/ogrenci

Sonrası ise kolay. Halledilir.

YÖK sınavın yılda 2 defa gerçekleştirileceğini ve ilerde şu an için sadece İngilizce alanında olan sınavın Almanca, Fransızca ve Arapça dillerine de genişletileceğini belirtmiş. Sınavın geçerlilik sınırı bulunmamakta. Ayrıca sınav TUS sınavında yerleştirilmek için de kullanılabilecek. Tabi TUS için geçerlilik süresi 5 yıl olacak muhtemelen.

Akademik alanda dil ihtiyacı olanların muhakkak girmelerini tavsiye ediyorum. 2012 yılından bu yana ÜDS'nin kalkması ve YDS'nin çok zor olması nedeniyle akademik alanda ilerleyenler tarafından  büyük itirazlar geliyordu. Bu alanı kapatmak üzere YÖK bu sınavı hayata geçirdi. Bu açıdan sınav fırsat olabilir.

Herkese sınavlarında başarılar dilerim.

Daha ayrıntılı inceleme için:
http://yokdil.yok.gov.tr/yokdil_sinavi_bilgi_notu_20170202.pdf

25 Eylül 2016 Pazar

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı'nın (ÖYP) Asıl Bitişi

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) geçen yıl bu zamanlarda YÖK tarafından kadro istenmemesi ve buna istinaden Maliye Bakanlığı tarafından istenmeyen kadrolara bütçe tahsis edilmemesi ile geçen yıl bu zamanlar rafa kaldırılmıştı.

Bakınız: http://mdphdturkiye.blogspot.co.ke/2015/09/ogretim-uyesi-yetistirme-programnn-oyp.html

Aslına bakacak olursak, YÖK'ün kadro istemesi ve buna istinaden Maliye Bakanlığı'nın bütçe tahsis etmesiyle tekrardan aktif olabilecek bir pozisyondaydı. İlerleyen yıllarda yeni hükumetler tarafından tekrar canlandırılabilir bir pozisyondaydı. Lakin son yayınlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ÖYP ile atanmış araştırma görevlilerinin statüleri 33a kadrosundan 50d kadrosuna çevrilmiştir. Böylece ÖYP'nin ruhu olan bu kadro tamamıyla bitirilmiş olmaktadır.

Bakınız: http://www.yok.gov.tr/web/guest/oyp-li-arastirma-gorevlilerinin-50d-ye-donusturulmesi-hakkinda-genelge

33a 50d Farkı

ÖYP ile atanan araştırma görevlileri atandıkları üniversitelere 33a olan devamlı kadro ile atanırlar. Böylece yurt içinde doktora eğitimini tamamladıktan sonra üniversitelerinde doktora sonrası çalışmaya kesintiye uğramaksızın devam edebilirler.

50d ise üniversitelerin kendi adına aldıkları araştırma görevlilerine verdikleri kadrodur. 33a kadrosundan tek farkı yüksek lisans ya da doktora bittiğinde araştırma görevlisinin üniversite ile ilişiğinin kesilmesidir. Kişi ilişik kesilmesi sonrası bir akademik pozisyona başvurur ve kabul alması halinde üniversitede bir unvan ile çalışmaya dönebilir.

ÖYP ile atanan araştırma görevlilerine 33a kadrosu verilmesinin doğru ya da yanlış olmasını tartışmam. Bu devletin kararıdır. Lakin, ÖYP programı başlayıp kişiler özlük haklarını değerlendirdikten sonra programa başvurup kabul aldıktan sonra kuralları değiştirmek oldukça yanlış. Sonuçta bu özlük hakları olmasaydı ÖYP programına başvurmayacak birçok kişi vardı. Ben oyunun kurallarının başta belirlenmesi taraftarıyım.

Akademik Personel Kalitesi Olarak ÖYP'nin Karnesi

ÖYP programı kapsamında araştırma görevlisi yerleştirmeleri ALES, dil ve okul puanlarının belirli yüzlerle alınması sonucunda oluşan puana göre yapılmaktadır. Kim puan olarak yüksek puana sahipse kadrolara yerleşmektedir. ÖYP kapsamında 2015 yılında yapılan alımlar hariç mülakat yapılmamıştır. Dolayısıyla programa giren adaylar tarafsız bir elemeden geçirilerek alınmıştır. Belki de (bence öyle, sizcesini bilemem) Türkiye tarihinde yapılan en tarafsız araştırma görevlisi ve akademik personel alımı olmuştur. Programa kabul edilen kişiler, kendi gözlemim, genel olarak akademik alana istekli kişilerden oluşmaktadır. Tabi ki bırakan, layık olmayan kişiler bu program kapsamında bir yerlere yerleşmiş olabilir, lakin bu yüzdenin şimdiye kadar uygulanan politikalar arasında en düşük yüzdeye sahip olduğunu düşünmekte ve gözlemlemekteyim.

Bu şekilde tarafsız bir şekilde yapılan alımın birilerinin ya da bir grubun tarafına kaydığını düşünmek oldukça yanlış bir yaklaşım. Devlet buna göre suçlu olan kişileri program kapsamına almaz, isterse mülakat koyar. Devlet, ülkesinde her şeyi yapmaya muktedirdir. Sonrasında çıkıp bir grubu bahane ederek tüm programı alaşağı etmek çok yanlış bir tutumdur. Bu yapıldığında da ÖYP ve geldiği ruh tamamen bitmiş demektir.

Temel Bilimlerde Doktora Yapmak İsteyen Hekimler

Artık ÖYP olmadığına göre temel bilimlerde doktora yapmak isteyen hekimler üniversiteler tarafından açılacak 50d yani cari usül kadrolara başvurabilirler. Diğer yandan doktora yapmak istediğiniz bölümle görüşüp, doktorayı araştırma görevlisi olarak yapma isteğiniz varsa bölüm başkanı ile görüşüp size kadro açması isteğinizi iletebilirsiniz. Bölüm başkanı var olan kadroları sorgulayarak belki de 50d kadrosu açtırabilir. Siz de yapılacak genel alıma başvurarak değerlendirme kriterlerine göre üst sırada iseniz kabul alabilirsiniz. Genelde temel bilimlere ve doktora hekimlerimiz tarafından ilgi az olduğu için pek kimse ile yarışmayacağınızı söyleyebilirim.

Son Olarak

ÖYP programı rafa kalkmanın ötesinde tamamen bitmiştir. Belki de gelecekte farklı adlar ve benzer konseptler çerçevesinde reenkarne olabilir.

Özlük haklarına bakarak ÖYP programına dahil olmuş araştırma görevlilerine çok yazık edilmiştir. Oyun sırasında oyunun kuralları değiştirilmiştir.

Suçun şahsiliği esastır. Suçlular bizzat cezalandırılmalıdır. Ama bazı suçlular yüzünden ülkemizin geleceğine çok faydalı olan ÖYP programı ve program katılımcıları toptan cezalandırılmamalıdır / cezalandırılmamalıydı.

Temel bilimlerde araştırma görevlisi olarak doktora yapmak isteyenler bundan sonra 50d kadroları takip edebilirler.

Kariyerinizde başarılar dilerim.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Yüksek Lisans ve Doktoraya Kavramsal Yaklaşım

Tıp camiası olarak yüksek lisans ve doktora kavramlarına biraz yabancıyız. Var ise yok ise TUS ile tıpta uzmanlıkla ilgileniyoruz. Yüksek lisans ve doktora konusunda biraz daha bilgi kazanmak ve bu kavramları tam anlamıyla yerli yerine oturtmak için yazmaya başlayayım.

Yüksek Lisans (YL)

Yüksek lisans, bir lisans öğretimine dayalı, eğitim - öğretim ve araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretim şeklinde tanımlanmaktadır. Yüksek lisansın birçok çeşidi vardır: Tezli veya tezsiz, örgün veya ikinci öğretim veya uzaktan öğretim. Bu kavramları açıklayalım.

Öncelikle tezli ve tezsiz yüksek lisans farkına değineyim. İsimlerinden de belli olduğu gibi tezli yüksek lisansta tez yazılması zorunludur. Diğer yandan tezsiz yüksek lisansta öğrenciler tezden daha hafif olan proje ödevi ile mezun olurlar. Tezli YL iki dönem ders, iki dönem de tez olmak üzere toplamda 4 dönem ve 2 senede ideal olarak biter. Tezsiz YL ise sadece ders dönemlerinden oluşur ve toplamda 2 ya da 3 dönemde ideal olarak biter. Yüksek lisans için, tezli ya da tezsiz olsun fark etmez, toplamda en az 10 ders alınmalıdır ve 3 yıl içerisinde bitirilmelidir. 3 yıl içerisinde yüksek lisansını tamamlayamayan adayların yüksek lisansla ilişiği son YÖK kararı doğrultusunda kesilir.

Tezli YL kabul için ALES ve dil puanı zorunluluğu vardır. Diğer yandan tezsiz YL için ALES ve dil puanı zorunluğu yoktur. Tezli YL kadroları genelde birkaç adet olurken, tezsiz YL kadroları daha çok olmaktadır (bunun nedenine birazdan değineceğim). Tezli YL YÖK'ün katkı payı kararı doğrultusunda öğrencilerden para alınmamaktadır. Kişi aynı anda sadece tek bir YL programında kayıtlı ise herhangi bir katkı payı ödemez. Diğer yandan tezsiz YL programları ücretli olmaktadır. Ücretleri devlet üniversitelerinde 5.000 tl civarında iken, özel üniversitelerde toplamda 50.000 tl düzeyine kadar çıkabilmektedir. Tezli YL sonrası aynı alanda doktoraya devam edilebilirken, tezsiz YL sonrası doktoraya devam edebilme YÖK'ün birkaç yıl önce aldığı kararla kaldırılmıştır. Örneğin, sosyoloji dalında tezsiz YL yaptıysanız sosyoloji doktorasına ya da işletmede tezsiz YL olan MBA (master of business administration) yaptıysanız işletme doktorasına bu karar değişmediği sürece başlayamazsınız.


Gelelim tezli ve tezsiz YL arasındaki felsefe farklılığına: Tezli YL genelde akademik amaçlarla yapılır. Bir alanda akademik olarak devam etmek istiyorsanız tezli YL yapmayı seçersiniz (tabi biz tıpçılar kendi alanımızda YL ihtiyaç duymamaktayız). Diğer yandan tezsiz YL konuyla ilgili alanda bir formasyon bir eğitim ve nosyon kazanmak için yapılır. Tezsiz YL sadece ders alınmasının ve tez olmamasının nedeni budur. Örneğin, hastanede başhekim olmak isteyen bir tıp doktorunu düşünelim. Sağlık yönetimi alanında tezsiz YL yapması yeterlidir. Çünkü doktorun amacı sağlık yönetimi alanında akademik olarak devam etmek değil, sağlık sektöründe yöneticilik yapacağı bir pozisyon için eğitim almak ve nosyon kazanmaktır. Bunun için de tezsiz YL biçilmiş kaftandır. Diğer yandan doktorumuz tıp fakültesinden mezun olmuş ve uzmanlık olarak sağlık yönetimi alanına gönül vermiş olsun. Sağlık yönetimi alanında doğrudan doktoraya kabul alabiliyorsa doktoraya, alamıyorsa tezli bir YL programına başlaması yerinde bir hareket olur. Böylece akademik kariyer basamaklarını çıkmaya devam edebilir.

Tezli YL amacı akademik ilerleme olduğu için tezli YL kadroları birkaç adetle sınırlı kalmaktadır. Diğer yandan bir alanda eğitim ve nosyon kazanmak isteyenlerin sayısı daha çok olacağı için tezsiz YL kadroları en az 5 - 10 olmakla birlikte 40 - 50 gibi sayılara bile ulaşabilmektedir. Bundan dolayı akademik ilerleme düşünmeyenlerin tezsiz YL programlarına başvurmaları ve akademik olarak ilerlemek isteyenlerin kadrolarını doldurmamaları yerinde olacaktır.

Gelelim yüksek lisans programlarındaki örgün öğretim, ikinci öğretim ve uzaktan öğretim farkına: Tezli YL programları örgün öğretim olarak verilmektedir. Yani hafta içi günlerinde ve mesai saatlerinde dersler yapılmaktadır. Tezli YL için hafta içi günlerinizden en az 1 ya da 2 günü ayırmanız gerekmektedir. bu programlar örgün öğretim olduğu için sadece tezli YL kayıtlı öğrenciler katkı payı ödememektedirler. Diğer yandan tezsiz YL programları genelde ikinci öğretim ya da uzaktan öğretimle verilmektedir. İkinci öğretim programların dersleri hafta içi günleri akşam saatlerinde ya da hafta sonları verilmektedir. Uzaktan öğretimde ise dersler yine aynı saatlerde ama bilgisayar üzerinden online olarak verilmektedir. Açıköğretim statüsünde yüksek lisans bulunmamaktadır. Tezsiz YL dersler ikinci öğretim ve uzaktan öğretim olarak işlendiği için öğrenciler yüklü miktarda katkı payı ve öğrenim ücreti ödemektedirler.

Yüksek lisans sonrası, tezli veya tezsiz fark etmez, kişiler M.Sc. (master of science) veya bilim uzmanlığı derecesi kazanırlar. Bazı dalların kendine özgü isimleri vardır. Tıpkı MBA (master of business administration), MHA (master of health administration) ya da MPH (master of public health) örneklerinde olduğu gibi.

Doktora

Doktora ise beş yıldan kısa süre lisans eğitimi alanların yüksek lisanstan sonra, beş sene ve üzeri eğitim alanların (tıp, veterinerlik, dişçilik ve eczacılık) kendi alanlarında yüksek lisansa gerek olmadan kabul edildiği, ders  ve tez döneminden oluşan, yaklaşık 4 sene süren eğitim olarak tanımlanmaktadır. Doktorayı bitirenler PhD (doctor of philosophy) veya bilim doktoru unvanı alırlar.

Doktora ideal olarak 4 dönem ders, 4 dönem tez dönemi olmak üzere 8 dönem ve 4 sene sürer. YÖK'ün yakın zamanda aldığı karara göre 6 sene içerisinde kayıt oldukları doktora programlarını ve 3 yıl içerisinde yüksek lisans programını bitiremeyenlerin programla ilişikleri kesilir. Daha öncesinde yüksek lisans ve doktora programlarına kayıtlı olanları için bu süre 2016 Nisan ayından hesaplanır. Yani halihazırda 2016 Nisan öncesi YL ve doktoraya kayıtlı olanların, ne zamandır devam ettiklerine bakılmaksızın, sırasında 3 ve 6 seneleri Nisans 2016 itibariyle başlatılıyor.

Doktora programlarında YL programlarında olduğu gibi ayrımlar yoktur. Tük doktora programlarında örgün öğretim olarak hafta içlerinde ve mesai saatlerinde dersler işlenir ve tez yazmak zorunludur. Doktoranın amacı bir alanda akademik olarak bilimsel araştırma ve ders verme yetkinliğine erişmektir. Akademik eğitim sürecinin son noktasıdır. Doktora sonrası kişiler "artık ders verebilir" konumuna gelebilmektedir.

Doktoraya özgü süreçlerden birisi de yeterlilik sınavıdır. 2 yıl 4 dönemde ideal olarak ders dönemini tamamlayan doktora öğrencileri tez dönemine geçebilmek için alanlarında yeterlilik sınavını vermek zorundadırlar. Yeterlilik sınavında, kişinin aldığı ya da alamadığı derslere bakılmaksınız, alanından her konuyla alakalı soru sorulabilir. Yeterlilik sınavını geçen doktora öğrencisi alanında yeterli bilgiyle donanmış olarak kabul edilir.


Doktora tezinin yüksek lisans tezine göre daha ileri, daha komplike ve daha kapsamlı olması beklenir. Doktora tezinde amaç literatüre yeni bir şey katmaktır. Literatürü tekrar eden tezler zayıf olarak kabul edilir. Tez savunmasını yapan kişi doktorasını almaya hak kazanır. Doktoranın tıpta uzmanlıkta bu noktada bir farkı vardır. Tıpta uzmanlık süreci başlanılan zamandan tam olarak eğitim süresi sonunda bitmek durumundadır. Uzmanlık 3 4 ya da 5 sene ise başlanılan zamandan bu süre zarfı sonra uzmanlık tez ve yeterlilik sınavı ile biter. Doktorada ise zorunlu bir bitirme süresi 6 yıl haricinde yoktur. Kişi derslerini aldığı, yeterlilik sınavını verdiği ve tez savunmasını yaparak tezini bitirdiği anda doktorası biter. Bu süreç 3 yıla kadar indirilebilir. Tez savunması yapılıp akademik jüriden kabul alındığı anda kişi doktora derecesine kavuşur.

Doktora yapıldığı alanla alakalı bilimsel, akademik ve araştırma sürecidir. Doktora yapanlar alanlarında istekli ve adanmış kişilerdir / kişiler olmalılardır. Bazı tıp doktorları askerlik görevinden kaçmak adına doktoraya başlamakta; isteklilik ve adanmışlıktan uzak bir şekilde doktora programında yer kaplamaktadırlar. Ülkemizde askerlik görevinin zorunluluğu ve biz tıp doktorlarına kısa dönem hizmetin bile olmayışı tıp doktorlarını bu çözüme itmektedir. Bu yönden kısmen bu hareket anlaşılabilir. Yine mümkünse yapılmaması en iyisidir. Çünkü öğretim üyeleri doktoraya öğrenci kabul ederken mümkün oldukça istekli ve adanmış adayları seçme, askerlik ve sırf akademik titr için başvuranları eleme gayretindedir.

Dikkat edilmesi gereken birkaç husus (Do ve Don't kısmı)

Şu anda YÖK kararı ile örgün öğretim lisans, yüksek lisans ve doktora programlarında okuyan öğrencilerden katkı payı alınmamaktadır. Diğer yandan aynı anda birden çok programa kayıtlı iseniz son kayıt yaptırdığınız 2. program için katkı payı ödersiniz. Örneğin, tıp fakültesinden mezun oldunuz. Fizyoloji alanında doktora yapıyorsunuz. Bunun yanında açıköğretimden sağlık kurumları işletmeciliği okumaya karar verdiniz. Normalde sadece açıköğretim bölümü okurken vermeyeceğiniz katkı payını ödersiniz.

Naçizane tavsiyem, bir alanda akademik olarak ilerlemek amacında değilseniz tezli YL yapmayın. Çünkü tezli YL akademik ilerleme içindir. Amacınız akademik ilerleme değil de, alanda eğitim almak ve nosyon kazanmak ise tezsiz YL yapın. Akademik ilerleme amacında olmamanıza rağmen kabul alacağınız tezli YL akademik ilerleme amacında olan başka birisini engelleyecektir. Çünkü tezli YL kadroları genelde birkaç adetle sınırlı iken, tezsiz YL kadroları 40 - 50 adete kadar çıkabilmektedir, genelde en az 5 - 10 adet olmaktadır.

Yakınlarda çıkan bir YÖK kararı ile aynı anda birden fazla tezli YL, doktora veya aynı anda hem doktora hem YL yapılması yasaklanmıştır. Kişi aynı anda ya bir tezli YL ya da doktora yapabilir. Diğer yandan bu programların yanında tezsiz YL programlarına kayıt olunmasında bir sakınca görülmemiştir. Yani kişi aynı anda en fazla tezli ve tezsiz YL programını ya da doktora ve tezsiz YL programını götürebilir. Ayrıca istediği kadar tezsiz YL programına kayıtlı olabilir.

Gerek yüksek lisans gerek ise doktora dereceleri alanda eğitim, nosyon kazanma, araştırma ve bilimsel derecelerdir. Bazı tıp doktorları sırf PhD ya da M.Sc. gibi dereceler adına programlara başlamaktadırlar. Çok acıdır ki, bunun için en kolay derece getiren programlar araştırılmaktadır. Oysa ki, yüksek lisans ya da doktoraya başlarken kolaylık ya da zorluk değil, kişisel ilgi ve merak ön plana çıkmalıdır. Kişi tutkulu olduğu ve mümkünse bir ömür kafa yormak istediği alanda yüksek lisans ya da doktora yapmalıdır. Sırf derece için en aç eforla doktora veren (bazı yerlerde anatomi, bazı yerlerde ise tıp tarihi ve etik) bölümler ve buralara kaydolan doktora öğrencileri doktoranın ruhunu anlayamamış, bir ömür de o felsefeye ulaşamayacak kişilerdir.

Sonuç

Tıp öğrencileri ve tıp doktorları arasında en çok bilinen akademik süreç tıpta uzmanlık eğitimidir. Bunun yanında birçok yüksek lisans ve doktora eğitimleri bulunmaktadır. Tıp öğrencilerinin ve tıp doktorlarının kariyerlerini daha iyi planlayabilmeleri için mümkünse daha tıp fakültesi sıralarından itibaren yüksek lisans ve doktora gibi akademik imkanları da bilmeleri gerekmektedir. Böylece herkes kariyerini daha bütüncül, kesin ve ayrıntılı şekilde planlayabilir.

Hayat tıp doktorları için bir öğrenme maratonudur. Bu süreçler de bu maratonun ayrı bölümlerini oluşturmaktadır. Kariyerinizi ve eğitimsel süreçlerinizi daha iyi planlama noktasında başarılar dilerim.

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Tıp Öğrencileri ve Doktorları İçin Açıköğretim İmkanları

Değerli tıp öğrencileri ve tıp doktorları. Eğitim yönünden kendimizi daha ileriye taşıyabileceğimiz başka bir yazıyla yine sizlere merhaba demek istiyorum.

Yıllar önce eğitim yolunda çıktığımız bu uzun ve yorucu yolda eğitimden dönmek yok. Hatta daha da ileri gitmek var. Bu açıdan bu yazıda bizler için açıköğretim imkanlarından bahsedeceğim. Halihazırda birçok meslektaşımız açıköğretim sistemini biliyor ve okumaya devam ediyor. Diğer yandan bu sistemden haberi olmayanların haberdar olması ve mümkün olduğunca erken, mümkünse daha tıp fakültesinde iken, haberdar olunması faydalı olacaktır.

Öncelikle karışan bazı kavramları açıklığa kavuşturmak lazım: Açıköğretim, uzaktan öğretim, ikinci öğretim ve örgün öğretim. Örgün öğretim haftaiçi günlerinde gündüz vakti, öğrencilerin hazır bulunarak işlendiği öğretim biçimidir ve yoklama/derste bulunma zorunluluğu vardır. İkinci öğretim ise hafta içi günlerin akşam saatlerinde ya da hafta sonu günlerde öğrencilerin hazır bulunarak derslerin işlendiği ve yine devam zorunluluğu bulunan öğretim şeklidir.

Bu noktada gelelim uzaktan öğretim ve açık öğretim farkına. Uzaktan öğretimde dersler internet üzerinden ve genelde herkesin rahatça katılabileceği akşam ya da haftasonu işlenmektedir. Online olarak derslere belirli bir yüzdede katılma zorunluluğu vardır. Sınavlar da yerinden yerine göre vizeler bazen internet üzerinden online yapılmakta, final sınavları ise uzaktan üniversitenin olduğu illerde yapılmaktadır. Açıköğretimde ise derslere girme zorunluluğu yoktur. Dersler ve kitaplar sistemde bulunmakta, isteğe bağlı olarak izlenmektedir. Açıköğretim sisteminde sadece vizelere ve finallere girilmektedir. Şu anda açıköğretim sistemi bulunan üç üniversite de neredeyse Türkiye'nin her yerinde sınava girme imkanı sunmaktadır. Dolayısıyla açıköğretim kapsamında bulunduğunuz ilde de sınava girebilirsiniz.

Açıköğretim Fakültesi Bulunan Üniversiteler ve Sistem

Ülkemizde açıköğretim sisteminde en köklü ve en sistematik üniversite Eskişehir'de bulunan Anadolu Üniversitesi'dir. Neredeyse 30 yıllık bir tecrübeyle, gayet profesyonel bir şekilde sistemi yürütmekteler. Zamanında sistemi kuran Anadolu Üniversitesi bu süre içerisinde ülkemizde bir marka olmayı başarmıştır. Diğer yandan çok yakın bir zamanda Atatürk ve İstanbul Üniversitesi açıköğretim sistemine soyundular. Yaklaşık 5 yıllık bir mazileri var. Şu anda Atatürk ve İstanbul Üniversitesi'nde açıköğretim sistemi biraz ağır aksak ilerlemekte, bazı organizasyon sorunları yaşanmaktadır. Buralarda okuyan açıköğretim öğrencileri ders seçimlerinde ve sınavlarda bazı sorunlar yaşamaktadır. Çünkü açıköğretim açısından en önemli sistem otomasyon sistemidir. Her şey uzaktan ve sistem üzerinden olduğu için üniversiteler çok iyi ve ihtiyaca cevap veren bir otomasyon sistemi kullanmak zorundalar. Şu anda otomasyon ve genel sistem olarak en başarılı kurum yine Anadolu Üniversitesi'dir.

Kendim de kayıtlı öğrencisi olduğum ve hayatım boyunca çeşitli bölümlerinde öğrencisi olmayı düşündüğüm üniversite Anadolu Üniversitesi'dir. Ondan dolayı bu üniversitenin sisteminden bahsedeceğim. Açıköğretim sisteminde dönem başlarında ders kaydı olur. Ders kayıtları ilk dönemde Ekim, ikinci dönemde ise Mart aylarında olur. Alınacak dersler belirlenir ve yaklaşık olarak, aldığınız derslere göre değişmekle birlikte, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nde (AÖF) 200 - 300 tl arasında bir ücret ödenir. Sınavlar ilk dönem vize finaller Kasım - Aralık - Ocak aylarında, ikinci dönem ise Nisan - Mayıs aylarında haftasonları gerçekleştirilir. Sınavlar için toplamda 2 vize 2 final için 4 haftasonu gider. Sınav olan haftasonu Cumartesi ve Pazar günleri yarım gün olmak üzere 2 oturumda gerçekleşir.Yani fiili olarak sizden bir yılda toplamda 4 haftasonu istemektedir açıköğretim sistemi.  Sınav yeri olarak ülkenin 81 ilinden birinde tercih ettiğiniz sınav bölgesinde sınavlarınıza girersiniz. İkametinize bakılmaksınız istediğiniz, tercih ettiğiniz yerde sınavlarınıza girebilirsiniz. Vize ve final için ayrı sınav merkezleri kodlayabilirsiniz. Sınav sonuçları ve notlarınız otomasyon sistemi üzerinden açıklanmaktadır. Eskiden olan bütünleme hakkı 4 yıl önce Anadolu Üniversitesi tarafından kaldırılmıştır. Yani final sonucu ile dersten kaldıysanız bütünleme olmadığı için diğer sene almak durumundasınız.

Açıköğretim sisteminde kayıt yenilemez ve dönem ücretini yatırmazsanız kaydınız otomatik olarak dondurulur. Kayıt yenilediğiniz ve ücret yatırdığınız dönem eğitiminize devam edebilirsiniz.

Öğretim materyali olarak en gelişmiş üniversite yine Anadolu Üniversitesi'dir. Her dönem aldığınız derslerin basılı ders kitaplarını bağlı olduğunuz açıköğretim bürosundan almanız gerekmektedir. Ayrıca otomasyon sisteminde kitapların pdf formatları, ders anlatım videoları bulunmaktadır.

Açıköğretim Bölümleri

Anadolu Üniversitesi (AÜ) AÖF kapsamında birçok lisans ve önlisans bölümü bulunmaktadır. 

AÜ AÖF kapsamında bulunan 4 yıllık lisans bölümleri:
- İşletme
- Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi
- Havacılık Yönetimi
- Konaklama işletmeciliği
- İktisat
- Maliye
- Kamu Yönetimi
- Uluslararası İlişkiler
- Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri
- Sağlık Yönetimi
- Felsefe
- Sosyoloji
- Tarih
- Türk Dili ve Edebiyatı
- Sosyal Hizmet
- Yönetim Bilişim Sistemleri
- Halkla İlişkiler ve Reklamcılık

AÜ AÖF kapsamında bulunan 2 yıllık önlisans bölümleri:
- Adalet
- Aşçılık
- Bankacılık ve Sigortacılık
- Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı
- Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri
- Çağrı Merkezi Hizmetleri
- Çocuk Gelişimi
- Dış Ticaret
- Elektrik Enerjisi Üretim, İletim ve Dağıtımı
- Emlak Yönetimi
- Ev İdaresi
- Fotoğrafçılık ve Kameramanlık
- Halkla İlişkiler ve Tanıtım
- İlahiyat Bölümü
- İnsan Kaynakları Yönetim
- İşletme Yönetimi
- Kültürel Miras ve Turizm
- Laborant ve Veteriner Sağlık
- Lojistik
- Marka İletişimi
- Medya ve İletişim
- Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası
- Muhasebe ve Vergi Uygulamaları
Özel Güvenlik ve Koruma Bölümü
- Perakende Satış ve Mağaza Yöneticiliği
- Radyo ve Televizyonculuk
- Sağlık Kurumları İşletmeciliği
- Sosyal Hizmetler
- Spor Yönetimi
- Tarım
- Turizm ve Otel İşletmeciliği
- Turizm ve Seyehat Hizmetleri
- Yaşlı Bakımı
- Yerel Yönetimler 
- Web Tasarımı ve Kodlama

Hangi Bölümü Okuyabilirim ve Okumalıyım?

Yukarıda verdiğim listede AÜ AÖF kapsamında bulunan lisans ve önlisans bölümleri bulunmaktadır. Özellikle bir tıp doktoru ve öğrencilerinin okuduğu veya okuyabileceği bölümleri bolt olarak paylaştım. 

Diğer yandan illa ki tıpla alakalı bir bölüm okumak zorunda değilsiniz. Eskiden beri gönlünüzde yatan bir bölüm mü var. Örneğin, tarih ya da Türk dili ve edebiyatı. Yazılın ve okuyun. Aynı anda iki bölüm okuyamıyorsunuz Anadolu Üniversitesi'nde.

Size diğer bir tavsiyem şu ki: Önlisans bölümlerinden mezun olduktan sonra Dikey Geçiş Sınavı (DGS) 4 yıllık bölümlere kolaylıkla geçebiliyorsunuz. İster AÖF kapsamındaki dört yıllık bölümlere, ister herhangi bir üniversitenin dört yıllık bölümüne. İsterseniz önlisans bölümüden başlayıp sonra dört yıllık lisans bölümüne geçerek 4 yılda 2 diploma sahibi olabilirsiniz. Örneğin, AÖF sistemine 2 yıllık önlisans programı olan Sağlık Kurumları İşletmeciliği ile başladınız, daha sonrasında 2 yılın sonunda DGS sınavına girerek İşletme, İktisat ya da Sağlık Yönetimi bölümüne geçebilir, ekstra ders yükünüz olmadan bu bölümlerin 3. sınıflarından başlayabilirsiniz. Böylece 4 yılda 2 diploma ile çıkarsınız. Tabi sizin kararınız.

DGS sınavı ALES gibi Türkçe ve Matematik bölümlerinden oluşan bir sınav. Biz tıp doktorları kolaylıkla bu sınavdan gerekli puanları alabiliriz.

AÜ AÖF'de önlisans sonrası doğrudan başvuru yapılabilecek önlisans mezuniyet alanlarının listesi için: https://www.anadolu.edu.tr/uploads/anadolu/ckfinder/aof/files/Dogrudan-Basvuru-Yapabilecek-Onlisans-Mezuniyet-Alanlarin-Listesi.pdf

AÜ AÖF'de önlisans sonrası fark dersleri alarak başvuru yapılabilecek önlisans mezuniyet alanlarının listesi içinhttps://www.anadolu.edu.tr/uploads/anadolu/ckfinder/aof/files/Fark-Dersler-Alarak-Basvuru-Yapabilecek-Onlisans-Mezuniyet-Alanlarinin-Listesi.pdf

***Alınması gereken fark dersleri için: https://www.anadolu.edu.tr/uploads/anadolu/ckfinder//files/2014-2015-Fark-Dersler.pdf

Nasıl Kayıt Olurum?

Açıköğretim sistemleri halihazırda bir yükseköğretim programı öğrencileri ya da mezunları için Sınavsız İkinci Üniversi imkanı sağlamaktadırlar. Yani açıköğretime kaydolmak için sınav şartı yoktur. İstediğiniz bölüme dönem başlarında kayıt yaptırabilirsiniz. Bu açından biz tıp öğrencileri ve doktorları için üniversite sınavına girip puan alma şartı yoktur.

İkinci üniversite kayıtları Anadolu Üniversitesi AÖF Türkiye programları için 31 Ağustos ve 9 Eylül 2016 tarihleri arasında yapılacaktır. Yani şu anda açıköğretime kayıt yaptırmanız için herhangi bir engel bulunmamaktadır. Tek yapmanız gereken istediğiniz bölüme karar vermek ve belirtilen tarihlerde istenen belgelerle kayıt yaptırmak.

Anadolu Üniversitesi AÖF İkinci Üniversite ile alakalı daha ayrıntılı bilgi için: https://www.anadolu.edu.tr/acikogretim/nasil-ogrenci-olabilirim/ikinci-universite

Açıköğretim Derslerine Nasıl Çalışmalıyım?

Açıköğretim derslerine çalışmakta birçok yöntem uygulanabilir. Bu yöntemlerden en iyisi ve sizi en bilgili şekilde mezun edecek yöntem derslerin kitaplarını okumak ve ünite sonlarındaki soruları çözmektir. Böylece maksimum bilgi ile mezun olabilirsiniz. Tabi süre sorunu nedeniyle bunu yapamayabilirsiniz. İkinci ve daha kısa yöntem ise her ünitenin sonundaki özet kısmını okumak ve soruları çözmektir. En kısa yöntem ise kitaplarda bulunan ünite sonlarındaki soruları çözmektir. Bence Anadolu Üniversitesi'nin verdiği kitaplar haricinde diğer açıköğretim yayınlarının kitaplarına ya da çıkmış sorularına çalışmanıza hiç gerek yok. Zaten artık çıkmış soru da çıkmıyor. Sadece bazı forumlarda kitapların özetleri bulunmakta, belki bu kısa özetler okunabilir.

Açıköğretimde derslere çalışırken seçerek çalışılması gerektiği kanaatindeyim. Bir dönemde genel ve ideal olarak 7 ya da 8 ders alınmaktadır. Bundan birkaçı gerçekten önem arz etmektedir. Mesela Sağlık Kurumları İşletmeciliği 1. sınıf 1. dönem derslerine bakalım:

Sağlık Kurumları İşletmeciliği 1. sınıf 1. dönem dersleri

Derslere baktığımızda en önemli dersler İşletme İlkeleri ve İktisata Giriş dersleridir. Örneğin bu iki dersin kitaplarını eğer vaktimiz varsa uzunca okuyabiliriz. Diğer dersler içinse önemine veya geçme durumuna göre özet okuma ve soruları çözme ya da sadece soruları çözme yoluna gidilebilir.

Açıköğretim sisteminde sınavlar her ders için 20 adet test sorusundan oluşur. Yanlış cevap doğruyu götürmez. Böylelikle hiç çalışmadan bile, test tekniği zaten mükemmel olan tıp öğrencileri ve doktorları hiç çalışmadan da dersleri verebilirler. Karar sizin :)

Son Söz

Eğitim için çıktığımız bu yolda yüksek lisans derecesi ile mezun olduğumuz ya da olacağımız tıp fakültesi bizi ülkenin en eğitimli grubu içerisine zaten dahil etmektedir. Çıktığımız bu eğitim yolunu bir ya da birkaç açıköğretim bölümü ile taçlandırmak elinizde. Tıp fakültesine başlarken kaydolacağımız bir bölümü belki de biraz uzatarak bir şekilde bitirebilirsiniz. Böyle tıp fakültesinden mezun olduğunuzda 6 yılın sonunda elinizde 2 ya da 3 diploma ile mezun olursunuz.

Öğrenmenin ve okumanın yaşı yok. Tabi ki şu an en şanslı olanlar tıp fakültesinde iken bu imkanları fark eden tıp öğrencileri. Diğer yandan uzmanlığa başlarken ya da meslek yaşamının hangi noktasında olursanız olun açıköğretim sistemine sizler de girebilirsiniz. Bir bölüm okuduktan sonra ikinci bölümle devam da edilebilir. Okumanın ne yaşı ne de sınırı var.

Siz meslektaşlarıma şimdiden başarılar diliyorum. 

24 Şubat 2016 Çarşamba

e-YDS

Ülkemizde yerli dil sınavı sorunu uzun yıllardan beri devam etmektedir. TOEFL, IELTS gibi uluslararası yapılan ve dil seviyesini profesyonel olarak ölçen sınavların çok uzağındayız.

Son yıllarda ülkemizde sisteme giren yerli bir dil sınavı türü e-YDS oldu. 2014 yılında ilki düzenlenen sınav bu yıl 3. senesine girdi. e-YDS sınavının ilk söylentilerinin çıkmaya başladığı 2012 yılında sınavın TOELF ve IELTS benzeri olacağı; okumanın yanı sıra dinleme ve yazma gibi becerileri de içereceği konuşuluyordu. Ne yazık ki, daha sonrasında bildiğimiz kağıt üzerindeki YDS sınavının elektronik olarak yapılan versiyonu olduğu ortaya çıktı. Bu durum herkeste bir hayal kırıklığına yol açtı. Sınav hakikaten kağıt üzerinde ve yılda 2 defa yapılan YDS sınavının elektronik hali. Toplamda 80 sorudan oluşmakta ve 2,5 saat süre verilmekte (YDS ile aynı).

e-YDS sınavları Ankara başta olmak üzere İstanbul ve İzmir'deki ÖSYM'nin e-sınav uygulama merkezlerinde yapılmaktadır. Sadece bu merkezlerde yapılabildiği için sınava girebilecek toplam kontenjan da kısıtlı olmaktadır. Bir sınavda en fazla 300 - 500 kişi civarında kişi sınava girebilmektedir. Bu açıdan ön plana çıkan sorun isteyen herkesin bu sınava başvuramamasıdır.

E-sınav merkezlerindeki sınav salonlarında bilgisayarlar adayların birbirlerini göremeyeceği şekilde ayarlanmış. Şahsen sınava girmedim ama giren adaylar genel olarak sınav işleyişinin rahat olduğunu belirtiyor.

ÖSYM e-sınav merkerzi. e-YDS de burada yapılıyor.

Sınavın zorluğu veya kolaylığı hakkında birçok söylenti var. Kimisi YDS'de aldığı puandan çok daha düşük puan aldığını savunmuş, kimisi ise çok daha yüksek. Son zamanlarda e-YDS sınavına girmiş kişiler arasında YDS puanlarını 20-30 puan arttırdığını söyleyenler de var. İnternette dolanan diğer bir söylenti ise, YDS'yi veremeyen torpilliler için özellikle oluşturulmuş bir sınav türü olduğu yönünde. Elektronik ortamda olduğu için çok daha manipule edilebildiği yönünde görüşler var. Benim görüşüm ise YDS'yi veremeyenlerin en azından denemesi gereken bir sınav olduğu yönünde. Denenebilir.

Sınav bilgisayar üzerinden olduğu için sınava girmeden önce sınavla alakalı olarak tecrübe edinilmesinde fayda var. ÖSYM bu açıdan adayların sınava girmeden önce e-sınav konseptine aşina olması adına Deneme e-Sınavı uygulaması başlatmış. Sınava girmeden önce muhakkak kendinizi deneyin. Deneme sınavı da yine 80 sorudan oluşmakta ve 2,5 saat sürmekte. Tabi istediğiniz zaman sınavı sona erdirebilmektesiniz. Sınav sonunda sistem size cevap anahtarını ve çözdüğünüz yere kadar olan doğru ve yanlışlarınızı vermekte. Buradan da toplam puanınıza ulaşabilirsiniz.

Deneme e-Sınavı sayfasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://esinav.osym.gov.tr/deneme

e-YDS sınav uygulaması şimdilik çok başlarda olan bir elektronik sınav uygulaması olsa da gelecekte umarız ki, TOEFL ve IELTS düzeyinde bir kaliteye ve sadece dil sınavlarında değil diğer birçok alana ulaşacak yolun başlangıcı olur. Ülkemizde dil öğretimi ve dil düzeyi ölçümü sorunun giderilmesinde umarım ki vatandaşlarımıza yardımcı olur.

Herkese başarılar dilerim.

31 Ocak 2016 Pazar

TUS Puanının ALES Puanı Olarak Kullanımı

Doktora ya da yüksek lisans başvurularında ALES puanı yerine TUS puanı da kullanılabilmektedir. Gerekli durumlarda elinizde ALES puanının olmadığı, lakin TUS puanının olduğu durumlarda belki yararlı olabilir. Şahsen ALES puanı almanızı tavsiye ederim. Nedenini şimdi açıklayacağım.

Yüksek Öğretim Kurumu'nun önemli yönetmeliklerinden birisi olan Lisansüstü Eğitimi ve Öğretim Yönetmeliği'ne (Resmi Gazete Tarihi: 01.07.1996 Resmi Gazete Sayısı: 22683) göre öğrenci kabulüne dair Madde 2'nin d bendinde TUS sınav notunun ALES puanı yerine kullanılabileceği belirtilmektedir.

İlgili benddeki madde aynen şu şekildedir:

"Temel Tıp Bilimlerinde doktora programlarına başvurabilmek için Tıp Fakültesi mezunlarının lisans diplomasına ve 50 puandan az olmamak koşuluyla ilgili senatoca belirlenecek Temel Tıp Puanına veya ALES'in Sayısal kısmından 55 standart puandan az olmamak koşuluyla ilgili senatoca belirlenecek ALES standart puanına sahip olmaları; Tıp Fakültesi mezunu olmayanların ise yüksek lisans diplomasına (Diş Hekimliği ve Veteriner Fakülteleri mezunlarının lisans derecesine) sahip olmaları, ALES'in Sayısal kısmından 55 standart puandan az olmamak koşuluyla ilgili senatoca belirlenecek ALES standart puanına sahip olmaları gerekir. Temel Tıp Puanı, Tıpta Uzmanlık Sınavında (TUS) Temel Tıp Bilimleri Testi-1 bölümünden elde edilen standart puanın 0,7; Klinik Tıp Bilimleri Testinden elde edilen standart puanın 0,3 ile çarpılarak toplanması ile elde edilir. Doktora programlarına öğrenci kabulünde, Temel Tıp Puanı veya ALES puanı yanı sıra gerekirse, lisans ve/veya yüksek lisans not ortalaması ve mülakat sonucu da değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeye ilişkin hususlar ile başvuru için adayların sağlaması gereken diğer belgeler (referans mektubu, neden doktora yapmak istediğini belirten kompozisyon, uluslararası standart sınavlar vb.) ilgili senato tarafından düzenlenen yönetmelikle belirlenir. Ancak Temel Tıp Bilimlerinde doktora programına öğrenci kabulünde ÜDS'den en az 55 puan veya Üniversitelerarası Kurulca kabul edilen bir sınavdan bu puan muadili bir puan, yabancı uyruklu öğrenciler için ana dilleri dışında İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinden birinden ÜDS'den en az 55 puan veya Üniversitelerarası Kurulca kabul edilen bir sınavdan bu puan muadili bir puan alınması zorunlu olup, bu asgari puanların yükseltilmesi konusunda üniversite senatoları yetkilidir. Temel Tıp Puanının veya ALES puanının %50'den az olmamak koşuluyla ne kadar ağırlıkla değerlendirmeye alınacağı, ilgili senato tarafından belirlenir. İlgili üniversite, yalnız Temel Tıp Puanı veya ALES puanı ile de öğrenci kabul edebilir."

İlgili maddede görüldüğü gibi TUS sınavının ALES sınavına çevrilmesinde Temel Tıp Bilimleri puanının %70'i, Klinik Tıp Bilimleri puanının %30'u alınarak toplanmaktadır.

Birkaç örnek ile hesaplayalım:
- TUS sınavında ortalama bir puan olan temel ve klinikte 60 puan aldığını düşünelim. Hesaplama sonucunda ALES puanının 60 olacaktır.

- TUS sınavında çok iyi bir puan olan temel ve klinikte 70 puan aldığını düşünelim. Hesaplama sonucunda ALES puanının 70 olacaktır.

Sonuç

Bir tıp fakültesi mezunu ALES sınavına girdiğinde rahatlıkla 70 - 80 düzeyinde bir puan alabilmektedir. Biraz tekrar ve deneme çözmeyle 90 puan düzeyine çıkmaktadır (blogdaki ALES yazısını inceleyiniz). Diğer yandan TUS sınavında derece dahi yapsanız ALES olarak kullanabileceğiniz puan 70 puan düzeyindedir.

Tüm bu nedenlerden dolayı tıp doktorlarının doktora başvuruları açısından TUS puanlarına ihtiyaç bırakmayacak şekilde ALES sınavına girmelerini tavsiye ediyorum. Ancak formalite icabı ALES puanı gerekli olduğu durumlarda ya da ALES puanı almaya vakit olmayan acil durumlarda elinizde varsa TUS puanlarını kullanabilirsiniz.

Hatırınızda tutmanız gereken diğer bir husus ise YÖK yüksek lisans ve doktora alımlarında bazal şartları belirlemektedir. Her üniversitenin genelde kendisine ait ayrı bir Lisansüstü Eğitimi ve Öğretim Yönetmeliği vardır. YÖK sadece bazal şartları belirlemekte, üniversiteler ise bu şartların üzerinde kendi şartlarını koyabilmektedirler. Örneğin, YÖK doktora başvurusu için minimum 55 puan isterken, üniversiteler bu puanı 80 - 90 düzeylerine çıkartabilirler. Hatta YDS sınavını dahi kabul etmeyip TOEFL gibi sınav sonuçları isteyebilirler. Örneğin, YÖK'ün minimum ALES sınırı 55'tir. Üniversiteler 70 - 80 düzeyinde bir ALES şartı koyabilirler. Bunun gibi bazı üniversiteler TUS puanı için 50 veya 55 gibi bir sınır da koyabilirler.

Sonuç olarak yapmanız gereken başvuracağınız üniversitenin Lisansüstü Eğitimi ve Öğretim Yönetmeliği'ni ve başvuru şartlarını dikkatlice incelemektedir. Bu şekilde yaparsanız beklenmeyen bir durumla karşılaşma ihtimaliniz oldukça düşük olacaktır.

Herkese kariyerinde başarılar dilerim.