Tıpta temel bilimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tıpta temel bilimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2014 Salı

Temel Bilimlerde TUS ile Tıpta Uzmanlık, ÖYP ve Ucundan Doktora

Birçok tıp doktoru meslektaşım dahili ve cerrahi bilimlerde olan tek başlılığa alışıktır. Çünkü dahiliye, göğüs hastalıkları, kardiyoloji veya genel cerrahinin uzmanlığı tektir, TUS ile girilir v
e tıpta uzmanlık yapılır. Diğer yandan konu bir de doktorası olan temel bilimlere gelince iş ve kafalar karışmaktadır.

Dahili ve cerrahi tıp dallarında olmayan bir dualizm/ikililik ülkemizde temel tıp bilimlerinde mevcuttur. Bir seçenek Tıpta Uzmanlık (specialist) iken diğer seçenek doktoradır (ÖYP doktoradan farklı bir seçenek değildir, sadece doktorayı daha iyi bir kadro + maaşını olarak araştırma görevlisi pozisyonunda yapmaktır).

Bu yazımda bu dualizmden bahsedeceğim ve ikilemde kalan meslektaşlarıma bir bakış açısı kazandırmaya çalışacağım.

Tıpta Uzmanlık

TUS sınavı sonrası Tıpta Uzmanlık yapmak üzere bir temel bilimler programına girilmesidir. Bu şekilde girenler Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği'ne bağlıdırlar. Buna göre çalışırlar. Bu şekilde asistan olan herkes araştırma görevlisidir ve maaşını alır. Bitirdikleri zaman Sağlık Bakanlığı'na mecburi hizmetleri vardır. Sağlık Bakanlığı bunları tanır, laboratuvar açma yetkileri vardır.

Doktora

ALES, okul mezuniyet notu, yabancı dil puanı ve varsa mülakat notları ile girilir. Doktora yani PhD yapmak üzere girerler. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na bağlıdırlar. Doktoraya girenler üniversiteye haftanın belirli günleri gelip giderek de doktora yapabilirler, üniversitenin cari usül ile ya da ÖYP ile araştırma görevlisi olarak da doktora yapabilirler. Araştırma görevlisi olarak ÖYP ile doktora yapılıyorsa üniversite personelisinizdir ve maaşınızı alırsınız. Tam gün olarak üniversitede çalışmak durumundasınızdır. Yani ÖYP'de yapılan da yine doktoradır. ÖYP sadece doktorayı maaş alarak ve tam zamanlı üniversite personeli olarak yapmak isteyenler için güzel bir çözümdür.

Dünyada Tanınılırlık

Öncelikle, dünya uygulamalarına baktığımızda, tüm gelişmiş ülkelerde temel bilimlerin sadece doktora yoluyla uygulandığını biliyoruz. Uzmanlık, sadece eski Sovyetler ekolünde, Afrika'da, Asya'nın bazı yerlerinde vardır. Yani dünyada bu iş doktora ile yürümektedir. Ondan dolayı Tıpta Uzmanlık ve doktoranın birinci farkı doktoranın dünya genelinde daha tanınır ve kabul edilir olduğudur. Temel bilimler alanında uzmanlık veren ülkelerde uzmanlığını alanları sadece kendi ülkesi tanır. Dünya geneli tanınılırlık açısından doktora yapmak daha avantajlıdır. Dünyanın neresine giderseniz gidin, doktora yani PhD bilinir, özellikle MD (tıp doktoru) olmanın üstüne PhD iseniz yani MD/PhD iseniz büyük saygınlığınız olur.

Saha ve Araştırma

Doktora daha akademik ve araştırmaya yönelik bir formasyon iken tıpta uzmanlık daha çok sahaya ve uygulamaya yönelik bir formasyondur. Türkiye'de her ne kadar bu formasyonlar arasındaki bu fark tam olarak olmasa da yurtdışında nettir. Türkiye'de temel bilimler alanında hem tıpta uzmanlık yapmış olanlar hem de doktora yapmış olanlar üniversitede kalabilmektedir. Diğer yandan iki grup da sahada çalışabilmektedir. Lakin, uzmanlık yapmış olanların maddi ve özlük imkanları daha iyidir. Doktora yapmış olanlar uzman pozisyonunda değil, pratisyen titriyle sahada çalışabilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda saha açısından tıpta uzmanlığın daha ağır bastığını görmekteyiz.

Özel hastanelerde kaşe yetkisine sahip olmak ve laboratuvar açabilmek için Türkiye'de tıpta uzmanlık yapmış olmak lazımdır. Özellikle biyokimya ve mikrobiyoloji alanlarında böyledir. Doktora yapmış olanlar sahada bu haklara sahip değildir. Doktora yapmış olanlar sadece üniversite gibi akademik bir birimde laboratuvar yönetebilirler.

Diğer yandan çerçeveyi Dünya olarak genişlettiğimizde durum değişmektedir. Gelişmiş ülkelerde doktoraya bir araştırma, bir akademik formasyon olarak bakılır. Üniversitelerdeki pozisyonlara, doktora sonrası araştırmalara doktoralı olanlar önceliklidir. Gelişmiş ülkeler, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin temel bilimler uzmanlarına sahada çalışmak için ülkelerinin yetiştirdiği kişi olarak bakar ve sizi araştırmacı olarak, akademik bir pozisyonda görmez. İtiraz eden arkadaşlarım olabilir am gerçek böyledir. Bunu bizzat dinlediğim bir örnekle sizle paylaşayım.

Üniversiteden bir Halk Sağlığı hocam, halk sağlığı uzmanıdır ve fakültede doçenttir. Başka bir bölümde uzmanlığa sahip ve doçent olan eşinin halk sağlığı doktorası vardır. İkisi de beraber yurtdışına araştırma yapmaya gitmek üzere üniversitelere başvururlar. Kendisi halk sağlığı doçenti olmasına rağmen, doktora titri olan eşi kabul alır. Sebep de; halk sağlığı uzmanlığının Türkiye'de sahada çalışmak üzere yetiştirilen bir pozisyon olduğunu, doktoranın işe araştırma pozisyonu olduğunu belirtirler. Hacettepe Halk Sağlığı'nın efsane hocalarından Prof. Dr. Zafer ÖZTEK hocanın doktora yapan ve tıpta uzmanlık yapan asistanlar ayrımı ile alakalı sorulan bir soruya verdiği yanıtla noktalayayım: "Uzmanlık saha için, doktora akademi içindir."

Mecburi Hizmet

Tıpta uzmanlıkla ilgili olarak uzmanlık sonrası 2 sene mecburi hizmet kaderinizdir. Bir hastaneye verilip alanınız dışında işler yaparsınız ya da kadrosunda açık bulunan bir üniversitede mecburinizi tamamlarsınız. Bir fizyoloji ya da anatomi uzmanının sahada yapacağı çok bir iş yoktur. Çünkü bu bölümlerin asıl yeri üniversitedir.

Diğer yandan doktora sonrası mecburi hizmete tabi olmazsınız. ÖYP kapsamında mecburi hizmetiniz varsa (ayrıntılı bilgi için ÖYP yazısına bakınız) yerleştiğiniz, baştan kalmayı düşündüğünüz üniversitenizde mecburi hizmetinizi yaparsınız. Sağlık bakanlığı gibi Edirne'den Kars'a durumu yaşamazsınız. Akademik kariyerin devamlılığı için doktora yapmak, özellikle ÖYP ile, daha avantajlıdır.

Maaş

Alınan maaşlar ciddi bir tartışma konusudur. Buna bildiğim kadarıyla açıklık getireyim.

Öncelikle tıpta uzmanlık ile gelen asistanlar da ÖYP ile gelen asistanlar da araştırma görevlisi kadrosundadır. Kadro olarak bir neyse öteki de odur. Ondan dolayı ikisi de araştırma görevlisi maaşı alırlar. Lakin, tıpta uzmanlık yapanlar maaşlarında ek olarak "tıpta uzmanlık ödeneği" alırlar. Bu da yaklaşık 130 - 150 lira gibi bir şeydir. Aradaki birinci fark budur.

İkincisi, iki kadro da döner sermaye alır. Tıp fakültesi kadrosunda olan araştırma görevlileri döner sermaye alırlar. ÖYP olsun, tıpta uzmanlık olsun fark etmez. Yanlız aradaki tek fark, tıpta uzmanlık asistanları ile ÖYP asistanlarının döner sermaya taban katsayılarıdır. Genel olarak bu fark alınan döner sermayeyi etkilemez. Yani iki kadro çeşidi de aynı miktarda döner sermaye alır.

Yani ÖYP asistanları ile tıpta uzmanlık asistanları arasındaki maaş açısından tek fark genel olarak "tıpta uzmanlık ödeneği"dir.

Bundan sonrası taban döner sermaye katsayısı ile alakalı olarak ayrıntı bilgidir. Tıpta uzmanlık asistanlarının tıpta uzmanlık yönetmeliğinden kaynaklanan  taban döner sermaye katsayısı ÖYPli olanlardan daha yüksektir. Genelde bu bir fark yaratmaz. Ama üniversite döner sermaye açısından sıkıntıda ise işte bu noktada fark çıkar. Çalışanlarının döner sermayesini taban katsayıya kadar düşürür. Tıpta uzmanlık kapsamında olanlar belli bir düzeyden aşağı düşmezken, ÖYPli olanların döneri daha fazla düşer. Ama üniversitenin döner sermaye gibi bir sıkıntısı yoksa bu fark anlaşılmaz. Detay bir bilgi.

Özet olarak:
Tıpta uzmanlıkta da ÖYP'de de aşağı yukarı maaşlar 2.700 - 3.000 civarı olur. Tıpta uzmanlık olanlar 150 civarı daha fazla alır. ÖYPli meslektaşlarımız bazı aylar üniversitenin döner sermaye sıkıntısına göre  500 liraya varan kayıplar yaşayabilirler bir ihtimal. Durum budur.

Akademik Gelecek

Akademik gelecek meselesi Türkiye'de çok belirsiz bir meseledir ama eldeki mevcut bilgiler açısından değerlendirmeye çalışalım.

ÖYP ile doktora yapanlar akademik olarak daha avantajlı olacaklardır. Doktora yapmak dünya genelinde de akademik olarak daha avantajlıdır. Diğer yandan tıpta uzmanlık ile temel bilimlerde olanlar ve uzmanlıklarını alanlar da akademik olarak üniversitelerde devam edebilirler. Bunun önünde bir engel yoktur. Sizi kabul edecek bir üniversite bulmanız yeterlidir.

Türkiye'de, tıp fakültelerinde, özellikle temel bilimlerde büyük açıklar vardır. Bundan dolayı hoca olarak üniversitelerde kalmanız diğer uzmanlıklara nazaran daha rahat olacaktır.

TUS ile Temel Bilimlerin Akıbeti

2011 yılında beri Biyokimya, Mikrobiyoloji hariç tıptaki diğer temel bilimler (fizyoloji, histoloji, anatomi, biyofizik,...) TUS ile kadro açmamaktaydı (patoloji cerrahi bilimlerin altındadır, doktorası yoktur. Diğer yandan adli tıp ve halk sağlığı dahili bilimlerin altında olmasına rağmen doktorası vardır). Yakın zamanda fizyoloji, histoloji gibi bölümler TUS ile kontenjan açıp asistan almaya başladılar. Bu kontenjanlar  Sağlık Bakanlığı kontenjanıydı.

Bu kontenjanların açılma hikayesi şöyleymiş. Sağlık Bakanlığı, üniversitelerin fizyoloji, histoloji, farmakoloji gibi anabilim dallarına yazı yazarak asistan ihtiyaçlarının olup olmadığı sormuş. Anabilim dalları da doğal olarak asistan ihtiyaçlarının olduğunu bildirmiş. Sağlık Bakanlığı da bu bölümlere TUS ile Sağlık Bakanlığı kontenjanı vermiş.

Doğal olarak, kontenjan Sağlık Bakanlığı kontenjanı ise Sağlık Bakanlığına bağlı yerlerde bölümün eğitim süresine göre 3 ya da 4 sene mecburi hizmeti olacak demektir. Diğer yandan burada sorulması gereken sorular vardır:
- Sağlık Bakanlığı kendi teşkilatı içerisinde halihazırda ihtiyacı olmadığı bu temel bilimler kontenjanlarını neden açmıştır?
- Uzmanlık kontenjanlarının açılma amacı ülkedeki uzman açığını kapatmak değil de üniversitelerin asistan açığını kapatmak mıdır?
- Mezun olacak bu kadar asistan nerede istihdam edilecektir?
- Sağlık Bakanlığı'nın kendisine bağlı tıp fakültesi açma veya dönüştürme gibi bir amacı mı var ki böyle kontenjanlar açmıştır?
- ÖYP ile alandaki uzman ve öğretim üyesi açığı kapatılma şansı varken niye bir daha kadro açılmıştır?

Gördüğünüz gibi Sağlık Bakanlığı'nın uzun bir aradan sonra açtığı temel bilimler kontenjanlarının geleceği ile alakalı büyük belirsizlikler vardır.

Geçmişte TUS ile açılan temel bilimler kontenjanları tıp doktorlarının mecburi hizmete gitmeden TUS çalışabilmelerine hizmet eden TAMPON kontenjanlar olmuşlardır. Şimdi ise bu kontenjanların Sağlık Bakanlığı kadrosu olarak açılması asistanlığa başlarken sözleşme yapılacağına ve kolayına kimsenin bu kontenjanları TAMPON olarak kullanamayacağına işaret etmektedir. Ama bu kontenjanların ne kadarının dolacağı da meçhuldür. Tampon tercih olarak yazılmalarının önünde geçilmesi iyi bir uygulamadır ama hala bu kontenjanların akıbeti, şu anki durumları meçhuldür.

Sonuç

Temel bilimlerde doktora ve tıpta uzmanlık olmak üzere bir çift başlılık, ikililik vardır. Bu da tıp doktorlarının bu iki kavramı ve konsepti anlamasını zorlaştırmaktadır. Bu yazının amacı bu kavramları ortaya koymak, tıp doktorlarını bilinçlendirmek ve bu ikisi arasında tercih yapacakların bilinçli bir tercih yapmalarını sağlamaktır. Umarım faydalı olmuştur.

Gelecekte, bizzat devlet yetkilileri tarafından bu kavramların iyi açıklanması ve Türkiye'nin geleceğine yönelik tıpta temel bilimler açısından bilinçli planlamalar yapılması ümidiyle...

10 Temmuz 2013 Çarşamba

ÖYP Temmuz 2013 Alımları

Nihayet 2013 yılı için ÖYP alım dönemine girdik. Heyecanlı bir bekleyişin ardından kadrolar açıklandı. Tıp doktorları için haberler var ama iyi mi kötü mü  olduğuna siz karar vereceksiniz.

Bu alımlarda tüm bölümlerde toplamda 1345 kadro açıklandı. Bu kadrolar arasında sadece 1 tanesi tıp doktorlarına yönelik tıp fakültesinin açtığı bir kadro. İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Prevantif ve Onkoloji Anabilim Dalı'nda 1 araştırma görevlisi. Şartı tıp mezunu olmak.

Peki neden böyle oldu? Bu sene diğer senelerden farklı olmak üzere senede 2 alıma değil 3 alıma çıkılacak. Her seneki gibi Temmuz ve Aralık alımlarının yanına Eylül ya da Ekim ayında bir alım daha eklenecek. Büyük ihtimalle de tıp fakültesi kadroları önümüzdeki alımlara kaldı. Belki de böylesi daha iyi oldu. Tıp uzmanlıkla olsun, mecburi hizmetle olsun hayatına başka bir yerde yön vermiş tıp doktorları çıktığı zaman belki de daha efektif bir tercih dönemi olacak.

Bu senenin başında sözünü aldığımız 4000 kadronun yaklaşık 2700'ü diğer alımlara kaldı. Bu kadroların içinde geçen seneki gibi yine birçok tıp kadrosu açılacak. Ama bu alıma yetişmedi ya da bilerek diğer atamalara alındı. Artık diğer alım dönemlerine görüşmek üzere diyelim.

Herkese iyi günler.

Not: Diğer yandan birçok veterinerlik ve eczacılık kadrosu da var. Onları ayrıntılı olarak incelemedim. Bazen bu fakültelerde tıp doktoru alabiliyor ama genelde tıp doktorları sadece tıp fakültesi kadrosu tercih ediyorlar. Araştırmak isteyenler bu kadroları da araştırabilirler.

Tüm kadroları araştırmak ve ÖYP başvuru klavuzunu okumak isteyenler için:
- kadrolar
https://yoksis.yok.gov.tr/oypilansayfa/
- başvuru klavuzu
http://www.akademikpersonel.org/oypklavuz2013.pdf
- diğer konular
http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/441-oyp-2013-basvuru-tarihleri-ve-kadrolari-aciklandi.html

4 Temmuz 2013 Perşembe

Tıpta Temel Bilimler


Tıpta temel bilimler, kabaca, insanın nasıl çalıştığını ve nasıl bozulduğunu inceleyen bilimlerdir. Klinik bilimlerin temelleridir. Bir tıp doktoru hastasının tanısından tedavisine ve korunmasına kadar her basamakta temel bilimlere ihtiyaç duyar.

Bir tıp doktorunu bütüncül düşünmeye sevk eden, hastaya yaklaşımını belirleyen ve hastalara ilaç tavsiye eden eczacı kalfasından, yaşlı teyzeden ve komşu kadından ayıran da yine temel bilimlerdir. Bugün bir eczane kalfası, yaşlı teyze ya da komşu kadın ilaçların etkilerini, nerede kullanıldığını, hatta yan etkisini bilmektedir. İşte biz tıp doktorlarını onlardan ayıran da temel bilimlere hakim oluşumuz, tedaviyi ve istenmeyen etkileri bilimsel kanıtlara göre ayarlamamızdır.


Tıpta temel bilimler başlığının altında birçok başlık vardır. Bunlar:

Biyofizik
Tıbbi Biyoloji
Anatomi
Fizyoloji
Histoloji ve Embriyoloji
Biyokimya
Mikrobiyoloji
Farmakoloji
Deontoloji ve Tıp Tarihi
Genetik
Moleküler Biyoloji
İmmünoloji
Parazitoloji

Halk sağlığı yurt dışında temel bilim olarak kabul edilse de ülkemizde klinik bilim olarak kabul edilmektedir. Yalnız uygulamada hem temel hem de klinik bir bilimdir. 1.ve 3. ya da 4. sınıfta anlatılan halk sağlığı kısmen temel bilim, 6. sınıf yani intörn doktorluk döneminde anlatılan halk sağlığı da klinik bilim olarak adlandırılabilir. Bu yönüyle halk sağlığı tıp eğitiminde müstesna bir yere sahiptir.


Diğer yandan patolojinin de durumu böyledir. Patoloji, ülkemizde aslen cerrahi bir bilimdir. Patoloji, tıp eğitiminin içerisinde insan vücudunun nasıl bozulduğunu anlatması nedeniyle bir yönüyle temel bilimler kapsamına sokulabilir.


Tıpta temel bilimlerin klinik bilimlere temel oluşturduğunu söylemiştim. Madem ki temel bilimlerin amacı klinik bilimlere temel oluşturmak, o zaman biz bu iki disiplini sağlam köprülerle bağlamalıyız. Eğer öğrenci klinik bilimlere geldiğinde temel bilimlerden zerre miktarda bir şeyler hatırlamıyorsa bir yerde yanlış var demektir. Örneğin tıp öğrencisi kardiyolojiye gittiği zaman EKG'nin temel bilgilerini, kan basıncı mekanizmasını fizyolojide öğrenmiş olarak gitmelidir. Nefrolojiye gittiği zaman Renin-Anjiyotensin-Aldosteron (RAA) mekanizmasını çok iyi öğrenmiş olarak gitmelidir. Ortopediye giderken kas iskelet sistemi anatomisini, diğer cerrahilere giderken iç organ anatomisini çok iyi bilmelidir. Bu örnekler öyle çoğaltılabilir ki. Tıp öğrencileri bunları öğrenmiş olarak kliniğe gitmezse önünde birkaç ihtimal vardır: Klinisyenler bir daha temel bilimler anlatmak zorunda kalabilir, öğrenci tekrar bu konulara çalışmak zorunda kalabilir ya da öğrencinin öğrendiği bilgiler çok yüzeysel kalır, yani tam anlamıyla kliniği öğrenmemiş olur. Öğrencinin ya da akademisyenlerin temel bilimlerin üzerinden bir daha geçmek zorunda kalmaları vakit kaybıdır ve acı bir durumdur. Diğer yandan akademisyenin umursamaz olması veya öğrencinin hiçbir şey öğrenememesi ve öğrenmeye isteksiz olması daha da acıdır. Temel bilimleri yarım bilen tıp öğrencisi klinik bilimleri de yarım öğrenecektir. Sonuçta da sahaya abuk hekimler çıkacaktır.


Peki bunun çözümü nedir? Öncelikle tıp fakültesi eğitiminde temel bilimler ile klinik bilimler arasındaki köprüler çok sağlam olmalıdır. Öğrenciye kliniğe yönelik, teorikte boğulmayan, duru temel bilimler bilgisi sunulmalıdır. Diğer türlü kliniğe yaramayan temel bilimlerin tekrar tekrar anlatılması gerekli bilgilerin kaybına yol açacaktır. Kliniğe yönelik temel bilimler verilebilmesi için de bazı yöntemler uygulanmalıdır. Öncelikle tıp öğrencilerine temel bilimler dersleri yine tıp doktoru kökenli hocalar ağırlıkta olacak şekilde verilebilir. Kliniği, patolojiyi bilen hekimler vücudun nasıl çalışıp nasıl bozulduğunu ve bu bilgilerin tıp fakültesinin ilerleyen yıllarında öğrencilerin nasıl işine yarayacağını daha iyi bilecekleri için gerekli kısımları daha vurgulu anlatacaklardır. Diğer yandan tıp fakültesinde temel ve klinik bilimlerdeki öğretim üyelerinin bağı çok sıkı olmalıdır. Yalnızca işin temel bilimler yönünün farkında olan bir klinisyen, işin klinik yönünün farkında olan bir temel bilimci tıp öğrencisine en gerekli bilgiyi kazandırabilir. Bunun için de alakadar bölümdeki akademisyenlerin sıkı ilişki içerisinde olması teşvik edilmeli, kolaylaştırılmalı ve sağlanmalıdır. Ayrıca bugün birçok tıp fakültesinde uygulanan "modüler sistem" dersleri aslında temel ve klinik bilimlerin kaynaşması içindir. Modüler sistemde bir konunun fizyoloji, histoloji, anatomi, biyokimya,... gibi temel bilimler tarafına bakan yönü ile dahiliye, kardiyoloji, genel cerrahi,... gibi klinik bilimler tarafına bakan yönü birleştirilmekte ve multidisipliner bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu modüler sistem dersleri öğrencilere çok faydalı olurken öğretim üyelerine de çok faydalı olmaktadır. İşin temel bilimler tarafını dinleyen klinisyenler, işin klinik tarafını dinleyen temel bilimciler kendi adlarına çok ders çıkartmaktadır. Örneğin anatomide gereksiz oluk ve çentiklerin üzerinde gereksizce duran anatomist, genel cerrahi hocasından duyduğu Mc Burney noktası, Louis açısı gibi kliniğe bakan hatta çekici şekilde göz kırpan bilgilere değinir olacaktır.


Tıpta temel bilimlerde biyologların, diş hekimleri ve veteriner hekimlerin durumuna da değinmek isterim. Tıp fakültesi temel bilimlerinde tıp öğrenciliğini, tıpta klinik bilimleri bilen tıp doktorlarının çoğunlukta olması lazımdır. Diğer yandan multidisipliner yaklaşım açısından anabilim dallarında diş hekimi, veteriner hekim ve biyologların olması da zenginlik katacaktır. Yalnız bazı anabilim dallarında dalı dolduran biyologlar tıp doktorlarına, tıp doktorları biyologlara izin vermemektedirler. Bu iki yaklaşım da, durum da yanlıştır. Tıp doktorları da tıp doktoru haricindekiler de tıpta temel bilimler için bir zenginliktir. Sayı dengesi, klinik bilimlerle olan etkileşim ve ilgilenilen alanlara göre dersler dağıtıldığı sürece en optimal sisteme ulaşılabilir.


Tıpta temel bilimler tıp eğitiminde çok önemli olsa da klinik bilimlerin arkasında kalmaktadır. Teorik bir süreç olup insanların daha yüksek ihtimalle sıkıldıkları dersleri oluşturmaktadır. Temel bilimler hocaları da kliniğe yönelik bilgiler yerine gereksiz ve karışık mekanizmalarla vakit kaybedebilmekteler. Bu açıdan derslerin kliniğe yönelik ve sıkmadan anlatılması çok önemlidir. Bu açıdan derslerin çoğunlukla klinik döneme ve sahaya hakim olan tıp doktorlarınca anlatılması uygundur. Bu açıdan tıp doktorlarının temel bilimci olmaları teşvik edilmelidir. Temel bilimlerdeki tıp doktorlarının dahi sahadan ve güncel tıbbi gelişmelerden uzak kalma ihtimaline karşı sık klinik bilimcilerle etkileşimi sağlanmalıdır. Modüler derslere klinisyen öğretim üyelerinin katılımı sağlanmalıdır. Temel bilimlerde zenginlik açısından tıp doktoru haricindekilerin de anabilim dalında uygun konularla ve uygun pozisyonlarla yer alması sağlanmalıdır.


Temel bilimler döneminde etkili bir öğretim için bütün derslerin ders notları öğrencilerin elinde olmalıdır. Hiçbir şeyden haberi olmayan 1.,2. ve 3. sınıf tıp öğrencilerini kalın kaynak kitaplardan (textbook) sorumlu tutmak ya da nasıl ve neye göre yazıldığı belli olmayan öğrenci notlarına bırakmak yanlıştır. Ayrıca, klinik bilimlere geçen tıp öğrencileri için temel bilimler ders notları her zaman ulaşılabilir olmalıdır.


11 Aralık 2012 Salı

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı, yani kısaltma adıyla ÖYP, yeni açılan ve köklü üniversitelerin öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak üzere açılan bir programdır. Son zamanlarda araştırma görevlisi olarak doktorasını yapmak isteyenler için büyük bir fırsat olmuştur. İşte bu yönden ÖYP'nin tıp ve sağlık bilimleri yönüne bakan tarafıyla alakalı bilgi vermek için ÖYP'nin ana hatlarına değineceğim.

ÖYP'ye nasıl başvurulur?

ÖYP alım dönemlerinde YÖK'ün sitesinde açıklanan kadrolara ÖYP Puanınız ile başvurursunuz. Kadrolar ise genellikle temmuz-ağustos dönemi ile aralık-ocak döneminde YÖK'ün sitesinde açıklanır. Toplamda 10 tercihe kadar tercih yapabilirsiniz.


ÖYP Puanı nedir?

ALES puanınızın %60'ı, okul mezuniyet ortalamanızın 100 üzerinden çevrilmiş halinin %25'i ile dil puanınızın (ÜDS, KPDS veya bunlarla eşdeğerliği olan sınavların 100 üzerinden eşdeğerliliklerinin) %15'i toplanarak ÖYP Puanınızı elde edebilirsiniz.


ÖYP tıp fakültesi kadrolarını tercih eden doktorlara %10 puan eklenmesi hususu

Tıp doktorlarına tıp fakültesi kadrolarını tercih etmeleri halinde diğer bölümlere nazaran ÖYP puanına puanının %10'u kadar puan eklenecektir. Ayrıntılar için: 
http://mdphdturkiye.blogspot.com/2013/12/tp-doktorlarna-oyp-basvurularnda-10.html

Yerleştirme süreci neye göre yapılır?

Yerleştirme tamamen ÖYP puanınıza göre yapılır. Herhangi bir sözlü mülakat yapılmaz veya puanınıza etki etmez. Yerleştirme YÖK tarafından merkezi olarak tercihleriniz esas alınarak yapılır. Tercih sıranız etki etmeden puanınıza göre yerleştirilir ya da açıkta kalırsınız.


Şunu ehemmiyetle belirtmem lazım ki, yerleştirme beyan usulüne göre yapılır. Yani YÖK'e belirttiğiniz mezuniyet bölümünüz ve belirttiğiniz puanlarınız doğru kabul edilerek yapılır. Sonrasında puanların yanlış olduğu ya da yerleştiğiniz kadroya uygun bölüm mezunu olmadığınız anlaşılacağından kaydınız yapılmaz. Hem kendi şansınızı hem de bir kadroyu yakmış olursunuz. Ondan dolayı beyanda bulunurken noktası virgülüne doğru bulunduğunuzdan emin olun. Lakin bakmazsanız ya da yanlış tercih yaparsanız YÖK, tıp fakültesi mezununu inşaat mühendisliği kadrosuna bile yerleştirir.

ÖYP programlarına kabul edilmek için gereken şartlar

Programlara yerleşebilmek için bazı temel şartlar vardır:

- ALES'ten en az 70 puan almış olmak (diğer etkenlerde bazal bir sınır yoktur)
- YÖK kanununa göre araştırma görevlisi olmak için herhangi bir engeli bulunmamak (örneğin 35 yaşın üzerinde olmamak gibi)
- Kadro açılan her programın özel şartlarını karşılıyor olmak

Kadro için istenen özel şartı açmak isterim: Açılan her kadroda o kadroya hangi bölüm mezunlarının başvurabileceği yazar. Bu belirtilen bölümlerin haricinde olanlar tercih edip bölüme yerleşse de kayda gittiği zaman istenilen şartı sağlamadığı için kayıtları kabul edilmez.

Tıptan bir örnek vereyim. Örneğin Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2 adet Fizyoloji kontenjanı açtı. Kontenjanda özel şart olarak "Tıp fakültesi mezunu olmak" yazıyor ise o kadroya sadece tıp fakültesi mezunları başvurabilir demektir. "Biyoloji mezunu olmak" yazıyor ise o bölüme sadece biyoloji mezunları kabul edilir demektir. Şartlarda belirtilen fakülte mezunları hariç kimse bu kadrolara yerleşemez. Veya kadro açıklamasında "Tıp fakültesi mezunu olmak ya da Fizyoloji yüksek lisansı yapmış olmak" yazıyorsa o kadroya sadece tıp fakültesi mezunları ve fizyolojide yüksek lisansını tamamlamış diğer fakülte mezunları kabul edilir. Lakin kadroda yazılan  şartlar önemlidir.

ÖYP ile başvurabileceğimiz bölümler nelerdir?

Fizyoloji, Histoloji, Anatomi, Farmakoloji, Mikrobiyoloji, Biyokimya, İmmünoloji, Tıp Tarihi ve Etik, Tıbbi Biyoloji, Tıbbi Genetik, Biyoistatistik... gibi bölümlerden olmaktadır. Karoların ekserisi Fizyoloji, Histoloji ve Anatomi ağırlıklı olmaktadır. Diğerlerinden de bulunmaktadır.


Fizyoloji, Histoloji, Anatomi ve Farmakoloji artık TUS ile asistan almadığı için artık bu bölümlere asistan olarak kabul edilmenin tek yolu ÖYP'dir. İlerisinde diğer temel bilimler bölümlerinin de TUS kapsamından kaldırılıp kaldırılmayacağı ya da TUS ile uzmanlık yapanların sadece sahada ÖYP ile doktora yapanların ise sadece akademide çalışabilmesi şeklinde düzenlemeler yapılır mı bilinmez.

ÖYP öğretim süresi ne kadardır?

Bizler tıp fakültesi mezunu olduğumuz için direkt olarak doktoradan başlarız. 5 sene ve üzerinde lisans eğitimi alanlar direkt olarak doktoradan başlarlar. Tıp doktorları gibi diş hekimleri, veteriner hekimler ve eczacılar da yüksek lisans yapmaksızın direkt olarak doktoradan başlarlar.


Normal doktora süresi 2 sene yani 4 dönem ders dönemi, 2 sene yani 4 dönem de tez dönemi olmak üzere 4 senedir. 4 sene olan bu süreç maksimum 6 sene içerinde tez verilerek bitirilmek zorundadır. Eğer 6 sene içerisinde bitirilemezse kadro ile ilişik kesilir.

ÖYP'de hangi durumlarda puanım kesilir?

Kişilerin sık kadro değiştirmesini önlemek maksadıyla YÖK tarafından bir kadroya yerleşmiş adaylara 1 sene boyunca %10 puan kesintisi uygulanır.


ÖYP tercihi yaparken  yanlış bilgi beyan edersem ne olur?

Önceki yönetmelikte yanlış beyanda bulunarak (mezuniyet lisans bölümünü ya da puanlarını) yerleşmemesi gereken bir bölüme yerleşenlere herhangi bir yaptırım yoktu. Sadece yerleştikleri kadroyu yaktıklarıyla kalıyorlardı. Mesela bir inşaat mühendisi tıp fakültesi kadrosu yazdığında yerleşiyor ama yerleşme sonraki kayıtta fark edilip kadroya alınmıyor ve kadro yanmış oluyordu. Bu kişiye de herhangi bir yaptırım yoktu. Şimdi ise yanlış beyanda bulunarak ÖYP kadrolarına yerleşenlerin bir daha ÖYP kadrolarına yerleşmeleri engelleniyor. Ondan dolayı beyanda bulunurken çok dikkatli olun. ALES, YDS gibi puanlarınızın virgülden sonraki hallerine bile dikkat edin.

ÖYP ile atanıp başlamazsam ne olur?

Eskiden atanıp da göreve başlamayanlara sadece 1 sene içerisinde tekrar başvurmaları durumunda puan kesintisi uygulaması vardı. Şimdi ise atanıp göreve başlamayanlar yani yok yere ÖYP kadrosunu yakanların 3 yıl boyunca ÖYP kadrolarına yerleşmeleri engelleniyor.


İşin yasal boyutu böyle olsa da bir de vicdani boyutu vardır. Atanıp da başlamadığınız her kadronun yanma ihtimali vardır. Sizin girmediğiniz bir kadro başkasının çok istediği bir kadro olabilir. Ki bu günlerde temel bilimler isteyip Sağlık Bakanlığı'ndan kaçacak doktorlara büyük bir fırsat olmuştur ÖYP. Ondan dolayı kadroyu yazmadan önce yaşayacağınız şehri, doktora yapacağınız anabilim dalını iyi incelerseniz hem sizin hem de kadroların etkin kullanımı açısından iyi olacaktır.

Atama şekilleri nelerdir? Muvafakat nedir? Devletten istifa ederek üniversiteye geçebilir miyim?

Bir kadroya 3 atama şekli vardır: İlk atama, açıktan atama ve naklen atama.


İlk atama: Üniversiteyi bitirdikten sonra hiçbir yerde çalışmamış ve ilk defa göreve başlayacaklara uygulanır. Tüyü bitmemiş memur olarak direkt olarak gidip bölümünüze başlarsınız.

Açıktan atama: Daha önce bir yerde çalışmışsınızdır ama atama anında hiçbir yerde çalışmıyorsunuzdur. Yani istifa etmişsinizdir. Sağlık Bakanlığı'ndan istifalı olan doktorlar açıktan atama ile atanırlar. Tek yapmanız gereken, zamanında Sağlık Bakanlığı adına çalıştığınızı gösteren "Hizmet Belgenizi" üniversiteye verdiğiniz evrakların arasına eklemektir. Zaten daha önce herhangi bir yerde çalıştı iseniz üniversite sizden hizmet belgesini isteyecektir.

Naklen atama: Herhangi bir devlet kurumunda çalışıyorsanız, süreçte istifa etmediğiniz sürece üniversiteye NAKLEN ATAMA ile atamanız yapılır. Bakanlıkla üniversite arasındaki yazışma aylar sürer. İşte bu noktada üniversitenin sizi devlet kurumunuzdan almak için bakanlığın vermesi gereken izne "Muvafakat Belgesi" denir. Muvafakat verilip verilmeyeceğine dair Sağlık Bakanlığı ile görüşün. Alabilecekseniz bekleyin. Muvafakat alamayacaksanız ya da zaman kaybetmek istemezseniz üniversite personel işleri ile dirsek teması içerisinde istifa ederek açıktan atama ile atanın (ki ben böyle yaptım). Muvafakat verilmezse eğer, yine istifa edip geçmek durumundasınız.

ÖYP ve Yabancı Dil

Geldik can alıcı mevzulardan birine daha.


ÖYP kadrolarına başvururken herhangi bir yabancı dil puanı aranmamaktadır. Genel puanınız bölüme girmenize yetiyorsa isterse dil puanınız 0 olsun hiçbir ehemmiyeti yok. Kadroya girerken böyle ama girdikten sonra iş başlıyor:
ÖYP kadrosuna girmeye hak kazandınız. Gidip üniversitenize başladınız. İşte ayrım noktası buradan başlıyor. Eğer ÜDS, KPDS ya da diğer sınavlarınızın eşdeğerliği olan dil puanınız 65'in üstünde ise (tabi 65 YÖK'ün belirlediği alt sınır, üniversiteler kendi sınırını daha yüksek tutabilir, ki o zaman o puanı geçmeniz gerekecektir) üniversiteye başlar başlamaz güz  ya da yaz farketmez ilk eğitim başlangıcında doktoranıza başlayabilirsiniz. Diğer yandan puanınız 65'in altında ise YÖK sizi ingilizce dil kursuna gönderecektir.

Puanı 65'in altında olanlar dil kursuna başladıklarından itibaren 1 sene içerisinde 50 barajını, zaten puanları 50 üzeri ise 2 sene içerisinde 65 barajını geçmek durumundadırlar. Adaylar 65 barajını geçmeden doktora eğitimlerine başlayamazlar. Tabi yukarıda da dediğim gibi üniversite daha yüksek bir puan istiyorsa o puanı geçmek durumundadılar. Örneğin Hacettepe Üniversitesi'nin doktora için dil puanı talebi 70'tir. Hacettepe Üniversitesi kadrosunda olanlar 70 barajını aşmak durumundadırlar.

ÖYP Yabancı Dil Kursu

ÖYP kapsamında atanıp bölümünüze başladıktan sonra dil kursu tercihleri olur. YÖK, 65 sınırının altındaki araştırma görevlisi sayısına göre dil kursu kontenjanlarını belirler. Hangi üniversiteyle anlaşmaya vardıysa kadrolar o üniversitelerden olur. Genelde çoğu kadro İstanbul, Ankara ve İzmir'dedir. Kontenjanlar belli olduktan sonra mevcut üniversiteleri baştan aşağı sıralayarak tercihte bulunursunuz. Boşta kalma ya da tercih etmeme gibi bir şans ya da lüksünüz yoktur. Yerleştirme tamamen ÖYP puanınıza göre yapılır. Yaşadığınız yer, ikametiniz, kadronuzun olduğu şehir gibi başka hiçbir faktöre bakılmaksızın sadece ÖYP puanınızın yüksekliğine göre dil kurslarına dağıtılırsınız. Sonrasında 6 ay boyunca üniversitenin belirlediği dil programını işlersiniz. Sınavlardan gereken puanı almak artık sizin elinizde.


Burada size can alıcı bir tavsiye vermek isterim. Herkes ÜDS ya da KPDS'ye kafayı takmış olabilir. Lakin ÖSYM'ün eşdeğerliğini kabul ettiği TOEFL, İELTS gibi tonla sınav daha bulunmaktadır. Bence bu sınavları da araştırarak kendinize en uygun opsiyonu seçebilirsiniz. Örneğin İngiltere'nin yaptığı İELTS sınavı gayet mantıklı bir sınavdır. Tabi 4 beceriye (listening, speaking, reading and writing) dayanır. Yakın zamanda eşdeğerliği düşürülmüştür ve genel ingilizcesi daha iyi olanlara ÜDS ve KPDS'den daha makul bir sınavdır. Ya da ÜDS ve KPDS gibi ülkemizin sınav klasikleriyle! uğraşmak istemeyip genel ingilizce öğrenmek istiyorsanız İELTS uygun bir seçenektir. ÜDS ve KPDS'de 100 üzerinden 65, İELTS'te 9 üzerinden 4,5'a denk gelmektedir. Bir araştırın derim.

Eskiden yurt içi yabancı dil kursunda herhangi bir devam zorunluluğu ya da minimum bir devamsızlık sınırı gibi bir uygulama yoktu. Hem yabancı dil kursuna devam edip hem de yüksek lisans ya da doktora eğitimine örgün öğretim olarak devam edenler bile vardı. Bu da dil kursuna devamı kişisel yönetimlere ve suistimallere açık bırakıyordu. Şimdi ise yurt içi yabancı dil kursuna gidenlerin 10 günden fazla devamsızlık yapmaları durumunda ÖYP kadrosuyla ilişikleri kesilecek.


ÖYP Yurt Dışı Yabancı Dil Kursu

Önceki yönetmelikte yurt dışı yabancı dil kursunun nasıl yapılacağı ve kimlerin gönderileceği açık değildi. Bundan dolayı uzunca bir süredir yurt dışı dil eğitimine ÖYP kapsamında kimse gönderilmemişti. Artık yurt dışı dil eğitiminin nasıl yapılacağı yönetmelikte ayrıntılı olarak yazmaktadır.
"Yurt dışında yabancı dil eğitimi
MADDE 8
- (l) ÖYP araştrrma görevlilerinden aşağıdaki şartları taşıyanlar, istekleri
halinde yabancı dil eğitimi için en fazla 6 ay süreyle 2547 sayılı Kanunun 39 uncu
maddesinin birinci fikrası kapsamında yurt dışına gönderilebilir. 
(2) Araştırma görevlilerinin yurt dışında yabancı dil eğitimi alabilmeleri için;
a) Başvuru tarihinden önceki beş yıl içinde alınmış olmak kaydıyla, eğitim almak istedikleri yabancı dile ilişkin yabancı dil sınavından en az 65 puan almış olmak ya da eşdeğerliği ÖSYM tarafından kabul edilen yabancı dil sınavlarından eşdeğer puan almış olmak, 
b) Yurt dışındaki bir yükseköğretim kurumundan yabancı dil eğitimi için antetli ve imzalı kabul belgesi almak gereklidir.
(3) Yabancı Dil Eğitimi için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlilerinden belirlenen şartları sağlayanlar, bağlı bulunduğu fakülte veya enstitüye başvurularını yaparlar. Enstitü/Fakülte yönetim kurulunda değerlendirilerek yurt dışına gönderilmesi uygun bulunan başvurular ilgili rektörlük aracılığıyla YÖK'e teklif edilir. Rektörlüklerce YÖK'e gönderilen teklifler Yürütme Kurulunda görüşülerek karara bağlanır. 
(4) Yabancı Dil Eğitimi almak için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlilerine yol masrafı, yevmiye ve zorunlu sağlık sigortası, yabancı dil eğitim giderleri olarak yapılacak ödemeler ülke ve ödeme unsurları itibarıyla Yürütme Kurulu tarafından bir liste halinde belirlenir ve ilgililere duyurulur. YÖK Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı tarafından araştırma görevlisi için kadrolarının bulunduğu yükseköğretim kurumuna aktarılacak kaynağın tutarı, kaynak aktarımı tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınarak hesaplanan Türk Lirası tutarını geçemez. Kaynak aktarılma tarihinden sonra meydana gelecek kur farkları hiçbir şekilde dikkate alınmaz. Bu ödemeler dışında ilgililere herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz. 
(5) Yabancı dil eğitimini başarı ile tamamlayamayan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından belirlenen lisansüstü eğitim programlarından birine başlamayan, ÖYP'ye devam etmeyen, kadrosunun bulunduğu yükseköğretim kurumunda görevine başlamayan veya görevine başlayıp mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyen araştırma görevlilerinin ilişikleri kesilerek haklarında imzaladıkları "Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi" hükümleri uyarınca işlem yapılır.

ÖYP ile atandıktan sonra doktora başlama şartı

Eskiden 65 dil puanını zaten geçmiş olanlar için atandıktan sonra, 65 dil puanını geçmemişler için 65 dil puanını verdikten sonra 2 dönem içerisinde lisansüstü programa başlama üst sınırı vardı. Şimdi ise yukarıda saydığım durumda olanlar 2 dönem hakları olmadan direkt olarak lisansüstü eğitime başlamaları gerekmektedir, yoksa ilişikleri kesilir.

Senet ve Mecburi Hizmet Mevzusu

Kadronuzun olduğu yerdeki eğitimden değil de kadronuz haricinde aldığınız eğitimler için görevlendirme yapılır, senet imzalanır ve mecburi hizmet yükümlüsü olunur. Demek istediğim:


Diyelim ki dil puanınız 65'ten aşağı. YÖK sizi dil kursu için başka bir üniversitenin yabancı diller bölümüne atadı. Buraya giderken sizi dil kursuna gönderen, halihazırda kadronuzun bulunduğu üniversite sizi dil kursuna görevlendirir. Sizinle yaklaşık 20.000 lira civarında bir senet yapar ve bu görevlendirmenin sonunda üniversiteye dil kursuna gittiğiniz 6 ay kadar mecburi hizmetiniz olur.

Küçük bir ihtimal ama yabacı dil kursu şans eseri kadronuzun olduğu üniversitede açılır da siz de kendi üniversitenize yerleşirseniz senet yapılmaz, mecburi hizmetiniz de olmaz. Örneğin Gaziantep Üniversitesi'ne bağlı bir ÖYP araştırma görevlisisiniz. Gaziantep de dil kursu veren üniversitelerden birisi. Yazdınız ve kendi üniversitenizdesiniz. O zaman senet yapılmaz, mecburi hizmet de olmaz.

Hemen mecburi hizmetteki hesap yöntemini vereyim. Yurt içi görevlendirmelerde 1'e 1, yurt dışı görevlendirmelerde 1'e 2 sene mecburi hizmet yaparsınız.

Senet ve mecburi hizmet konusunda en önemli nokta: Atandığınız yani kadronuzun bulunduğu üniversitede doktora yapma imkanı olup olmadığıdır. Bölümünüzde yeterli sayıda yani doktora programı açacak kadar hoca varsa ne mutlu size. Doktoranızı bölümünüzde yaparsınız. Görevlendirme de senet de mecburi hizmet de olmaz. Tam tersine bölümünüzde doktora programı açılmaya yetecek kadar hoca yoksa sizi doktora için başka üniversiteye görevlendirirler (tabi doktora için görevlendirilebilmek için de 65 sınırını aşmış olmanız lazım). O zaman 4 sene için görevlendirilirsiniz, yaklaşık 200.000 liralık bir senede imza atmanız hatta 2 de kefil bulmanız istenir, ilk ve asıl kadronuzun bulunduğu üniversiteye doktora dönüşü döndüğünüzde de 4 sene mecburi hizmetiniz olur. İşte bu açıdan en azından doktora eğitimini kendisi verebilen bir bölüm yazmaya dikkat edin ki görevlendirme, senet, mecburi hizmet uğraşmayın.

Mecburi hizmetinizi en azından ilk başka kendi tercih ettiğiniz, kadrosuna girdiğiniz üniversitede yapıyorsunuz. Sağlık Bakanlığı'ndaki Türkiye'nin herhangi bir yerine gitme durumunuz yok. En azından bu yönlerden güzel.

Doktora Süreci

Buradan sonrası genel doktora eğitimidir. Tabi ÖYP'nin kattığı avantajlar da vardır.


Önce genel doktora sürecinden bahsedeyim:
Doktora 2 sene ders, 2 sene tez döneminden oluşur. 2 senelik ders dönemi toplam 4 dönemden oluşur. Bu 4 dönemde en az 10 zorunlu doktora dersini seçtiğiniz seçmeli dersleri vermeniz beklenir. Tüm dersleri verdiğinizde "yeterlilik sınavı"na girersiniz. Eğer bu yeterlilik sınavını da verirseniz tez dönemine geçmeye hak kazanırsınız. 2 senelik ders dönemini maksimum 3 senede vermeniz gerekir. Tez döneminde ise sadece tezinize yoğunlaşırsınız. Bu 2 senelik tez dönemini de en fazla 3 sene yapabilirsiniz. En sonunda tezini vermeniz ve savunmanız beklenir. Teziniz kabul olursa doktoranızı alırsınız.

ÖYP'nin kattığı avantajlar:

ÖYP ile gelen her asistana 50.000 liraya kadar araştırma fonu ayrılır. Araştırmalarınız için gereken masrafların karşılanmasında bu fonu danışman hocanız ve ÖYP koordinatörlüğü onayıyla kullanabilirsiniz.

ÖYP kapsamında tez döneminde 3 ay, 6 ay ya da 1 seneye kadar tez araştırması nedeniyle yurt dışında kalabilirsiniz. Tabi görevlendirme yapılır, her yeni görevlendirme senet ve mecburi hizmet demektir. Tabi bunları göze alırsanız asistanlığınızın bir kısmını yurt dışında geçirmeniz müthiş bir şiydir. Zaten amaç dünya ile entegre bilim insanları yetiştirmek olduğu için dış ülkeleri görmekte ciddi fayda olacaktır. Zaten ÖYP, YLSY'nin yani Yurt Dışına Lisansüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilecek Adayları Seçme ve Yerleştirme sisteminin biraz daha modifiye edilip yurt içine uygulanmış şeklidir. YLSY'de araştırma görevlileri yüksek lisans ve doktoralarının tamamını yurt dışında yapmakta ve ülkeye dönmektedirler. ÖYP'de ise yurt dışı entegrasyonu ve yabancı dil nosyonu kazandırılarak doktora yurt içinde yaptırılmaktadır. Bu açıdan da mantıklıdır.

Maaş

ÖYP asistanları maaş alırlar. Yalnız 130 küsur lira olan "Tıpta Uzmanlık Ödeneği" alamazlar. Tıpta uzmanlık ile gelenlere göre yaklaşık 130 lira az maaş alırlar.


Döner sermaye mevzunda ise: Tıp fakültesinde ÖYP kadronuz 2 yerde olabilir: 1- Anabilim dalı 2- Enstitü
Anabilim dalında görevli iseniz döner sermaye alırsınız. Kadronuz Sağlık bilimleri enstitüsünde ise enstitünün döner sermayesi olmadığı için döner sermaye alamazsınız. Yalnız bu sorunu da görevlendirmenizi anabilim dalına yaparak çözüyorlar çoğu yerde. Araştırmak lazım.

Sonuç olarak diğer tıpta uzmanlık asistanları ile en fazla 100-200 lira farkla, yani aşağı yukarı aynı parayı alırsınız.

İstifa Süreci

Üzerinizde bir senet ya da mecburi hizmet yükümlülüğü yoksa istediğiniz zaman istifanızı verebilirsiniz. Yoksa mecburi hizmetin biterek senedin kalkmasını beklemelisiniz.


Mecburi hizmetiniz siz bölüme döner dönmez başlar. Diyelim ki dil kursuna 6 aylığına gittiniz ve döndünüz. Bölüme dönüp 6 ay çalıştığınızda mecburi hizmetiniz kalkacaktır. O zaman da istifa etmekte özgür kalırsınız. Senetlerin ve mecburi hizmet yükümlülüğünün yaptırımı tartışılmakta ve açılan mahkemeler devam etmektedir. Seneti ödemeden ya da mecburi hizmetini yapmadan ayrılanlar ya da şu anda mahkeme sürecinde olanlar mevcuttur ama kağıt üstünde geçen seneti ödemeden ya da mecburi hizmeti tamamlamadan kişinin ayrılamayacağı, aksi takdirde senedin tazmin ettirileceğidir. İlerleyen seneler ve  devam eden mahkemeler de bu konuya elbet açıklık getirecektir.

Değişen ÖYP Usul ve Esasları

Değişen ÖYP usul ve esaslarıyla alakalı daha ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız:
http://mdphdturkiye.blogspot.com/2013/12/16-aralk-2013-ogretim-uyesi-yetistirme.html
http://mdphdturkiye.blogspot.com/2013/12/tp-doktorlarna-oyp-basvurularnda-10.html

Son Söz

Camiamızda idealist temel bilimcilere ve kaliteli hocalara ihtiyaç vardır. Ondan dolayı özellikle temel bilimlerle ilgilenenlere ÖYP'yi öneriyorum. Yaşayacağınız şehri ve bölümün kendi doktorasını verip vermediği gibi can alıcı hususları masaya yatırarak en optimal tercihleri yapıp yerleşmeniz uygun olacaktır. İşte bu bağlamda muhtemelen bu ayın sonunda yapılacak ÖYP alımları öncesi bu yazıyı yetiştirmek istedim. Umarım ki birincil olarak baz aldığım MD PhD olma yolunda ilerleyen tıp doktorlarına, ikincil manada da tıp fakültesi kadroları ile ilgilenen diğer sağlık çalışanlarına faydalı olabilmişimdir. Zira ne biliyorsam paylaşmaya çalışıyorum. MD olmayan sağlık çalışanları alınmasınlar çünkü bilgim, sınırım bu kadar.


Herkese bu aralık alımlarında, sonraki alımlarda ve hayatında güzellikler ve başarılar diliyorum.

Kaynaklar

- http://www.akademikpersonel.org/

- http://www.akademikpersonel.org/forum/#oyp-ogretim-uyesi-yetistirme-programi
- http://www.yok.gov.tr/
- https://oyp.yok.gov.tr/
- http://osym.gov.tr/belge/1-13260/yabanci-dil-sinavlari-esdegerlikleri-13012012.html
- http://www.yok.gov.tr/content/view/1236