tıpta doktora imkanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tıpta doktora imkanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Lisansüstü Eğitim Açısından "Özel Öğrencilik" Statüsü

Lisansüstü eğitim dendiği zaman yüksek lisans ve doktora eğitimleri akla gelmelidir. Lisans bölümünün üzerine kendi geliştirmek isteyenler yüksek lisans ve doktora yaparak lisansüstü dersler almakta ve sürecin sonunda yüksek lisans ve doktora derecesi almaktadır.

Lisansüstü eğitimde "özel öğrencilik" statüsü de bulunmaktadır. Malesef ki, birçok kişi bu imkanı bilmemekte, farkında olmamaktadır. Bu yazının amacı da "özel öğrenci" kavramının ne olduğunu, niçin yapıldığını açıklamak ve siz tıp doktorlarının bu imkanın farkında olmasını sağlamaktır.

"Özel öğrenci" statüsü, bir bölümde yüksek lisans ya da doktora öğrencisi olmadan o bölümün derslerini almaya imkan sağlayan bir statüdür. Her sene belirli zamanlarda (enstitülerin akademik takvimlerinden bakabilirsiniz) açılır. 

"Özel öğrenci" dendiğinde "torpilli öğrenci" olarak algılamayın. Sadece bölümün kayıtlı öğrencisi olmadan bölüm derslerini almaya yarayan bir statüdür.

Özel Öğrenci Olma Sebepleri ve Özel Öğrenciliğin Avantajları

Yüksek lisans ya da doktora öğrencisi olmadan lisansüstü dersleri "özel öğrenci" olarak almanın çeşitli sebepleri olabilir:

- Fizyoloji, biyokimya ya da ilginizi çeken bir bölümdeki dersi almak istiyorsunuz ama bir ders için doktoraya başlamak istemiyorsunuzdur. İşte o dersi "özel öğrenci" olarak alabilirsiniz.

Örnek: Diyelim ki, kardiyologsunuz ya da kardiyoloji asistanısınız. Fizyolojiden "Kardiyak Elektrofizyoloji" dersi hoşunuza gitti. Özel öğrenci olarak başvurup hoca kabul ediyorsa dersi alabilirsiniz. İlla ki, doktoraya başvurup kabul almanıza gerek yok.

- Temel bilimler ilginizi çekiyor ama temel bölümlerinden sadece bir bölüm değil, birçok bölümden ilginizin olduğu dersler var diyelim. Her bölümden ilginiz dahilindeki dersleri alabilir, kendi tarzınızı ortaya koyabilirsiniz.

Örnek: Diyelim ki ürolog ya da üroloji asistanısınız. Kendinizi alanınızın laboratuvar alanında yani temel bilimlerde geliştirmek istiyorsunuz. Diğer yandan üroloji ile bire bir kesişen bir doktora programı yok. Her bölüm ürogenital sistem ile alakalı kendi dersini veriyor. Mesela fizyoloji "ürogenital sistem fizyolojisi", farmakoloji "ürogenital sistem farmakolojisi", anatomi "ürogenital sistem anatomisi" derslerini açıyor. Siz de her bölüme gidip alanınızla alakalı dersleri alıp CV'nize ekleyebilirsiniz. Sonuçta doktora dereceniz olmayabilir ama CV'nizde derslerini ekler, temel bilimler tecrübenizi kanıtlarsınız.

- "Özel öğrencilik" kapsamında alınan dersler "doktoraya" başlandığında doktoraya saydırılabilir. Tabi her üniversitede bir zaman sınırı var. Çoğu üniversite 1,5 - 2 sene içerisinde özel öğrenci olarak alınan dersleri doktoraya başlamanız halinde sayarak transkriptinize ekliyor. Peki neden özel öğrenci olarak ders almışsınızdır? Mesela doktora başvuru dönemini kaçırmışsınızdır, zaman kaybetmemek için özel öğrenci olarak birkaç ders alır, gelecek alım döneminde öğrencilik için başvurabilirsiniz. Aldığınız dersleri de doktoraya saydırırsınız. Ya da doktora alımlarına başvurdunuz, ama kadro sayısı azdır. Kabul alamamış olabilirsiniz. Hocalar böyle bir durumda, sizi de istekli görürlerse, "bu dönem özel öğrenci olarak ders al, gelecek dönem seni doktoraya alalım" diyebilirler ya da siz de böyle bir teklifle gelebilirsiniz. Böylece özel öğrenci olarak ders alır, o dönem hocalara kendinizi gösterir ve sonraki dönem kabul almak için altyapı oluşturursunuz.

Örnek: Fizyoloji doktorasına kabul almak istiyorsunuz. Başvuru dönemini kaçırdınız ya da kadro yetersizliğinden dolayı o dönem kabul alamadınız. "Özel öğrenci" olarak birkaç ders alırsınız, gelecek doktora alımlarını takip eder, hocalarla arayı yapar, kabul alma ihtimalinizi arttırırsınız.

- Temel bilimler alanına ilginiz var ama hangi bölüme başvuracağınız noktasında kararsızsınız diyelim. "Özel öğrenci" olarak ders alıp kendinizi deneyebilir, bölümü sevip sevmediğinize karar verebilirsiniz. Doktora öğrenciliğine başvurmak uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Böylece bu meşakkatli sürece başlayıp başlamayacağınıza daha iyi karar vermiş olursunuz.

Örnek: Tıp tarihi ve etik bölümüne karşı bir ilginiz var diyelim. Ama tam olarak karar veremediniz. Bölümün hocaları ile de konuşarak bölümden başlangıç düzeyinde birkaç ders alıp tıp tarihi ve etik bölümünün hocalarını, imkanlarını, derslerin işleniş şekillerini, bölümün olaylara yaklaşımını, ilginizi çekip çekmediğini anlarsınız. Böylece gelecek dönem doktoraya başvurup başvurmayacağınıza ayağınız yere basarak karar verirsiniz. Böylece hata yapma ve pişman olma ihtimaliniz çok azalır.

- Bir bölüme doktora öğrencisi olduğunuzda genelde o bölüm ve üniversiteden ders almak durumundasınızdır. Diğer yandan "özel öğrenci" olarak her üniversiteden ve her bölümden ders alabilir, kendi mozaiğinizi oluşturabilirsiniz.

Örnek: İstanbul'da yaşıyorsunuz ve "ileri nörolojik bilimler" ile çok ilgilisiniz. Özel öğrenci olarak İstanbul Ünivertesi, Marmara Üniversitesi, hatta Boğaziçi, İTÜ gibi birçok üniversiteden çok geniş kapsamda ders alabilirsiniz. Tabiri caizse her çiçekten bal alabilirsiniz. Aslında doktora öğrencisi olarak da bunları yapabilirsiniz ama yaptığınız doktora zamanınızın çoğunu alacağı için bunlar fırsat bırakmayabilir.

- "Özel öğrenci" kapsamında alınan dersler her üniversitenin belirlediği bir süre içerisinde doktoraya başlanması halinde doktoraya saydırılabilir. Bu süre üniversiteden üniversiteye göre 1 ile 3 yıl arasında değişebilmektedir. Daha uzun da olabilir. Bu süreyi muhatap olduğunuz öğrenci işlerinden öğrenebilirsiniz.

- Her üniversitenin doktoraya kabul için ALES ve yabancı dil kuralı vardır. Oysa özel öğrenci olarak doktora derslerini almak için ALES ya da yabancı dil puanınızın olmasına gerek yoktur. Eğer bu puanlardan ötürü doktoraya kabul alamıyorsanız, en azından özel öğrenci olarak ders alabilirsiniz. Belki de özel öğrenci olarak ders aldığınız sürede bu sınavları verip doktoraya kabul alıp, derslerinizi saydırabilirsiniz.

Özel Öğrenci Olmanın Dezavantajları

Her şeyin avantajları olduğu gibi dezavantajları da vardır. Özel öğrenci olmanın da bazı dezavantajları var:

- Özel öğrenci olarak ders alındığında her ders için alınan kredi başına para ödenmektedir. Son düzenlemelerden sonra doktora öğrenciliğinin harcı kaldırılmıştı. Yani doktora yapmak ücretsizdir. Fakar özel öğrencilik için kredi başına para ödenir. Tabi bunun bazı istisnaları vardır: Eğer ders alacağınız üniversitenin öğretim üyesi ya da asistanı, yani personeli iseniz her üniversitenin belli bir sınıra kadar bedava olarak özel öğrencilik kapsamında ders alabilirsiniz.

Örnek: Diyelim ki, bir üniversite hastanesinde nöroloji bölümünde asistansınız. Kendinizi "Nörofizyoloji" alanında geliştirmek istiyor, bu kapsamda da fizyolojiden ders almak istiyorsunuz. Fizyoloji bölümüne giderek ücretsiz olarak (tabi üniversite kuralları ne kadarına izin veriyorsa) ilgilendiğiniz dersleri alabilirsiniz.

- Yüksek lisans ya da doktora yaptığınızda elinizde bir belge, sertifika olur. Diğer yandan "özel öğrenci" olarak aldığınız dersleri sadece CV'nize ekleyebilirsiniz. "Özel öğrenci" olarak yüzlerce ders dahi alsanız doktora mezunu olarak PhD olamazsınız. Doktora mezunu yani PhD olabilmek için kayıtlı doktora öğrencisi olmanız, zorunlu dersleri alıp kredinizi doldurmanız ve doktora tezi yazmanız gerekmektedir.

 

- Doktora öğrencisi olmak askerliği ertelemektedir. Diğer yandan "özel öğrenci" olarak aldığınız dersler askerliğinizi ertelemeyecektir. Askerlik ertelenmesi için doktora öğrencisi olmanız gerekmektedir.

Sonuç

Lisansüstü eğitim açısından "özel öğrenci" imkanının bilinmesi gerekmektedir. Avantajlarını ve dezavantajlarını göz önüne alarak bu imkandan faydalanılabilir.

Herkese verimli bir akademik hayat dileğiyle...

7 Haziran 2015 Pazar

Sağlık Bilimleri Enstitüsü (SBE)

Birbiriyle ilgili bilim dallarından oluşan ve lisansüstü düzeyde eğitim - öğretim veren (yani yüksek lisans ve doktoralar) kurumlara enstitü denir. Sağlık Bilimleri Enstitüsü (SBE) sağlık bilimleri ile alakalı yüksek lisans ve doktoraların verildiği kurumdur.

Bu yazıyı yazmamın sebebi birçok tıp doktorunun "Sağlık Bilimleri Enstitüsü"nün ne olduğunu bilmemesi ve işlevinden haberdar olmamasıdır. Bırakın bunları birçoğumuz adını bile duymamıştır. Diğer yandan tıpta doktora ve yüksek lisans yapmak istiyorsak takip edeceğimiz yerler Sağlık Bilimleri enstitüleridir. Bundan dolayı bu yazıya ihtiyaç doğdu.

Sağlıkla alakalı tüm bölümler: Tıp, dişçilik, veterinerlik, eczacılık, FTR, diyetisyenlik,..., açacakları yüksek lisans ve doktoraları üniversitelerinin Sağlık Bilimleri Enstitüleri üzerinden açarlar. Dolayısıyla doktora ve yüksek lisans kadroları üniversitelerin Sağlık Bilimleri Enstitüsü sayfalarında yayınlanır. Ayrıca enstitü sayfalarında yüksek lisans ve doktoralara kabul şartları, ALES ve YDS gereklilikleri gibi şartlara da ulaşılmaktadır.

Örnek olarak İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü sayfasını verelim.
http://saglikbilimleri.istanbul.edu.tr/


İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü girişi, Cerrahpaşa Kampüsü içi


Sağlık Bilimleri Enstitülerini Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile karıştırmamak lazımdır. Sağlık Bilimleri Enstitüleri sağlık alanında tüm yüksek lisans ve doktoraların verildiği yerdir, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ise içerisinde sağlıkla alakalı bazı bölümleri (örn. FTR, odyoloji, ergoterapi,...) gibi bölümlerin bulunduğu ve bu bölümlere dair lisans eğitimlerinin verildiği tıp fakültesi benzeri bir fakültedir. Yani konumuz yüksek lisans ve doktoralarsa Sağlık Bilimleri Enstitüsü'ne bakmalıyız.

Sağlık Bilimleri Enstitülerinde Tıp Doktorları İçin Doktora İmkanları

Tıpta doktora imkanlarına dönelim. Tıp fakültesi altındaki anabilim dalları yüksek lisans ve doktoraları Sağlık Bilimleri Enstitüsü altında açmaktadırlar. Yani SBE'ler aktif eğitimi vermemekte, sadece öğrenci işleri, öğrenci alımları gibi idari işleri yürütmektedirler.

Örnek bir enstitü logosu


Bir örnek verelim. Diyelim ki Fizyoloji bölümüne gönül verdiniz ve bu alanda doktora yapmak istiyorsunuz. İstanbul Üniversitesi'nde Çapa'da ya da Cerrahpaşa'da Fizyoloji alanında doktora yapmayı düşünüyorsunuz. Doktora eğitimini veren yerler aslında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı ya da İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Fizyoloji Anabilim Dalı'dır. Lakin bu anabilim dalları yüksek lisans ve doktora alımlarını ve ilanlarını İstanbul Üniversitesi'nin Sağlık Bilimleri Enstitüsü üzerinden yapmaktadırlar. Başvurunuzu İÜ SBE'ye yaparsınız, buraya belgeleri teslim edersiniz, sonra SBE alınan kabul edilen öğrencileri duyurur.

Her üniversitenin ve her Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nün öğrenci alım tarihleri farklıdır. Ayrıca her sene farklı tarihlerde yapılabilir. Bundan dolayı aktif olarak yüksek lisans ve doktora programlarına başvurmak isteyenler başvurmak istedikleri SBE'nin sayfasını ve duyurularını her gün takip etmelidirler.

Özelleşmiş Enstitüler

Genel olarak üniversitedeki imkanlara göre üniversitelerde yüksek lisans ve doktoraları veren 3 tane enstitü vardır: Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü. Bu üç enstitü ana enstitülerdir.

Bunların yanında bazı üniversitelerde alt alanlarda özelleşmiş bazı enstitüler olabilir. Örneğin İstanbul Üniversitesi'nde "Tıp Tarihi Enstitüsü", Hacettepe Üniversitesi'nde "Kanser Enstitüsü", veya bazı üniversitelerde "Kök Hücre Enstitüsü" gibi kurumlar vardır. Bu enstitülerin amacı özelleştikleri alanda araştırmalar yürütmek ve yüksel lisans - doktora düzeyinde öğrenci yetiştirmektir.

O zaman özelleşmiş enstitülerin olduğu yerde yüksek lisans ve doktoraları verme açısından Sağlık Bilimleri Enstitüsü'ne gerek kalmamakta, özelleşmiş enstitüler kendi öğrencileri almaktadırlar. O zaman İstanbul Üniversitesi'nde tıp tarihi ve etik doktorası yapmak istiyorsanız ya da Hacettepe'de kanserle alakalı doktoraları araştırmak istiyorsanız bakacağınız yerler İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstiüsü ve Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü'dür. Böyle bir olmadığı takdirde Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nü takip etmeniz gerekmektedir.

Sonuç

Sağlıkla alakalı bölümlerde başvurmak istediğiniz yüksek lisans ve doktoraları, kadro ilanlarını, başvuru şartlarını takip etmeniz gereken yer üniversitelerin Sağlık Bilimleri Enstitüleridir. Bazı istisnai durumlarda istediğiniz bölümlerin özelleşmiş enstitüleri varsa, o enstitüleri takip etmeniz gerekir. Merak ettiğiniz konuları bu enstitüleri arayarak veya binalarına giderek öğrenebilirsiniz.

Genelde Sağlık Bilimleri Enstitüleri lisans öğrencilerinin ya da ilgisi olmayanların bilmedikleri yerlerdir. Lakin, mezuniyet sonrası doktora yapmayı düşünenlerin bilmesi ve takip etmesi gereken yerlerdir.

Herkese kariyerinde ve çalışmalarında başarılar dilerim.

27 Eylül 2012 Perşembe

Bir Tıp Doktorunda Olması Gerekenler

Bir tıp doktorunda olması gereken elbette birçok şey vardır. Lakin benim değineceklerim tıpta doktora imkanlarına dair olması gerekenler:

1- Tıp doktorunun elinde ALES puanı, her zaman hazır olması gereken bir puandır. Çünkü doktora imkanlarının ne zaman nerede karşınıza çıkacağı belli olmaz. Zamanında tıp fakültesine girerken aklınıza kazıdığınız türkçe ve matematik, ALES sınavında karşınıza çıkacak, seneler sonra bile unutamadığınızı görmek sizlere sevinç kaynağı olacaktır. Tek yapmanız gereken ise çıkmış sorulara göz atmak ve soruları çözersen serileşmeye çalışmaktır. 24 Eylül'de başlayan başvurular 3 Ekim'de sona erecek. Hala başvurmadıysanız başvurun!

2- Bizler için dil puanları da olmazsa olmaz haline geldi. Eskiden TUS İngilizcesine girerek kolayca hallediyorduk bizi gidi köftehorlar bizi. Ama artık TUS için ÜDS ve KPDS'nin yerine getirilen YDS'den 50 puan istiyorlar. E madem TUS için 50 puan alacağız, o zaman doktoraya da yetecek kadar 55 ve yapabileceğimiz en üst puanı yapmaya çalışalım. 50 puanlık soru yapıp bırakmayın. Üniversitenin ilk yıllarındaki inek halinize dönün ve yeniden şahlanın. Dil puanının da ne zaman gerekeceği belli olmaz.

3- Bıkmadan usanmadan yeni programları, yeni kadroları araştırma isteği yine muhakkak olması gereken özelliklerden. Yoksa nasıl araştırıp da kadroları bulabilesiniz?

Bir an önce bunları tamamlamanız dileğiyle.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Türk Hekimleri İçin Doktoranın Geleceği ve Geleceğin Doktoraları


Türk hekimleri için doktora, aslında hem eski hem de yeni bir kavram. En eski tarihlerden beri, çok yaygın olmasa da, doktoralı hekimlerimiz az da olsa vardı. Şimdilerde ise yaygınlaşmaya başlıyor ve daha da yaygınlaşacak.

Türkiye'de hekimler arasında doktoranın yaygınlaşmamasının sebebi, dünya genelinde doktora ile yapılan bölümlerin Türkiye'de "uzmanlık" kisvesi altında verilmesi. Örneğin Fizyoloji, Histoloji ve Embriyoloji, Anatomi, Biyokimya, Mikrobiyoloji,... gibi tıbbin temel bilimleri dünyada doktora yani PhD ile alınan dallardır. Türkiye'de ise her ne kadar bu alanların doktora seçenekleri olsa da "uzmanlık" şekilinde var ve özellikle devlet tarafından "uzmanlık" yoluna bir teşvik var. Bu teşviki de şuradan anlıyoruz ki; bir biyokimya uzmanı laboratuvar açabiliyorken, hastanelerin biyokimya tahlillerinde imza yetkisine sahipken Biyokimya alanında doktora yapmış bir hekim laboratuvar açma hakkına ve imza yetkisine sahip değildir. Buradan anlıyoruz ki doktoralı bir hekime akademi haricinde pek bir alan bırakılmamıştır. Bundan dolayı da hekimler, uzmanlık yolunu kullanagelmişlerdir. Bana sorarsanız "bu uzmanlık işi nereden çıktı?" diye, şöyle düşünüyorum: Devlet, öyle bir uzman yetiştirelim ki sadece bize bağlı olsun, bizden başka bir yerde çalışma imkanı bulamasın diye düşündü ve temel tıp bölümlerinde bu uzmanlıkları getirdi. Çünkü dünyanın her yerinde (3. dünya ülkesi olmayan dikkate değer ülkelerin hepsinde) bu iş doktora yani PhD yoluyla yapılırken Türkiye'de sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin tanıdığı "uzmanlık" şeklinde yapılıyor. Sonrasında bu uzmanlıklara sahip Türk hekimleri, gittikleri ülkelerde doktora derecesine sahip olmadıkları için bu işi akademik ve araştırma düzeyinde yapan biri olarak değil de kendi ülkesinde bu işi uygulayan insan olarak addediliyorlar ve uluslararası saygınlıkları ve bağlantıları sekteye uğruyor. Yani Allah aşkına, Fizyoloji uzmanı nedir? Devlet, uzmanlığını bitiren Fizyoloji uzmanlarına bir mecburi hizmet yeri bulup atayabilmek için akla karayı seçmektedir. Fizyoloji uzmanlarının çoğu yeni açılan üniversitelerde mecburi hizmet yapmaktadır. Yok her kan merkezinde fizyoloji uzmanı olmalıymış da tarzında söylemler. Türkiye'de Kızılay da dahil kan merkezlerinde fizyolog bulunduğu muhaldir. Durum diğer bölümler olan Anatomi ve Histoloji ve Embriyoloji için de farklı değildir. Sonuç olarak devlet, uzmanlık sürecini bitirdiği anda kendisine muhtaç, kendisinden başka kapıya resmi olarak başvurma salahiyeti olmayan, mecburi hizmet yükümlülüğüyle donattığı uzmanlar yetiştirmektedir.

İthamlarım ağır ithamlardır ama bunların örnekleri mevcut. Bir halk sağlığı hocam halk sağlığı alanında uzmanlık yapıp doçent ve profesör düzeyine gelmesine rağmen, primer alanı farklı olup yanında halk sağlığı doktorası da yapmış olan eşi ile yurtdışında aynı yere başvururlar ve doktoralı olan eşi kabul alır, kendisi kabul alamaz. Gerekçe ise halk sağlığı uzmanlığının bulunduğu ülkede bir "uygulayıcı" olarak hizmet verdiği, vermesi gerektiği, doktoranın ise uluslararası bir akademik ve araştırma titri olduğu, uluslararası bir araştırma pozisyonunda doktoralı olan birisini görmek istemeleridir. Türkiye içerisinde doktora ile uzmanlık arasındaki fark bu kadar belli olmasa da, uluslararası camiada sınır çok keskin çizgilerle bellidir. Uluslararası camiada uzmanlık sonrası isterseniz doçent ve profesör olun, o ülke içerisinde belirlenen sınırlarla yükümlü olan bir "uygulayıcı"sınız ve akademik ve araştırma açısından tıp fakültesi mezunu düzeyindesiniz. Malesef ki dışarıdaki algı böyle.

Son Yıllarda Türkiye'nin Yaşadığı Değişim

Son yıllarda 2 önemli değişiklik oldu bu kapsamda: 1- TUS kapsamından bazı bölümlerin çıkartılması, 2- ÖYP sisteminin getirilmesi.

Son birkaç TUS'tan beridir Anatomi, Fizyoloji, Histoloji ve Embriyoloji ve Farmakoloji TUS kapsamında kontenjan açmıyor. Neden ise TUS'ta istediği puanı alamayanların tampon tercih olarak (yani mecburi hizmete gitmeden, maaşını alarak, bir dahaki TUS'a hazırlanma amaçlı) hekimlerin bu dalları yazması. Böylece bu temel bilimlerin puanları aşırı yükselmekte, bu bölümleri hakikaten isteyenlerin bölümlere girmeleri çok zorlaşmakta ve seneler boyunca bu bölümler uzman yetiştirememekteydi. Artık bu bölümler TUS kapsamında asistan almıyor. İsteyenler bağımsız olarak veya ÖYP kapsamında bu bölümlerde doktoraya girebiliyor. Böylece bu bölümleri hakikaten isteyenlerin önü açılmış oldu, dünya ile entegre şekilde PhD sahibi uzmanlar yetişmiş olacak ve programdan mezun olanların daha efektif şekilde akademik ortamlara yerleştirilmeleri sağlanmış olacak. Bu bölümler TUS'ta beklediği bölümleri kazanamayanlara bekledikleri bölümleri kazanmaları için bir ortam sağlayan dallar haline gelmeyecek.

Doktoranın Türkiye'deki Geleceği

Ülkemizde tıp, giderek daha da profesyonelleşiyor. Bu bağlamda da dünya ile entegrasyonu artıyor. Bence ileride, gelişmiş dünya ülkelerinde doktora yoluyla yapılan bölümler bizde de doktora yoluyla yapılmaya başlanacak. İlk planda Anatomi, Fizyoloji, Histoembriyoloji ve Farmakoloji, uzmanlık kapsamından alındı ve sadece doktora yolu bırakıldı. Bence ileride Biyokimya, Mikrobiyoloji, Halk Sağlığı gibi diğer ülkelerde doktora ile yapılıp bizde hala uzmanlığı olan dallar da doktora yoluna dönecek. TUS kapsamından sadece yukarıda saydığımız 4 bölüm çıkartılmasına rağmen ÖYP kapsamında bu 4 bölüme ek olarak Mikrobiyoloji, Biyokimya ve Halk Sağlığı da kontenjan açmaktadır. Oysa ki,bu bölümler TUS kapsamında asistan alıyor, denilerek ÖYP kapsamına sokulmayabilirlerdi. Lakin ÖYP kapsamına girmeleri yakın gelecekte olmasa da ilerde bu bölümlerde de köklü bir değişim yapılacağının göstergesi. Ayrıca klinik araştırmalara yönelen birçok akademisyen hekim, primer dalının yanında çeşitli doktoralara yönelecek. Lakin uluslararası düzeyde MD PhD kavramı çok saygın bir kavram. Geleceğin ne göstereceğini göreceğiz.

Şu ana kadar değişim açısında primer bölümü olarak doktora dallarından birisini düşünenlere değindim. Bir de primer dalının yanında doktora derecesi almak isteyen hekimler olabilir. Eskisi gibi hekim sıkıntısının yaşanmadığı ve birçok uzmanın piyasaya çıktığı günümüzde diğer meslektaşlardan ayrılmak için ya da akademik açıdan daha derinlere inmek için ya da tamamen merak nedeniyle doktora yapmak isteyen birçok hekim olacaktır ve olmalıdır da.

Hekimler, gerek primer dallarına uygun ve primer dallarını tamamlayıcı gerek de primer alanlarından bağımsız olarak tamamen merak ve ilgilerine göre ek olarak doktora da yapabilirler. Bunlara biraz değinelim:

Primer Dala Uygun Doktoralar

Primer dalı desteklemek ve mesleki açıdan laboratuvar düzeyine inmek açısından doktora sahibi olmak çok önemlidir. Hekimlerin akademik yaşamlarını daha derinlere indirmeleri için, diğer meslektaşlarından ayrılmaları için bazı doktoralar bire birdir. Örneğin;
- Bir romatolog, immünoloji doktorası
- Bir onkolog, moeküler biyoloji ve genetik doktorası
- Bir infeksiyon hastalıkları uzmanı, mikrobiyoloji doktorası
- Bir infeksiyon hastalıkları uzmanı, immünoloji doktorası
- Ülseratif kolit gibi bir immün sistem hastalığıyla ilgilenen bir gastroenterolog, yine immünoloji doktorası
- İn vitro fertilizasyon ile ilgilenen kadın doğum uzmanları, histoloji ve embriyoloji doktorası
- Halk sağlığı ile ilgilenen göğüs hastalıkları uzmanları ya da birçok diğer uzman, halk sağlığı doktorası
- Halk sağlığı uzmanları ve doktoralıları, sağlık yönetimi doktorası
- Bir patolog, moleküler biyoloji ve genetik doktorası
- Bir patolog, histoloji ve embriyoloji doktorası
- Bir nörolog ya da psikiyatr, nörobilimler doktorası ya da nörobilimler direkt olarak yoksa fizyoloji doktorası yapabilir.
Ve uzatabileceğimiz birçok uzmanlık/doktora kombinasyonu yapılabilir.

Yapılabilir yapılmasına ama tüm bu çabalar sizin akademik derinleşmenize ve mesleki tatmininize etki eder. Bunun ötesinde bir şey beklemek hayal olmasa da muhal olur. Onu da şuradan anlıyoruz ki: Amerika'da patoloji ihtisası yapmış, üzerine de "histoloji ve embriyoloji" ve "moleküler biyoloji ve genetik" doktoraları yapmış bir Türk bilim adamı, milli duyguları nedeniyle Türkiye'ye dönmeye karar verir. Türkiye'ye geldiğinde üniversiteler çok kalifiye olduğu için (diğer hocalar bu akademik kariyerin altında ezileceklerinden) kendisini istemez, isteyen ve istemeyen üniversitelerde de zaten istediği laboratuvar ve araştırma imkanlarını bulamaz. Devlet ise kendisine uzun bir denklik süreci ve yoğun evrak derdi çekmesi karşılığında basit bir devlet hastanesinde patoloji uzmanlığı imkanından ötesini sunmaz. Böyle kalifiye ve milletimizden olan bir insan Türkiye'de tutunamaz ve geri Amerika'ya döner. Bugün vatandaşı dahi olmayanları, sadece diploması ve dil bilmesi şartları dışında başka hiçbir şart koşmadan sorgusuz sualsiz ülkeye kazandıranlara! duyrulur.

Primer Dal Haricinde Yüksek Lisans ve Doktora İmkanları

Bir hekim primer dalı ne olursa olsun yanında istediği bir doktorayı yapabilir. Örneğin bir hekim, tıp tarihine, tıp etiğine ve deontolojiye ilgi duyuyor olabilir. Diğer yandan da bu dalı primer dalı olarak yapmak istemiyor da olabilir. Bir yandan primer dalı ile meşgul olurken diğer yandan da tıp tarihi ve deontoloji dalında doktora yapabilir ya da doktora haricinde de çalışmalarda bulunabilir. Herkes, ilgisine yönelik, istediği bir doktora seçip yoluna devam edebilir.

Bir de tıp harici yüksek lisans ve doktoralar var. Özellikle sağlık alanında yönetici olmak isteyen hekimler işletme yüksek lisansı (MBA), sağlık yönetimi yüksek lisans ve doktora programlarından istifade edebilirler. Sağlık yönetimi mevzusu açılmışken şunu da söylemek lazım ki. Hekimler muhakkak içlerinden yönetici çıkartmalıdırlar. Yoksa yakın zamanda başımıza tıptan anlamayan işletme mezunları getirilebilir. Bundan dolayı "yönetim" alanına ilgi duyanlar işletme ya da daha spesifik olarak sağlık yönetimi alanında yüksek lisans ve doktora imkanlarını değerlendirebilirler. Sağlık yönetiminde yüksek lisans da yapabilirler, 6 yıllık bir okul mezunu oldukları için direkt olarak doktora programına da başlayabilirler (İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Haydar SUR ile görüştüğümde tıp mezunlarını direkt olarak doktoradan başlatabildiklerini söylemişti, yani bu iş biraz da anabilim dalının inisiyatifine kalmış durumda).

Onun yanında isteyenler tarih, psikoloji, felsefe gibi ilgi duydukları paramedikal alanlarda da formasyon kazanabilirler.

Yani akademi ve eğitim derya deniz. İsteyenler istediklerini aramak suretiyle bulacaklardır.

14 Haziran 2012 Perşembe

Doktora'da Maddi İmkanlar


Çalıştığımız bölüm, uğraştığımız alan kadar bu süre içerisinde geçimimizi nasıl sağladığımız da önemlidir. Doktora sürecindeki birisinin ister istemez maddi kaygıları olmaktadır. Araştırma görevlisi maaşı alsa bir türlü, dışarıda çalışıp iyi paralar kazanıp bölüme kendini veremese bir türlü.

Şimdi tek tek doktora imkanlarında maddi imkanları inceleyelim.

ÖYP (Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı)

Doktora imkanlarından hem maddi hem akademik olarak en garantililerinden birisi olarak görülmektedir ÖYP. ÖYP programlarından birisine kabul edilenlere doktora yaptıkları süre boyunca yaklaşık 1.500-2.000 lira arası bir araştırma görevlisi maaşı verilmektedir. Tabi ki karşılığında kişinin "resmi" olarak başka bir yerde çalışması yasaklanır ve hafta içi mesai saatlerinde kürsüde olması istenir. Malesef ki ne kadar önemli olduğu tartışılır makamların ve memurların maaşları günden güne artırılırken araştırma görevlisine takdir edilen miktar ortadadır. Bu da ülkemizde akademiye ve akademisyene verilen değeri ortaya koymaktadır.

Tıp fakültelerinde bulunan ÖYPli araştırma görevlileri ayrıca döner sermaye de almaktadır. Genelde TUS ile gelen diğer temel bilimler asistanları ile aynı maaşı almaktadırlar. Bu açıdan tıp fakültesi asistanları şanslıdır.

ÖYP ile alakalı daha geniş bilgi sahibi olmak için YÖK forumdaki ÖYP ile akalalı başlıkları okumakta yarar var.

http://forum.yok.gov.tr/forums/list.page

http://forum.yok.gov.tr/forums/show/2.page;jsessionid=PQkCPZDXkrlJvdQDJRT9TxJBwTht0bDwV2cN1VZWwJTswyy3v9pq!1591922776

Araştırma Görevlisi Kadrosu

Üniversitelerde çok nadir açılan bir kadrodur. Tıp fakültelerinde daha da nadirdir. Üniversite, kürsüde çalışmak üzere, araştırma görevlisi maaşı vererek doktora öğrencisi alınır. Bu kadronun YÖK ile alakası yoktur. Üniversite bu kadroyu kendisi açar. Tabi son zamanlarda ÖYP'nin olması, TUS ile öğrenci alınmasıyla bu kadrolar tıp fakültelerinde mumla rastlanır oldu. Lakin bulana, doktora yollarından birisidir. Araştırmak gerekir. "Aramakla bulunmaz; ama bulanlar arayanlardır."

Araştırma görevlilerinin üniversite haricinde "resmi" olarak çalışmaları yasaktır. Hafta içi mesai saatlerinde kürsüde olmalılardır. Ayrıca hocaların angaryasını ister istemez çekmektedirler.

Bu kadro sonucu herhangi bir kimseye (ÖYP gibi) borcunuz ya da sorumluluğuz olmaz. Üstelik araştırma görevlisi olduğunuz üniversitede yardımcı doçent kadrosuna geçmeniz diğer adaylara göre daha kolaydır. Kesin değildir yalnızca daha kolaydır.

Doktora Programı

Bu seçenekte ise doktora karşılığında herhangi bir ücret almazsınız. Sadece doktora öğrencisisinizdir. Doktora haricinde başka yerde çalışarak ya da aileden zenginseniz kendi öz kaynaklarınızla kazancınızı bir şekilde sağlamaz durumundasınızdır. Hem avantajları hem de dezavantajları vardır.

Avantajları;
- Yüksek ücretler kazanabilirsiniz. Nöbet usulü çalışan sağlık bakanlığı kurumların 4.000 lira civarında ya da nöbet usulü çalışan özel kurumlarda kısmen bu kadar kısmen daha da fazlasını kazanabilirsiniz hekim olarak. Araştırma görevlisi maaşı 1.900 lira iken, aynı bölüme TUS ile girenler maaş + döner 2.500 lira alırken çok daha yüksek paralar kazanabilirsiniz.
- Doktorayı bitirdiğiniz zaman kimseye borcunuz ya da bir yere gitme mecburiyetiniz olmaz. Yani bonservisiniz elinizde olur. Bunun sonucunda da istediğiniz üniversiteye başvurabilirsiniz.
- Diğer aarştırma görevlileri ve tıpta uzmanlık öğrencileri gibi hocaların ve kürsünün angaryalarını çekmek zorunda kalmazsınız.

Dezavantajları ise;
- Doktora yaptığınız bölümde olmanıza rağmen hala acillerde ya da başka yerlerde insanlarla uğraşmak zorunda olmanızdır.
- Hocalar bölümün angaryasını çekmediğiniz için size geçici gözüyle bakabilir.
- Doktora yaptığınız bölüm haricinde bir meşgale ile uğraşmak zorunda kaldığınız için kendinizi tam manasıyla bölüme ve akademiye verememe ihtimalinizdir.

Sonuç

Hayat, multifaktöryel ve dinamik bir süreçtir. Önemli olan kendi özelliklerinizi ve şartlarınızı mevcut imkanlarla karşılaştırıp karar verebilmenizdir. Her kişinin durumu ve şartları, dolayısıyla tercihleri ve eğilimleri de kendisine göredir, kendisine hastır.

Kendinize en uygun seçeneği bulup, maddi yönden zorluk çekmeden bilimin tadına varabilmeniz dileğiyle...

19 Ocak 2012 Perşembe

Tıpta Doktora İmkanlarına Giriş

Tıp fakültesi mezunları nasıl oluyor da direkt olarak doktoraya başvurabiliyorlar? Bu işin yüksek lisansı yok mu?

Tıp fakültesi mezunları tıp hayatı boyunca bazı dersleri yüksek lisans düzeyinde alır. 6 sene okuduğu için de yüksek lisans mezunu sayılır. Tıbbın ilk 2 yılı ön lisans dönemi, sonraki 2 yılı lisans dönemi, son 2 yılı ise yüksek lisans dönemidir. Bundan dolayı tıp mezunları yüksek lisans mezunu sayıldığı için, okulda gördükleri derslerin doktora programlarına direkt olarak başvurabilirler. 6 yıl gibi uzun süre okumamızın bir avantajı memurluğa yüksek dereceden başlamamız, bir de direkt olarak doktoraya başvurabilmemizdir.

Peki tıp mezunları hangi dallarda doktora yapabilir?

Biyofizik
Tıbbi Biyoloji
Anatomi
Fizyoloji
Histoloji ve Embriyoloji
Biyokimya
Mikrobiyoloji
Farmakoloji
Halk Sağlığı
Deontoloji ve Tıp Tarihi
Genetik
Moleküler Biyoloji
İmmünoloji
Parazitoloji

Başka dallarda doktora veya yüksek lisans yapılabilir mi?

Bu bölümler haricinde direkt olarak doktorasına başvurabileceğimiz bir bölüm bilmiyorum. Ama bütün üniversite mezunlarının başvurabildiği İşletme, İktisat, Psikoloji gibi yüksek lisanslar da var. İlgisi olanlar bu konuyu araştırabilir. MBA (Master of Business Administration; İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı) şurada burada yapılır diyorlar ama benim bildiğim yapılabildiği.

Doktoraya başvurabilecek için neler gereklidir?

Doktoraya başvurmak ve girebilmek için her üniversitenin kendi şartları vardır. Mesela bazı üniversiteler TOEFL puanı isterken bazısılarına YDS yetmektedir. Bazıları YDS'den 70 isterken bazıları 55 istemektedir. Her üniversitede farklı olduğundan genel olarak doktora alım kriterlerini anlatayım:

Doktora sürecinde genelde 4 parametreye bakılır; ALES (akademik lisansüstü eğitim sınavı), YDS veya ÖSYM'nin eşdeğerliğini kabul ettiği en az bir dil puanı, okul mezuniyet notunun 100 üzerinden cinsi ve mülakat notu.
- Her üniversitenin alım kriterleri değişmekle beraber genel olarak ALES notunun %50'si alınmaktadır. ÖYP'de ise bu %60 olmaktadır., okul mezuniyet puanının %20'si, dil puanının %15'i ve mülakat notunun %15'i alınır. Sonuçta ortaya bir AKADEMİK PUAN ortaya çıkar. Bölüme başvuran adaylar bu akademik puana göre sıralanırlar. 70'ten düşük olmamak kaydıyla bölüm kontenjanı kadar kişi puan sırasına göre kabul edilir.
- Aday ALES'ten minimum 65, ÖYP için 70 puan almalıdır. Yalnız bu akademik puan hesaplanmasında aslan payı ALES'e ait olduğu için ALES'ten mümkün olduğunca puan almaya bakın. Zaten sınav türkçe-matematik.
- Dil puanı olarak doktora alımlarında minimum 55 puan istiyorlar. Bu üniversitesine göre 60, 70 hatta 80 bile olabiliyor.
- Okul puanı 2.00'ın üzerinde olsa yeter. Tabi ne kadar yüksek o kadar iyi.
- Bölüme girmeye başvurduğunuz zaman anabilim dalı öğretim üyeleri sizi MÜLAKAT'a alıyor. Mülakatta "bölümü neden istiyorsun" tarzı sorular soruyorlar. Sonuçta askerden kaçmak için doktora yapmadığınıza karar verirlerse ve öğrenme konusunda sizi istekli görürlerse yüksek bir mülakat notu veriyorlar.
- En sonunda ALES, dil puanınız, mezuniyet notunuz ve mülakat notunuz belli olup üniversitenin belirlediği yüzdelere göre bölünüp toplandığı zaman ortaya AKADEMİK PUANınız çıkıyor. Açılan doktora kadrolarına da alımlar bu puana göre yapılan sıralamaya göre yapılıyor.
- Bir bölümde doktora yapmayı düşünüyorsanız muhakkak o bölümün hocalarıyla, özellikle de anabilim dalı başkanıyla tanışın. Bölümü istediğinizi belirtin. O zaman anabilim dalı doktora kadroları belirlenirken sizi düşünerek fazla kadro açabiliyor. Tabi mülakatta da çok zorlanmıyorsunuz. Özellikle üniversitenin kendi mezunu olmanız da süreci kolaylaştırıyor.

Doktora alımları hangi dönemlerde yapılır?

Doktora alımları yılın 2 döneminde yapılır; Eylül ve Mart. Tabi bu dönemlerin alım süreçleri 2 ay öncesinden başlayabilir. Mesela Mart döneminin kadroları ve başvuruları genelde Aralık sonu Ocak başı gibi olur. Aynı şekilde Eylül ayı alımlarında da Haziran sonu Temmuz başı gibi başvurular ve mülakat olur.

Genel olarak alımlar bu aylarda olmakla beraber bazı üniversiteler tarihlerde oynama yapabilmektedir. Sonuç olarak her üniversitenin alım süreci tarihleri farklı olabilir. Bunun için üniversitelerin akademik takvimlerini ve duyurularını, zamanı geldiğinde de başvuru şartlarını takip etmek gerekir.

ALES ve YDS (veya IELTS, TOEFL) puanlarının ne zamandan hazır olması gerekir?

Doktoraya başvuru yapacağınız dönemden öncesinde bu sınavları almanız gerekir. Yani doktoraya başvururken bu sınav puanlarınızın elinizde olması gerekir. ALES sınavı NİSAN-KASIM aylarında, YDS sınavı ÖSYM sitesinde açıklandığı kadarıyla NİSAN-KASIM aylarında olur.
Mesela Eylül döneminde doktoraya girmek isteyen birisi en geç nisan ayında bu sınavları vermelidir.
Zaten okul notu ve mülakat notlarının hazırlanması gereken bir tarafı yoktur.

Sonucun gelmesi ve gereken işlemleri yapabilmeniz için IELTS ve TOEFL'a dil puanı gereken zamandan 1 ay önce girmeniz gerekiyor.

Bu sınavların başvuruları sınavdan yaklaşık 2,5 ay önce başlayıp bitiyor. Bunun için sınav başvuru tarihlerini iyi takip edin ÖSYM'nin sitesinden.

Peki bu dallardan birinde neden doktora yapılır?

En basit açıklama bu dalları istiyor olmanızdır. TUS sınavı ile istediğiniz bu bölümler kadro açmıyordur ya da istediğiniz bölümler yüksek puanlı kişiler tarafından tampon tercih yazılıyordur. Siz de doktora programlarına yönelirsiniz.

Doktora yapmanın bir nedeni de klinik ünvanın yanına bir de araştırmacı ünvanı yani PhD  katmaktır. Birbiriyle alakalı birçok dal var.
Mesela dahiliye sonrası romatoloji yan dalını yaptınız. Yanında da immünoloji doktorası yaparsanız çok güzel olur. Örnek Prof. Dr. Ahmet Gül. Mesela dahiliye üzerine onkoloji yan dalı yaparsınız. Üzerine de Moleküler biyoloji ve genetik doktorası yaparsınız. Tadından yenmez. Amerika'da da bu kombinasyonları yapan birçok kişi var. Ya da alakası olmayan dallar da yapabilirsiniz. Bir uzmanlık yapıyorsunuzdur ama tıp tarihine de ilginiz vardır. Yanında tıp tarihi doktorası yaparsınız. Okumanın sınırı yok en nihayetinde...

Doktora sonrası bize verilen derece nedir?

Doktora sonrası doktora yapan kişiye PhD (doctor of philosophy, felsefe doktoru) ünvanı verilir. Biz tıp mezunları, okulu bitirdiğimizde MD yani tıp doktoru ünvanı alırız. Bizden hariç diğer tüm dallarda doktor olabilmek için PhD yapmak gerekir.

Yalnız, tıp fakültesi mezunları zaten MD oldukları için doktora yapıp yanına PhD ünvanını da alırlarsa dünya genelinde çok saygın bir unvan olan MD PhD olmuş olurlar. Türkiye'de çok bir şey fark etmese de dünya çapında çok saygın bir derecedir.

Doktora sürecinde maddi durum nasıldır?

Doktora sürecinde araştırma görevlisi kadrosuna girilemezse, ki çok nadiren bir doktora öğrencisi bu kadroya alınır, ya da ÖYP kadrosunda değilse doktora sırasında maaş yoktur. Hatta dönemlik olarak okunan üniversiteye harç yatırılıyordu ama bu son Bakanlar Kurulu kararı ile kalktı. Artık örgün öğretim doktora programlarına da harç yatırılmıyor.

Doktora programları bu dezavantajı doktora öğrencisini anabilim dalına haftanın her günü çağırmayarak kapatır. Örneğin TUS ile gelen asistan haftanın her günü kürsüye gelirken doktora öğrencisi haftanın ders olan 2-3 gününde ve istediği zaman gelir. Yani özel veya devlet farketmez bir yerde çalışırken bir yandan da doktora yapılabilir. Çalışılan bölümü de bırakmak gerekmez. Özellikle aciller ve 112 doktora yapmak için biçilmiş kaftandır. Şu anda devlette veya özel sektörde olup doktora yapan birçok doktor vardır.

"Doktorada Maddi İmkanlar" adlı yazımızda daha ayrıntılı açıklanmıştır.

Doktoranın avantajları nelerdir?

- Biliyoruz ki artık bazı bölümler TUS ile asistan almıyor (fizyoloji, histoloji, anatomi, farmakoloji). Bunlara girmenin tek yolu doktora. İlerde ne olacağı da daha belli değil.
- Bir bölümde uzmanlık yaptığımız zaman yine MD olarak kalmaya devam ediyoruz. Oysa ki PhD yani doktora yaptığımız zaman MD PhD oluyoruz.
- Akademik yönden fakültede kalma açısından uzmanlık ile doktoranın hiçbir farkı yok. Hatta akademik yönden genel olarak doktora daha avantajlı.
- Özellikle yurt dışı düşünenler için doktora daha avantajlı. Çünkü yurt dışında halk sağlığı, fizyoloji veya mikrobiyoloji gibi saydığımız bu bölümlerin uzmanlığı yok sadece doktorası var. Bu yönden özellikle yurt dışına çıkmak isteyenler için doktora daha avantajlı.
- Doktora yaparken özel sektörde veya devlette çalışılabilir. Bu yönden de bir asistanının maaşından çok daha fazla paralar legal olarak kazanılabilir. Maaş olmaması dezavantajı böyle kapatılabilir.
- Yapılan işe ve eğitime ara verilmeden doktora yapılabilir. Sadece haftada belli vakitleri doktora programına ayırmanız yeterlidir.
- Doktora süreci uzmanlıktan daha akademik bir süreçtir. Danışman hocası vardır her öğrencinin ve doktora öğrencilerine uzmanlık öğrencilerine verilmeyen makale yazma gibi dersler verilir.

Doktoranın dezavantajları nelerdir?

- Doktora sürecinde maaş yoktur (ÖYP hariç).
- Bazı eski kafalı hocalar uzmanlıkla gelenleri doktora öğrencilerinden üstün görebilir.
- Hem doktorası hem uzmanlığı olan bölümlerde doktoralı olanlara bazı halklar verilmeyebilir. Örneğin Biyokimya uzmanlığı olanlar Biyokimya laboratuvarı açabilirken doktoralılar açamaz. Tabi bu konuda zaten MD olup sonradan uzmanlık değil de PhD yapanların durumu muallak. Ama dediğim gibi amaç üniversitede kalıp öğretim üyesi olmaksa doktora ile hiç fark yoktur.

Doktora süreci neleri ihtiva eder?

Tüm doktoralar 4 seneden oluşur: 2 sene ders, 2 sene de tez dönemi. Ders döneminde bir yanda zorunlu dersler, bir yanda da seçmeli dersler vardır. Kişi zorunlu dersler alırken yanına da ilgisine göre seçmeli derslerden seçer.
Ders dönemi olan 2 senenin sonunda tüm zorunlu dersler geçilmişse 2 senenin sonunda, yoksa tüm dersler verildiği zaman doktorada yeterlilik sınavına girilir. Yeterlilik sınavına girilip başarılı olunursa tez dönemi başlar. Zorlu ve danışman hoca ile yatıp kalkılacak bir 2 senedir tez dönemi.
Tez yazıldıktan sonra jüriye karşı savunulur. Savunma sonucu tez kabul görülürse doktora derecesi verilir. Eski Yunan'dan beridir doktora mevzu böyle işler.

Bir doktor, doktora yaptıktan sonra ne yapar?

Zaten doktorası bulunan bölümler genelde temel bilimlerdir. Bunun tek istisnası halk sağlığıdır. Halk sağlığı klinik bir bölümdür. Bu bölümlerde de çoğunlukla amaç hoca olmak ve üniversitede ders vermektir.

Bunların haricinde devlet ve özel sektör imkanları da değerlendirilebilir. Örneğin bir anatomist akapunktur salonu açabilir, bir histolog tüp bebek merkezlerinin vazgeçilmez bir öğesidir. İstenen dalı araştırmak  gerekir.

Doktora yapılırken başka bir uzmanlık yapılabilir mi ya da uzmanlık yaparken başka bir doktora yapılabilir mi?

Uzmanlık yapılırken doktora, yüksek lisans, açık öğretim gibi bütün eğitim opsiyonları okunabilir. Önünde hiçbir yasal engel yoktur. Yalnız mesai saatlerinize göre eğitiminizi ayarlamanız lazımdır. Eğitiminiz hafta içi akşamları ve hafta sonu yapılan ikinci öğretim bir tezsiz yüksek lisans ise kimseye danışmanıza gerek yoktur. Yalnız neredeyse hiçbir doktoranın ikinci öğretimi yoktur. Yani dersler hafta içi gündüz saatleridir. Bundan dolayı anabilim dalınızdan ya da klinik şefinizden izin almanız lazımdır. Ki birçok hoca asistan azlığı, işlerin aksaması, bir kişiye izin verirsem diğer asistanlar da ister düşüncesiyle uzmanlık eğitimi sırasında asistanlarına izin vermemektedirler. Bundan dolayı uzmanlık sırasında doktoraya başlayabilmeniz sizin ayarlayabilmenize bakar. Şartları oluşturursanız istediğiniz il ve üniversitede, istediğiniz programa başlayabilirsiniz.

ÖYP diye bir şey var, bu nedir?

ÖYP; öğretim üyesi yetiştirme programıdır. Yeni açılan üniversitelerde ve öğretim üyesi ihtiyacı duyan köklü üniversitelerde öğretim üyesi açığını kapatmak adına başlatılmıştır. Her senenin temmuz-ağustos ve aralık-ocak aylarında YÖK tarafından kadrolar açılır ve kadrolara gerekli şartları sağlayanlar başvurur. ALES puanınızın %60'ı, mezuniyet puanınızın %25'i ve dil puanınızın %15'i alınarak ortaya çıkan ÖYP puanınızla YÖK'ün sitesinde açılan kadrolara 10 tercih yaparsınız ve merkezi olarak yerleştirilirsiniz.

ÖYP, "Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)" adlı yazımızda daha ayrıntılı anlatılmıştır.

Sonuç

Temel bilimler, adından da belli olduğu gibi preklinik bilimlerdir. Daha çok araştırmaya dayanır. Temel bilimleri seçen hekimler kalan hayatları boyunca araştırma, ders anlatımları, sınavlar gibi akademik konularla uğraşacaklardır. Nöbetleri olmayacak, hobi olarak acile veya başka yerlere takılmazlarsa hasta görmeyeceklerdir. Temel bilimlerin genel iş alanları bunlardır.

Diğer yandan tıp fakültesinde öğretim gören öğrencilerin temel bilimleri temel ve klinik bilimleri zamanında öğrenmiş tıp doktoru kökenli hocalarından öğrenmeleri daha verimli olacaktır. Yoksa zamanında klinik bilimlerle haşır neşir olmamış temel bilimler hocaları gerekli temel bilimler-klinik bilimler bağını kuramayacaklardır. Biyoloji ve diğer bölümler kökenli temel bilimler hocalarım yanlış anlamasınlar. Elbette öğrencilerin onlardan öğreneceği işin başka boyutları var. Her anabilim dalında da çeşitlilik ve farklı görüşler ortaya konması adına tıp harici bölümlerden gelen hocalarımızın bulunması iyi olacaktır. Lakin tıp doktoru kökenli hocaların ağırlıkta bulunması tıp eğitimi açısından elzemdir. Bu açıdan da biz tıp doktorlarının bu bakir alanı doldurması lazım.

Gelecek hayatınızda ve tıp kariyerinizde başarılar.