temel bilimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
temel bilimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2013 Perşembe

Tıpta Temel Bilimler


Tıpta temel bilimler, kabaca, insanın nasıl çalıştığını ve nasıl bozulduğunu inceleyen bilimlerdir. Klinik bilimlerin temelleridir. Bir tıp doktoru hastasının tanısından tedavisine ve korunmasına kadar her basamakta temel bilimlere ihtiyaç duyar.

Bir tıp doktorunu bütüncül düşünmeye sevk eden, hastaya yaklaşımını belirleyen ve hastalara ilaç tavsiye eden eczacı kalfasından, yaşlı teyzeden ve komşu kadından ayıran da yine temel bilimlerdir. Bugün bir eczane kalfası, yaşlı teyze ya da komşu kadın ilaçların etkilerini, nerede kullanıldığını, hatta yan etkisini bilmektedir. İşte biz tıp doktorlarını onlardan ayıran da temel bilimlere hakim oluşumuz, tedaviyi ve istenmeyen etkileri bilimsel kanıtlara göre ayarlamamızdır.


Tıpta temel bilimler başlığının altında birçok başlık vardır. Bunlar:

Biyofizik
Tıbbi Biyoloji
Anatomi
Fizyoloji
Histoloji ve Embriyoloji
Biyokimya
Mikrobiyoloji
Farmakoloji
Deontoloji ve Tıp Tarihi
Genetik
Moleküler Biyoloji
İmmünoloji
Parazitoloji

Halk sağlığı yurt dışında temel bilim olarak kabul edilse de ülkemizde klinik bilim olarak kabul edilmektedir. Yalnız uygulamada hem temel hem de klinik bir bilimdir. 1.ve 3. ya da 4. sınıfta anlatılan halk sağlığı kısmen temel bilim, 6. sınıf yani intörn doktorluk döneminde anlatılan halk sağlığı da klinik bilim olarak adlandırılabilir. Bu yönüyle halk sağlığı tıp eğitiminde müstesna bir yere sahiptir.


Diğer yandan patolojinin de durumu böyledir. Patoloji, ülkemizde aslen cerrahi bir bilimdir. Patoloji, tıp eğitiminin içerisinde insan vücudunun nasıl bozulduğunu anlatması nedeniyle bir yönüyle temel bilimler kapsamına sokulabilir.


Tıpta temel bilimlerin klinik bilimlere temel oluşturduğunu söylemiştim. Madem ki temel bilimlerin amacı klinik bilimlere temel oluşturmak, o zaman biz bu iki disiplini sağlam köprülerle bağlamalıyız. Eğer öğrenci klinik bilimlere geldiğinde temel bilimlerden zerre miktarda bir şeyler hatırlamıyorsa bir yerde yanlış var demektir. Örneğin tıp öğrencisi kardiyolojiye gittiği zaman EKG'nin temel bilgilerini, kan basıncı mekanizmasını fizyolojide öğrenmiş olarak gitmelidir. Nefrolojiye gittiği zaman Renin-Anjiyotensin-Aldosteron (RAA) mekanizmasını çok iyi öğrenmiş olarak gitmelidir. Ortopediye giderken kas iskelet sistemi anatomisini, diğer cerrahilere giderken iç organ anatomisini çok iyi bilmelidir. Bu örnekler öyle çoğaltılabilir ki. Tıp öğrencileri bunları öğrenmiş olarak kliniğe gitmezse önünde birkaç ihtimal vardır: Klinisyenler bir daha temel bilimler anlatmak zorunda kalabilir, öğrenci tekrar bu konulara çalışmak zorunda kalabilir ya da öğrencinin öğrendiği bilgiler çok yüzeysel kalır, yani tam anlamıyla kliniği öğrenmemiş olur. Öğrencinin ya da akademisyenlerin temel bilimlerin üzerinden bir daha geçmek zorunda kalmaları vakit kaybıdır ve acı bir durumdur. Diğer yandan akademisyenin umursamaz olması veya öğrencinin hiçbir şey öğrenememesi ve öğrenmeye isteksiz olması daha da acıdır. Temel bilimleri yarım bilen tıp öğrencisi klinik bilimleri de yarım öğrenecektir. Sonuçta da sahaya abuk hekimler çıkacaktır.


Peki bunun çözümü nedir? Öncelikle tıp fakültesi eğitiminde temel bilimler ile klinik bilimler arasındaki köprüler çok sağlam olmalıdır. Öğrenciye kliniğe yönelik, teorikte boğulmayan, duru temel bilimler bilgisi sunulmalıdır. Diğer türlü kliniğe yaramayan temel bilimlerin tekrar tekrar anlatılması gerekli bilgilerin kaybına yol açacaktır. Kliniğe yönelik temel bilimler verilebilmesi için de bazı yöntemler uygulanmalıdır. Öncelikle tıp öğrencilerine temel bilimler dersleri yine tıp doktoru kökenli hocalar ağırlıkta olacak şekilde verilebilir. Kliniği, patolojiyi bilen hekimler vücudun nasıl çalışıp nasıl bozulduğunu ve bu bilgilerin tıp fakültesinin ilerleyen yıllarında öğrencilerin nasıl işine yarayacağını daha iyi bilecekleri için gerekli kısımları daha vurgulu anlatacaklardır. Diğer yandan tıp fakültesinde temel ve klinik bilimlerdeki öğretim üyelerinin bağı çok sıkı olmalıdır. Yalnızca işin temel bilimler yönünün farkında olan bir klinisyen, işin klinik yönünün farkında olan bir temel bilimci tıp öğrencisine en gerekli bilgiyi kazandırabilir. Bunun için de alakadar bölümdeki akademisyenlerin sıkı ilişki içerisinde olması teşvik edilmeli, kolaylaştırılmalı ve sağlanmalıdır. Ayrıca bugün birçok tıp fakültesinde uygulanan "modüler sistem" dersleri aslında temel ve klinik bilimlerin kaynaşması içindir. Modüler sistemde bir konunun fizyoloji, histoloji, anatomi, biyokimya,... gibi temel bilimler tarafına bakan yönü ile dahiliye, kardiyoloji, genel cerrahi,... gibi klinik bilimler tarafına bakan yönü birleştirilmekte ve multidisipliner bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu modüler sistem dersleri öğrencilere çok faydalı olurken öğretim üyelerine de çok faydalı olmaktadır. İşin temel bilimler tarafını dinleyen klinisyenler, işin klinik tarafını dinleyen temel bilimciler kendi adlarına çok ders çıkartmaktadır. Örneğin anatomide gereksiz oluk ve çentiklerin üzerinde gereksizce duran anatomist, genel cerrahi hocasından duyduğu Mc Burney noktası, Louis açısı gibi kliniğe bakan hatta çekici şekilde göz kırpan bilgilere değinir olacaktır.


Tıpta temel bilimlerde biyologların, diş hekimleri ve veteriner hekimlerin durumuna da değinmek isterim. Tıp fakültesi temel bilimlerinde tıp öğrenciliğini, tıpta klinik bilimleri bilen tıp doktorlarının çoğunlukta olması lazımdır. Diğer yandan multidisipliner yaklaşım açısından anabilim dallarında diş hekimi, veteriner hekim ve biyologların olması da zenginlik katacaktır. Yalnız bazı anabilim dallarında dalı dolduran biyologlar tıp doktorlarına, tıp doktorları biyologlara izin vermemektedirler. Bu iki yaklaşım da, durum da yanlıştır. Tıp doktorları da tıp doktoru haricindekiler de tıpta temel bilimler için bir zenginliktir. Sayı dengesi, klinik bilimlerle olan etkileşim ve ilgilenilen alanlara göre dersler dağıtıldığı sürece en optimal sisteme ulaşılabilir.


Tıpta temel bilimler tıp eğitiminde çok önemli olsa da klinik bilimlerin arkasında kalmaktadır. Teorik bir süreç olup insanların daha yüksek ihtimalle sıkıldıkları dersleri oluşturmaktadır. Temel bilimler hocaları da kliniğe yönelik bilgiler yerine gereksiz ve karışık mekanizmalarla vakit kaybedebilmekteler. Bu açıdan derslerin kliniğe yönelik ve sıkmadan anlatılması çok önemlidir. Bu açıdan derslerin çoğunlukla klinik döneme ve sahaya hakim olan tıp doktorlarınca anlatılması uygundur. Bu açıdan tıp doktorlarının temel bilimci olmaları teşvik edilmelidir. Temel bilimlerdeki tıp doktorlarının dahi sahadan ve güncel tıbbi gelişmelerden uzak kalma ihtimaline karşı sık klinik bilimcilerle etkileşimi sağlanmalıdır. Modüler derslere klinisyen öğretim üyelerinin katılımı sağlanmalıdır. Temel bilimlerde zenginlik açısından tıp doktoru haricindekilerin de anabilim dalında uygun konularla ve uygun pozisyonlarla yer alması sağlanmalıdır.


Temel bilimler döneminde etkili bir öğretim için bütün derslerin ders notları öğrencilerin elinde olmalıdır. Hiçbir şeyden haberi olmayan 1.,2. ve 3. sınıf tıp öğrencilerini kalın kaynak kitaplardan (textbook) sorumlu tutmak ya da nasıl ve neye göre yazıldığı belli olmayan öğrenci notlarına bırakmak yanlıştır. Ayrıca, klinik bilimlere geçen tıp öğrencileri için temel bilimler ders notları her zaman ulaşılabilir olmalıdır.


19 Ocak 2012 Perşembe

Tıpta Doktora İmkanlarına Giriş

Tıp fakültesi mezunları nasıl oluyor da direkt olarak doktoraya başvurabiliyorlar? Bu işin yüksek lisansı yok mu?

Tıp fakültesi mezunları tıp hayatı boyunca bazı dersleri yüksek lisans düzeyinde alır. 6 sene okuduğu için de yüksek lisans mezunu sayılır. Tıbbın ilk 2 yılı ön lisans dönemi, sonraki 2 yılı lisans dönemi, son 2 yılı ise yüksek lisans dönemidir. Bundan dolayı tıp mezunları yüksek lisans mezunu sayıldığı için, okulda gördükleri derslerin doktora programlarına direkt olarak başvurabilirler. 6 yıl gibi uzun süre okumamızın bir avantajı memurluğa yüksek dereceden başlamamız, bir de direkt olarak doktoraya başvurabilmemizdir.

Peki tıp mezunları hangi dallarda doktora yapabilir?

Biyofizik
Tıbbi Biyoloji
Anatomi
Fizyoloji
Histoloji ve Embriyoloji
Biyokimya
Mikrobiyoloji
Farmakoloji
Halk Sağlığı
Deontoloji ve Tıp Tarihi
Genetik
Moleküler Biyoloji
İmmünoloji
Parazitoloji

Başka dallarda doktora veya yüksek lisans yapılabilir mi?

Bu bölümler haricinde direkt olarak doktorasına başvurabileceğimiz bir bölüm bilmiyorum. Ama bütün üniversite mezunlarının başvurabildiği İşletme, İktisat, Psikoloji gibi yüksek lisanslar da var. İlgisi olanlar bu konuyu araştırabilir. MBA (Master of Business Administration; İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı) şurada burada yapılır diyorlar ama benim bildiğim yapılabildiği.

Doktoraya başvurabilecek için neler gereklidir?

Doktoraya başvurmak ve girebilmek için her üniversitenin kendi şartları vardır. Mesela bazı üniversiteler TOEFL puanı isterken bazısılarına YDS yetmektedir. Bazıları YDS'den 70 isterken bazıları 55 istemektedir. Her üniversitede farklı olduğundan genel olarak doktora alım kriterlerini anlatayım:

Doktora sürecinde genelde 4 parametreye bakılır; ALES (akademik lisansüstü eğitim sınavı), YDS veya ÖSYM'nin eşdeğerliğini kabul ettiği en az bir dil puanı, okul mezuniyet notunun 100 üzerinden cinsi ve mülakat notu.
- Her üniversitenin alım kriterleri değişmekle beraber genel olarak ALES notunun %50'si alınmaktadır. ÖYP'de ise bu %60 olmaktadır., okul mezuniyet puanının %20'si, dil puanının %15'i ve mülakat notunun %15'i alınır. Sonuçta ortaya bir AKADEMİK PUAN ortaya çıkar. Bölüme başvuran adaylar bu akademik puana göre sıralanırlar. 70'ten düşük olmamak kaydıyla bölüm kontenjanı kadar kişi puan sırasına göre kabul edilir.
- Aday ALES'ten minimum 65, ÖYP için 70 puan almalıdır. Yalnız bu akademik puan hesaplanmasında aslan payı ALES'e ait olduğu için ALES'ten mümkün olduğunca puan almaya bakın. Zaten sınav türkçe-matematik.
- Dil puanı olarak doktora alımlarında minimum 55 puan istiyorlar. Bu üniversitesine göre 60, 70 hatta 80 bile olabiliyor.
- Okul puanı 2.00'ın üzerinde olsa yeter. Tabi ne kadar yüksek o kadar iyi.
- Bölüme girmeye başvurduğunuz zaman anabilim dalı öğretim üyeleri sizi MÜLAKAT'a alıyor. Mülakatta "bölümü neden istiyorsun" tarzı sorular soruyorlar. Sonuçta askerden kaçmak için doktora yapmadığınıza karar verirlerse ve öğrenme konusunda sizi istekli görürlerse yüksek bir mülakat notu veriyorlar.
- En sonunda ALES, dil puanınız, mezuniyet notunuz ve mülakat notunuz belli olup üniversitenin belirlediği yüzdelere göre bölünüp toplandığı zaman ortaya AKADEMİK PUANınız çıkıyor. Açılan doktora kadrolarına da alımlar bu puana göre yapılan sıralamaya göre yapılıyor.
- Bir bölümde doktora yapmayı düşünüyorsanız muhakkak o bölümün hocalarıyla, özellikle de anabilim dalı başkanıyla tanışın. Bölümü istediğinizi belirtin. O zaman anabilim dalı doktora kadroları belirlenirken sizi düşünerek fazla kadro açabiliyor. Tabi mülakatta da çok zorlanmıyorsunuz. Özellikle üniversitenin kendi mezunu olmanız da süreci kolaylaştırıyor.

Doktora alımları hangi dönemlerde yapılır?

Doktora alımları yılın 2 döneminde yapılır; Eylül ve Mart. Tabi bu dönemlerin alım süreçleri 2 ay öncesinden başlayabilir. Mesela Mart döneminin kadroları ve başvuruları genelde Aralık sonu Ocak başı gibi olur. Aynı şekilde Eylül ayı alımlarında da Haziran sonu Temmuz başı gibi başvurular ve mülakat olur.

Genel olarak alımlar bu aylarda olmakla beraber bazı üniversiteler tarihlerde oynama yapabilmektedir. Sonuç olarak her üniversitenin alım süreci tarihleri farklı olabilir. Bunun için üniversitelerin akademik takvimlerini ve duyurularını, zamanı geldiğinde de başvuru şartlarını takip etmek gerekir.

ALES ve YDS (veya IELTS, TOEFL) puanlarının ne zamandan hazır olması gerekir?

Doktoraya başvuru yapacağınız dönemden öncesinde bu sınavları almanız gerekir. Yani doktoraya başvururken bu sınav puanlarınızın elinizde olması gerekir. ALES sınavı NİSAN-KASIM aylarında, YDS sınavı ÖSYM sitesinde açıklandığı kadarıyla NİSAN-KASIM aylarında olur.
Mesela Eylül döneminde doktoraya girmek isteyen birisi en geç nisan ayında bu sınavları vermelidir.
Zaten okul notu ve mülakat notlarının hazırlanması gereken bir tarafı yoktur.

Sonucun gelmesi ve gereken işlemleri yapabilmeniz için IELTS ve TOEFL'a dil puanı gereken zamandan 1 ay önce girmeniz gerekiyor.

Bu sınavların başvuruları sınavdan yaklaşık 2,5 ay önce başlayıp bitiyor. Bunun için sınav başvuru tarihlerini iyi takip edin ÖSYM'nin sitesinden.

Peki bu dallardan birinde neden doktora yapılır?

En basit açıklama bu dalları istiyor olmanızdır. TUS sınavı ile istediğiniz bu bölümler kadro açmıyordur ya da istediğiniz bölümler yüksek puanlı kişiler tarafından tampon tercih yazılıyordur. Siz de doktora programlarına yönelirsiniz.

Doktora yapmanın bir nedeni de klinik ünvanın yanına bir de araştırmacı ünvanı yani PhD  katmaktır. Birbiriyle alakalı birçok dal var.
Mesela dahiliye sonrası romatoloji yan dalını yaptınız. Yanında da immünoloji doktorası yaparsanız çok güzel olur. Örnek Prof. Dr. Ahmet Gül. Mesela dahiliye üzerine onkoloji yan dalı yaparsınız. Üzerine de Moleküler biyoloji ve genetik doktorası yaparsınız. Tadından yenmez. Amerika'da da bu kombinasyonları yapan birçok kişi var. Ya da alakası olmayan dallar da yapabilirsiniz. Bir uzmanlık yapıyorsunuzdur ama tıp tarihine de ilginiz vardır. Yanında tıp tarihi doktorası yaparsınız. Okumanın sınırı yok en nihayetinde...

Doktora sonrası bize verilen derece nedir?

Doktora sonrası doktora yapan kişiye PhD (doctor of philosophy, felsefe doktoru) ünvanı verilir. Biz tıp mezunları, okulu bitirdiğimizde MD yani tıp doktoru ünvanı alırız. Bizden hariç diğer tüm dallarda doktor olabilmek için PhD yapmak gerekir.

Yalnız, tıp fakültesi mezunları zaten MD oldukları için doktora yapıp yanına PhD ünvanını da alırlarsa dünya genelinde çok saygın bir unvan olan MD PhD olmuş olurlar. Türkiye'de çok bir şey fark etmese de dünya çapında çok saygın bir derecedir.

Doktora sürecinde maddi durum nasıldır?

Doktora sürecinde araştırma görevlisi kadrosuna girilemezse, ki çok nadiren bir doktora öğrencisi bu kadroya alınır, ya da ÖYP kadrosunda değilse doktora sırasında maaş yoktur. Hatta dönemlik olarak okunan üniversiteye harç yatırılıyordu ama bu son Bakanlar Kurulu kararı ile kalktı. Artık örgün öğretim doktora programlarına da harç yatırılmıyor.

Doktora programları bu dezavantajı doktora öğrencisini anabilim dalına haftanın her günü çağırmayarak kapatır. Örneğin TUS ile gelen asistan haftanın her günü kürsüye gelirken doktora öğrencisi haftanın ders olan 2-3 gününde ve istediği zaman gelir. Yani özel veya devlet farketmez bir yerde çalışırken bir yandan da doktora yapılabilir. Çalışılan bölümü de bırakmak gerekmez. Özellikle aciller ve 112 doktora yapmak için biçilmiş kaftandır. Şu anda devlette veya özel sektörde olup doktora yapan birçok doktor vardır.

"Doktorada Maddi İmkanlar" adlı yazımızda daha ayrıntılı açıklanmıştır.

Doktoranın avantajları nelerdir?

- Biliyoruz ki artık bazı bölümler TUS ile asistan almıyor (fizyoloji, histoloji, anatomi, farmakoloji). Bunlara girmenin tek yolu doktora. İlerde ne olacağı da daha belli değil.
- Bir bölümde uzmanlık yaptığımız zaman yine MD olarak kalmaya devam ediyoruz. Oysa ki PhD yani doktora yaptığımız zaman MD PhD oluyoruz.
- Akademik yönden fakültede kalma açısından uzmanlık ile doktoranın hiçbir farkı yok. Hatta akademik yönden genel olarak doktora daha avantajlı.
- Özellikle yurt dışı düşünenler için doktora daha avantajlı. Çünkü yurt dışında halk sağlığı, fizyoloji veya mikrobiyoloji gibi saydığımız bu bölümlerin uzmanlığı yok sadece doktorası var. Bu yönden özellikle yurt dışına çıkmak isteyenler için doktora daha avantajlı.
- Doktora yaparken özel sektörde veya devlette çalışılabilir. Bu yönden de bir asistanının maaşından çok daha fazla paralar legal olarak kazanılabilir. Maaş olmaması dezavantajı böyle kapatılabilir.
- Yapılan işe ve eğitime ara verilmeden doktora yapılabilir. Sadece haftada belli vakitleri doktora programına ayırmanız yeterlidir.
- Doktora süreci uzmanlıktan daha akademik bir süreçtir. Danışman hocası vardır her öğrencinin ve doktora öğrencilerine uzmanlık öğrencilerine verilmeyen makale yazma gibi dersler verilir.

Doktoranın dezavantajları nelerdir?

- Doktora sürecinde maaş yoktur (ÖYP hariç).
- Bazı eski kafalı hocalar uzmanlıkla gelenleri doktora öğrencilerinden üstün görebilir.
- Hem doktorası hem uzmanlığı olan bölümlerde doktoralı olanlara bazı halklar verilmeyebilir. Örneğin Biyokimya uzmanlığı olanlar Biyokimya laboratuvarı açabilirken doktoralılar açamaz. Tabi bu konuda zaten MD olup sonradan uzmanlık değil de PhD yapanların durumu muallak. Ama dediğim gibi amaç üniversitede kalıp öğretim üyesi olmaksa doktora ile hiç fark yoktur.

Doktora süreci neleri ihtiva eder?

Tüm doktoralar 4 seneden oluşur: 2 sene ders, 2 sene de tez dönemi. Ders döneminde bir yanda zorunlu dersler, bir yanda da seçmeli dersler vardır. Kişi zorunlu dersler alırken yanına da ilgisine göre seçmeli derslerden seçer.
Ders dönemi olan 2 senenin sonunda tüm zorunlu dersler geçilmişse 2 senenin sonunda, yoksa tüm dersler verildiği zaman doktorada yeterlilik sınavına girilir. Yeterlilik sınavına girilip başarılı olunursa tez dönemi başlar. Zorlu ve danışman hoca ile yatıp kalkılacak bir 2 senedir tez dönemi.
Tez yazıldıktan sonra jüriye karşı savunulur. Savunma sonucu tez kabul görülürse doktora derecesi verilir. Eski Yunan'dan beridir doktora mevzu böyle işler.

Bir doktor, doktora yaptıktan sonra ne yapar?

Zaten doktorası bulunan bölümler genelde temel bilimlerdir. Bunun tek istisnası halk sağlığıdır. Halk sağlığı klinik bir bölümdür. Bu bölümlerde de çoğunlukla amaç hoca olmak ve üniversitede ders vermektir.

Bunların haricinde devlet ve özel sektör imkanları da değerlendirilebilir. Örneğin bir anatomist akapunktur salonu açabilir, bir histolog tüp bebek merkezlerinin vazgeçilmez bir öğesidir. İstenen dalı araştırmak  gerekir.

Doktora yapılırken başka bir uzmanlık yapılabilir mi ya da uzmanlık yaparken başka bir doktora yapılabilir mi?

Uzmanlık yapılırken doktora, yüksek lisans, açık öğretim gibi bütün eğitim opsiyonları okunabilir. Önünde hiçbir yasal engel yoktur. Yalnız mesai saatlerinize göre eğitiminizi ayarlamanız lazımdır. Eğitiminiz hafta içi akşamları ve hafta sonu yapılan ikinci öğretim bir tezsiz yüksek lisans ise kimseye danışmanıza gerek yoktur. Yalnız neredeyse hiçbir doktoranın ikinci öğretimi yoktur. Yani dersler hafta içi gündüz saatleridir. Bundan dolayı anabilim dalınızdan ya da klinik şefinizden izin almanız lazımdır. Ki birçok hoca asistan azlığı, işlerin aksaması, bir kişiye izin verirsem diğer asistanlar da ister düşüncesiyle uzmanlık eğitimi sırasında asistanlarına izin vermemektedirler. Bundan dolayı uzmanlık sırasında doktoraya başlayabilmeniz sizin ayarlayabilmenize bakar. Şartları oluşturursanız istediğiniz il ve üniversitede, istediğiniz programa başlayabilirsiniz.

ÖYP diye bir şey var, bu nedir?

ÖYP; öğretim üyesi yetiştirme programıdır. Yeni açılan üniversitelerde ve öğretim üyesi ihtiyacı duyan köklü üniversitelerde öğretim üyesi açığını kapatmak adına başlatılmıştır. Her senenin temmuz-ağustos ve aralık-ocak aylarında YÖK tarafından kadrolar açılır ve kadrolara gerekli şartları sağlayanlar başvurur. ALES puanınızın %60'ı, mezuniyet puanınızın %25'i ve dil puanınızın %15'i alınarak ortaya çıkan ÖYP puanınızla YÖK'ün sitesinde açılan kadrolara 10 tercih yaparsınız ve merkezi olarak yerleştirilirsiniz.

ÖYP, "Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)" adlı yazımızda daha ayrıntılı anlatılmıştır.

Sonuç

Temel bilimler, adından da belli olduğu gibi preklinik bilimlerdir. Daha çok araştırmaya dayanır. Temel bilimleri seçen hekimler kalan hayatları boyunca araştırma, ders anlatımları, sınavlar gibi akademik konularla uğraşacaklardır. Nöbetleri olmayacak, hobi olarak acile veya başka yerlere takılmazlarsa hasta görmeyeceklerdir. Temel bilimlerin genel iş alanları bunlardır.

Diğer yandan tıp fakültesinde öğretim gören öğrencilerin temel bilimleri temel ve klinik bilimleri zamanında öğrenmiş tıp doktoru kökenli hocalarından öğrenmeleri daha verimli olacaktır. Yoksa zamanında klinik bilimlerle haşır neşir olmamış temel bilimler hocaları gerekli temel bilimler-klinik bilimler bağını kuramayacaklardır. Biyoloji ve diğer bölümler kökenli temel bilimler hocalarım yanlış anlamasınlar. Elbette öğrencilerin onlardan öğreneceği işin başka boyutları var. Her anabilim dalında da çeşitlilik ve farklı görüşler ortaya konması adına tıp harici bölümlerden gelen hocalarımızın bulunması iyi olacaktır. Lakin tıp doktoru kökenli hocaların ağırlıkta bulunması tıp eğitimi açısından elzemdir. Bu açıdan da biz tıp doktorlarının bu bakir alanı doldurması lazım.

Gelecek hayatınızda ve tıp kariyerinizde başarılar.