Sevgili okurlar. Herkese merhaba.
2011 yılının sonunda çıktığım ve 2012 yılının başında "Tıpta Doktora İmkanlarına Giriş" yazısıyla ilk meyvesini veren bu yolda 2. yılımıza girmiş bulunuyoruz.
Blogumuzun ikinci yılı herkese kutlu olsun.
2011 yılının sonunda doktora sürecine girdiğimde tıpta doktora konusunda ciddi bir bilgi eksikliği olduğunu gördüm. Süreci bilen birkaç kişiden sözlü olarak bilgi alabilmeme rağmen yazılı olarak neredeyse hiçbir şey bulamamıştım. Diğer yandan tıp doktorları arasında da doktoranın ne olduğunu bilenlerin sayısı çok azdı. Tıp doktorlarının temel bilimlerde doktora yapabileceği imkanından haberdar olanların sayısı ise çok çok azdı, neredeyse yoktu. Birçok tıp öğrencisi ve tıp doktoru TUS ve uzmanlıkla alakalı bilgi sahibiyken bilgileri bunun ötesine geçmiyordu.
İşte bu noktada tıp doktorlarımıza tıpta doktora ile alakalı kendim öğrendikçe bildiklerimi aktarmaya karar verdim. Amaçlarım şu şekildeydi, hala da böyle:
- Tıp öğrencilerinin ve tıp doktorlarının temel bilimler ve doktora ile alakalı bilgi birikimini oluşturmak ve arttırmak
- Tıp fakültesinden sonra temel bilimler tercih edenlerin sayısını ve niteliğini arttırmak
- Temel bilimlere çok uygun ve yatkın tıp öğrencilerine temel bilimleri ve imkanlarını tanıtarak popüler klinik bölümlerin peşinde koşmalarını engellemek ve onları temel bilimlere kazandırmak (100 tıp öğrencisi arasında birkaç kişi olsalar bile)
- Temel bilimler tercih edecek olanların tıpta uzmanlık ve doktora arasında bilinçli bir tercih yapmalarına katkıda bulunmak
- Temel bilimler seçmeyip klinisyen olmayı tercih edenlere doktora ile araştırma yönlerini geliştirebileceklerini hatırlatmak
- Türk bilim ve araştırma camiasına yeni ve nitelikli tıp doktorlarının kazandırılması
- Tıpta doktora ve uzaktan yakından bununla alakalı her şeyi ortaya koymak
- Doktora imkanları (ÖYP, cari usül, dışarıdan, yurtdışı,...) ile alakalı tıp doktorlarını bilinçlendirmek
- Temel bilimlerin, araştırmanın, laboratuvarın, doktoranın felsefi altyapısına inerek derinlik kazanmak ve kazandırmak
Bu süreç içerisinde amaçlarıma hizmet edecek yazılar yazmaya çalıştım. Sizlerden gelen sorulara bildiğim kadarıyla cevap vermeye çalıştım. Yoğunluğuma rağmen bunlara zaman ayırmaya çalıştım. Umarım çalışmaya da devam edeceğim.
Bilgiyi kendine saklayarak yükselmeye çalışmak yerine, bilgiyi paylaşarak toplum olarak hep beraber yükselme taraftarıyım. Keşke toplumumuzun her ferdi böyle düşünse.
Diğer yandan blogu okuyan, takip eden ve soru soran okurlara çok teşekkür ederim. Sizlerin geri bildirimleri, ilgisi ve soruları olmasaydı belki de blog bu kadar ileri gitmezdi. Sizlerden gelen ilgi her zaman motivasyon kaynağı oldu. Sizlerden gelen sorular kendimi geliştirmem için bir ateşleyici oldu. Teşekkür ederim.
Yazdığım konularda uzman olduğumu iddia etmiyorum. Sadece bu konularda bildiklerimi, bildiğim kadarıyla sizlere aktarmaya çalışıyorum. Başka bir iddiam yoktur. Yazdıklarımı da bu çerçeveden okuyunuz. Hatalarım olabilir. Yorumlarınıza bu açıdan açığım.
Herkese tekrar teşekkür ederim. Birlikte nice yıllara.
Ülkemiz bilimde, araştırmada, temel bilimlerde en yüksek noktaya gelinceye dek...
20 Mayıs 2014 Salı
Temel Bilimlerde TUS ile Tıpta Uzmanlık, ÖYP ve Ucundan Doktora
Birçok tıp doktoru meslektaşım dahili ve cerrahi bilimlerde olan tek başlılığa alışıktır. Çünkü dahiliye, göğüs hastalıkları, kardiyoloji veya genel cerrahinin uzmanlığı tektir, TUS ile girilir ve tıpta uzmanlık yapılır. Diğer yandan konu bir de doktorası olan temel bilimlere gelince iş ve kafalar karışmaktadır.
Dahili ve cerrahi tıp dallarında olmayan bir dualizm/ikililik ülkemizde temel tıp bilimlerinde mevcuttur. Bir seçenek Tıpta Uzmanlık (specialist) iken diğer seçenek doktoradır (ÖYP doktoradan farklı bir seçenek değildir, sadece doktorayı daha iyi bir kadro + maaşını olarak araştırma görevlisi pozisyonunda yapmaktır).
Bu yazımda bu dualizmden bahsedeceğim ve ikilemde kalan meslektaşlarıma bir bakış açısı kazandırmaya çalışacağım.
Tıpta Uzmanlık
TUS sınavı sonrası Tıpta Uzmanlık yapmak üzere bir temel bilimler programına girilmesidir. Bu şekilde girenler Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği'ne bağlıdırlar. Buna göre çalışırlar. Bu şekilde asistan olan herkes araştırma görevlisidir ve maaşını alır. Bitirdikleri zaman Sağlık Bakanlığı'na mecburi hizmetleri vardır. Sağlık Bakanlığı bunları tanır, laboratuvar açma yetkileri vardır.
Doktora
ALES, okul mezuniyet notu, yabancı dil puanı ve varsa mülakat notları ile girilir. Doktora yani PhD yapmak üzere girerler. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na bağlıdırlar. Doktoraya girenler üniversiteye haftanın belirli günleri gelip giderek de doktora yapabilirler, üniversitenin cari usül ile ya da ÖYP ile araştırma görevlisi olarak da doktora yapabilirler. Araştırma görevlisi olarak ÖYP ile doktora yapılıyorsa üniversite personelisinizdir ve maaşınızı alırsınız. Tam gün olarak üniversitede çalışmak durumundasınızdır. Yani ÖYP'de yapılan da yine doktoradır. ÖYP sadece doktorayı maaş alarak ve tam zamanlı üniversite personeli olarak yapmak isteyenler için güzel bir çözümdür.
Tıpta Uzmanlık
TUS sınavı sonrası Tıpta Uzmanlık yapmak üzere bir temel bilimler programına girilmesidir. Bu şekilde girenler Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği'ne bağlıdırlar. Buna göre çalışırlar. Bu şekilde asistan olan herkes araştırma görevlisidir ve maaşını alır. Bitirdikleri zaman Sağlık Bakanlığı'na mecburi hizmetleri vardır. Sağlık Bakanlığı bunları tanır, laboratuvar açma yetkileri vardır.
Doktora
ALES, okul mezuniyet notu, yabancı dil puanı ve varsa mülakat notları ile girilir. Doktora yani PhD yapmak üzere girerler. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na bağlıdırlar. Doktoraya girenler üniversiteye haftanın belirli günleri gelip giderek de doktora yapabilirler, üniversitenin cari usül ile ya da ÖYP ile araştırma görevlisi olarak da doktora yapabilirler. Araştırma görevlisi olarak ÖYP ile doktora yapılıyorsa üniversite personelisinizdir ve maaşınızı alırsınız. Tam gün olarak üniversitede çalışmak durumundasınızdır. Yani ÖYP'de yapılan da yine doktoradır. ÖYP sadece doktorayı maaş alarak ve tam zamanlı üniversite personeli olarak yapmak isteyenler için güzel bir çözümdür.
Dünyada Tanınılırlık
Öncelikle, dünya uygulamalarına baktığımızda, tüm gelişmiş ülkelerde temel bilimlerin sadece doktora yoluyla uygulandığını biliyoruz. Uzmanlık, sadece eski Sovyetler ekolünde, Afrika'da, Asya'nın bazı yerlerinde vardır. Yani dünyada bu iş doktora ile yürümektedir. Ondan dolayı Tıpta Uzmanlık ve doktoranın birinci farkı doktoranın dünya genelinde daha tanınır ve kabul edilir olduğudur. Temel bilimler alanında uzmanlık veren ülkelerde uzmanlığını alanları sadece kendi ülkesi tanır. Dünya geneli tanınılırlık açısından doktora yapmak daha avantajlıdır. Dünyanın neresine giderseniz gidin, doktora yani PhD bilinir, özellikle MD (tıp doktoru) olmanın üstüne PhD iseniz yani MD/PhD iseniz büyük saygınlığınız olur.
Saha ve Araştırma
Doktora daha akademik ve araştırmaya yönelik bir formasyon iken tıpta uzmanlık daha çok sahaya ve uygulamaya yönelik bir formasyondur. Türkiye'de her ne kadar bu formasyonlar arasındaki bu fark tam olarak olmasa da yurtdışında nettir. Türkiye'de temel bilimler alanında hem tıpta uzmanlık yapmış olanlar hem de doktora yapmış olanlar üniversitede kalabilmektedir. Diğer yandan iki grup da sahada çalışabilmektedir. Lakin, uzmanlık yapmış olanların maddi ve özlük imkanları daha iyidir. Doktora yapmış olanlar uzman pozisyonunda değil, pratisyen titriyle sahada çalışabilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda saha açısından tıpta uzmanlığın daha ağır bastığını görmekteyiz.
Özel hastanelerde kaşe yetkisine sahip olmak ve laboratuvar açabilmek için Türkiye'de tıpta uzmanlık yapmış olmak lazımdır. Özellikle biyokimya ve mikrobiyoloji alanlarında böyledir. Doktora yapmış olanlar sahada bu haklara sahip değildir. Doktora yapmış olanlar sadece üniversite gibi akademik bir birimde laboratuvar yönetebilirler.
Özel hastanelerde kaşe yetkisine sahip olmak ve laboratuvar açabilmek için Türkiye'de tıpta uzmanlık yapmış olmak lazımdır. Özellikle biyokimya ve mikrobiyoloji alanlarında böyledir. Doktora yapmış olanlar sahada bu haklara sahip değildir. Doktora yapmış olanlar sadece üniversite gibi akademik bir birimde laboratuvar yönetebilirler.
Diğer yandan çerçeveyi Dünya olarak genişlettiğimizde durum değişmektedir. Gelişmiş ülkelerde doktoraya bir araştırma, bir akademik formasyon olarak bakılır. Üniversitelerdeki pozisyonlara, doktora sonrası araştırmalara doktoralı olanlar önceliklidir. Gelişmiş ülkeler, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin temel bilimler uzmanlarına sahada çalışmak için ülkelerinin yetiştirdiği kişi olarak bakar ve sizi araştırmacı olarak, akademik bir pozisyonda görmez. İtiraz eden arkadaşlarım olabilir am gerçek böyledir. Bunu bizzat dinlediğim bir örnekle sizle paylaşayım.
Üniversiteden bir Halk Sağlığı hocam, halk sağlığı uzmanıdır ve fakültede doçenttir. Başka bir bölümde uzmanlığa sahip ve doçent olan eşinin halk sağlığı doktorası vardır. İkisi de beraber yurtdışına araştırma yapmaya gitmek üzere üniversitelere başvururlar. Kendisi halk sağlığı doçenti olmasına rağmen, doktora titri olan eşi kabul alır. Sebep de; halk sağlığı uzmanlığının Türkiye'de sahada çalışmak üzere yetiştirilen bir pozisyon olduğunu, doktoranın işe araştırma pozisyonu olduğunu belirtirler. Hacettepe Halk Sağlığı'nın efsane hocalarından Prof. Dr. Zafer ÖZTEK hocanın doktora yapan ve tıpta uzmanlık yapan asistanlar ayrımı ile alakalı sorulan bir soruya verdiği yanıtla noktalayayım: "Uzmanlık saha için, doktora akademi içindir."
Mecburi Hizmet
Tıpta uzmanlıkla ilgili olarak uzmanlık sonrası 2 sene mecburi hizmet kaderinizdir. Bir hastaneye verilip alanınız dışında işler yaparsınız ya da kadrosunda açık bulunan bir üniversitede mecburinizi tamamlarsınız. Bir fizyoloji ya da anatomi uzmanının sahada yapacağı çok bir iş yoktur. Çünkü bu bölümlerin asıl yeri üniversitedir.
Diğer yandan doktora sonrası mecburi hizmete tabi olmazsınız. ÖYP kapsamında mecburi hizmetiniz varsa (ayrıntılı bilgi için ÖYP yazısına bakınız) yerleştiğiniz, baştan kalmayı düşündüğünüz üniversitenizde mecburi hizmetinizi yaparsınız. Sağlık bakanlığı gibi Edirne'den Kars'a durumu yaşamazsınız. Akademik kariyerin devamlılığı için doktora yapmak, özellikle ÖYP ile, daha avantajlıdır.
Diğer yandan doktora sonrası mecburi hizmete tabi olmazsınız. ÖYP kapsamında mecburi hizmetiniz varsa (ayrıntılı bilgi için ÖYP yazısına bakınız) yerleştiğiniz, baştan kalmayı düşündüğünüz üniversitenizde mecburi hizmetinizi yaparsınız. Sağlık bakanlığı gibi Edirne'den Kars'a durumu yaşamazsınız. Akademik kariyerin devamlılığı için doktora yapmak, özellikle ÖYP ile, daha avantajlıdır.
Maaş
Alınan maaşlar ciddi bir tartışma konusudur. Buna bildiğim kadarıyla açıklık getireyim.
Öncelikle tıpta uzmanlık ile gelen asistanlar da ÖYP ile gelen asistanlar da araştırma görevlisi kadrosundadır. Kadro olarak bir neyse öteki de odur. Ondan dolayı ikisi de araştırma görevlisi maaşı alırlar. Lakin, tıpta uzmanlık yapanlar maaşlarında ek olarak "tıpta uzmanlık ödeneği" alırlar. Bu da yaklaşık 130 - 150 lira gibi bir şeydir. Aradaki birinci fark budur.
İkincisi, iki kadro da döner sermaye alır. Tıp fakültesi kadrosunda olan araştırma görevlileri döner sermaye alırlar. ÖYP olsun, tıpta uzmanlık olsun fark etmez. Yanlız aradaki tek fark, tıpta uzmanlık asistanları ile ÖYP asistanlarının döner sermaya taban katsayılarıdır. Genel olarak bu fark alınan döner sermayeyi etkilemez. Yani iki kadro çeşidi de aynı miktarda döner sermaye alır.
Yani ÖYP asistanları ile tıpta uzmanlık asistanları arasındaki maaş açısından tek fark genel olarak "tıpta uzmanlık ödeneği"dir.
Bundan sonrası taban döner sermaye katsayısı ile alakalı olarak ayrıntı bilgidir. Tıpta uzmanlık asistanlarının tıpta uzmanlık yönetmeliğinden kaynaklanan taban döner sermaye katsayısı ÖYPli olanlardan daha yüksektir. Genelde bu bir fark yaratmaz. Ama üniversite döner sermaye açısından sıkıntıda ise işte bu noktada fark çıkar. Çalışanlarının döner sermayesini taban katsayıya kadar düşürür. Tıpta uzmanlık kapsamında olanlar belli bir düzeyden aşağı düşmezken, ÖYPli olanların döneri daha fazla düşer. Ama üniversitenin döner sermaye gibi bir sıkıntısı yoksa bu fark anlaşılmaz. Detay bir bilgi.
Özet olarak:
Tıpta uzmanlıkta da ÖYP'de de aşağı yukarı maaşlar 2.700 - 3.000 civarı olur. Tıpta uzmanlık olanlar 150 civarı daha fazla alır. ÖYPli meslektaşlarımız bazı aylar üniversitenin döner sermaye sıkıntısına göre 500 liraya varan kayıplar yaşayabilirler bir ihtimal. Durum budur.
Akademik Gelecek
Akademik gelecek meselesi Türkiye'de çok belirsiz bir meseledir ama eldeki mevcut bilgiler açısından değerlendirmeye çalışalım.
ÖYP ile doktora yapanlar akademik olarak daha avantajlı olacaklardır. Doktora yapmak dünya genelinde de akademik olarak daha avantajlıdır. Diğer yandan tıpta uzmanlık ile temel bilimlerde olanlar ve uzmanlıklarını alanlar da akademik olarak üniversitelerde devam edebilirler. Bunun önünde bir engel yoktur. Sizi kabul edecek bir üniversite bulmanız yeterlidir.
Türkiye'de, tıp fakültelerinde, özellikle temel bilimlerde büyük açıklar vardır. Bundan dolayı hoca olarak üniversitelerde kalmanız diğer uzmanlıklara nazaran daha rahat olacaktır.
TUS ile Temel Bilimlerin Akıbeti
2011 yılında beri Biyokimya, Mikrobiyoloji hariç tıptaki diğer temel bilimler (fizyoloji, histoloji, anatomi, biyofizik,...) TUS ile kadro açmamaktaydı (patoloji cerrahi bilimlerin altındadır, doktorası yoktur. Diğer yandan adli tıp ve halk sağlığı dahili bilimlerin altında olmasına rağmen doktorası vardır). Yakın zamanda fizyoloji, histoloji gibi bölümler TUS ile kontenjan açıp asistan almaya başladılar. Bu kontenjanlar Sağlık Bakanlığı kontenjanıydı.
Bu kontenjanların açılma hikayesi şöyleymiş. Sağlık Bakanlığı, üniversitelerin fizyoloji, histoloji, farmakoloji gibi anabilim dallarına yazı yazarak asistan ihtiyaçlarının olup olmadığı sormuş. Anabilim dalları da doğal olarak asistan ihtiyaçlarının olduğunu bildirmiş. Sağlık Bakanlığı da bu bölümlere TUS ile Sağlık Bakanlığı kontenjanı vermiş.
Doğal olarak, kontenjan Sağlık Bakanlığı kontenjanı ise Sağlık Bakanlığına bağlı yerlerde bölümün eğitim süresine göre 3 ya da 4 sene mecburi hizmeti olacak demektir. Diğer yandan burada sorulması gereken sorular vardır:
- Sağlık Bakanlığı kendi teşkilatı içerisinde halihazırda ihtiyacı olmadığı bu temel bilimler kontenjanlarını neden açmıştır?
- Uzmanlık kontenjanlarının açılma amacı ülkedeki uzman açığını kapatmak değil de üniversitelerin asistan açığını kapatmak mıdır?
- Mezun olacak bu kadar asistan nerede istihdam edilecektir?
- Sağlık Bakanlığı'nın kendisine bağlı tıp fakültesi açma veya dönüştürme gibi bir amacı mı var ki böyle kontenjanlar açmıştır?
- ÖYP ile alandaki uzman ve öğretim üyesi açığı kapatılma şansı varken niye bir daha kadro açılmıştır?
Gördüğünüz gibi Sağlık Bakanlığı'nın uzun bir aradan sonra açtığı temel bilimler kontenjanlarının geleceği ile alakalı büyük belirsizlikler vardır.
Geçmişte TUS ile açılan temel bilimler kontenjanları tıp doktorlarının mecburi hizmete gitmeden TUS çalışabilmelerine hizmet eden TAMPON kontenjanlar olmuşlardır. Şimdi ise bu kontenjanların Sağlık Bakanlığı kadrosu olarak açılması asistanlığa başlarken sözleşme yapılacağına ve kolayına kimsenin bu kontenjanları TAMPON olarak kullanamayacağına işaret etmektedir. Ama bu kontenjanların ne kadarının dolacağı da meçhuldür. Tampon tercih olarak yazılmalarının önünde geçilmesi iyi bir uygulamadır ama hala bu kontenjanların akıbeti, şu anki durumları meçhuldür.
Sonuç
Temel bilimlerde doktora ve tıpta uzmanlık olmak üzere bir çift başlılık, ikililik vardır. Bu da tıp doktorlarının bu iki kavramı ve konsepti anlamasını zorlaştırmaktadır. Bu yazının amacı bu kavramları ortaya koymak, tıp doktorlarını bilinçlendirmek ve bu ikisi arasında tercih yapacakların bilinçli bir tercih yapmalarını sağlamaktır. Umarım faydalı olmuştur.
Gelecekte, bizzat devlet yetkilileri tarafından bu kavramların iyi açıklanması ve Türkiye'nin geleceğine yönelik tıpta temel bilimler açısından bilinçli planlamalar yapılması ümidiyle...
ÖYP ile doktora yapanlar akademik olarak daha avantajlı olacaklardır. Doktora yapmak dünya genelinde de akademik olarak daha avantajlıdır. Diğer yandan tıpta uzmanlık ile temel bilimlerde olanlar ve uzmanlıklarını alanlar da akademik olarak üniversitelerde devam edebilirler. Bunun önünde bir engel yoktur. Sizi kabul edecek bir üniversite bulmanız yeterlidir.
Türkiye'de, tıp fakültelerinde, özellikle temel bilimlerde büyük açıklar vardır. Bundan dolayı hoca olarak üniversitelerde kalmanız diğer uzmanlıklara nazaran daha rahat olacaktır.
TUS ile Temel Bilimlerin Akıbeti
2011 yılında beri Biyokimya, Mikrobiyoloji hariç tıptaki diğer temel bilimler (fizyoloji, histoloji, anatomi, biyofizik,...) TUS ile kadro açmamaktaydı (patoloji cerrahi bilimlerin altındadır, doktorası yoktur. Diğer yandan adli tıp ve halk sağlığı dahili bilimlerin altında olmasına rağmen doktorası vardır). Yakın zamanda fizyoloji, histoloji gibi bölümler TUS ile kontenjan açıp asistan almaya başladılar. Bu kontenjanlar Sağlık Bakanlığı kontenjanıydı.
Bu kontenjanların açılma hikayesi şöyleymiş. Sağlık Bakanlığı, üniversitelerin fizyoloji, histoloji, farmakoloji gibi anabilim dallarına yazı yazarak asistan ihtiyaçlarının olup olmadığı sormuş. Anabilim dalları da doğal olarak asistan ihtiyaçlarının olduğunu bildirmiş. Sağlık Bakanlığı da bu bölümlere TUS ile Sağlık Bakanlığı kontenjanı vermiş.
Doğal olarak, kontenjan Sağlık Bakanlığı kontenjanı ise Sağlık Bakanlığına bağlı yerlerde bölümün eğitim süresine göre 3 ya da 4 sene mecburi hizmeti olacak demektir. Diğer yandan burada sorulması gereken sorular vardır:
- Sağlık Bakanlığı kendi teşkilatı içerisinde halihazırda ihtiyacı olmadığı bu temel bilimler kontenjanlarını neden açmıştır?
- Uzmanlık kontenjanlarının açılma amacı ülkedeki uzman açığını kapatmak değil de üniversitelerin asistan açığını kapatmak mıdır?
- Mezun olacak bu kadar asistan nerede istihdam edilecektir?
- Sağlık Bakanlığı'nın kendisine bağlı tıp fakültesi açma veya dönüştürme gibi bir amacı mı var ki böyle kontenjanlar açmıştır?
- ÖYP ile alandaki uzman ve öğretim üyesi açığı kapatılma şansı varken niye bir daha kadro açılmıştır?
Gördüğünüz gibi Sağlık Bakanlığı'nın uzun bir aradan sonra açtığı temel bilimler kontenjanlarının geleceği ile alakalı büyük belirsizlikler vardır.
Geçmişte TUS ile açılan temel bilimler kontenjanları tıp doktorlarının mecburi hizmete gitmeden TUS çalışabilmelerine hizmet eden TAMPON kontenjanlar olmuşlardır. Şimdi ise bu kontenjanların Sağlık Bakanlığı kadrosu olarak açılması asistanlığa başlarken sözleşme yapılacağına ve kolayına kimsenin bu kontenjanları TAMPON olarak kullanamayacağına işaret etmektedir. Ama bu kontenjanların ne kadarının dolacağı da meçhuldür. Tampon tercih olarak yazılmalarının önünde geçilmesi iyi bir uygulamadır ama hala bu kontenjanların akıbeti, şu anki durumları meçhuldür.
Sonuç
Temel bilimlerde doktora ve tıpta uzmanlık olmak üzere bir çift başlılık, ikililik vardır. Bu da tıp doktorlarının bu iki kavramı ve konsepti anlamasını zorlaştırmaktadır. Bu yazının amacı bu kavramları ortaya koymak, tıp doktorlarını bilinçlendirmek ve bu ikisi arasında tercih yapacakların bilinçli bir tercih yapmalarını sağlamaktır. Umarım faydalı olmuştur.
Gelecekte, bizzat devlet yetkilileri tarafından bu kavramların iyi açıklanması ve Türkiye'nin geleceğine yönelik tıpta temel bilimler açısından bilinçli planlamalar yapılması ümidiyle...
23 Aralık 2013 Pazartesi
Tıp Doktorlarına ÖYP Başvurularında %10 Eklenmesi Hususu
16 Aralık'ta değişen ÖYP Usul ve Esasları'nda ÖYP puanı ile alakalı Madde 5'te şöyle bir kısım geçmektedir:"(2) OYP puanının hesaplanmasında lisans not ortalamasının % 25'i, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) puanının % 60'ı ve varsa yabancı dil sınavı puanının % l5'i dikkate alınır. Bu puan en son girilen ALES ve yabancı dil sınav sonuçlarına gdre güncellenebilir. Adayların mezun oldukları alanlardaki başvurularında söz konusu puanlar arasında 10 puana kadar yüzdelik oranlarını artırmaya veya eksiltmeye ve ÖYP puanını % l0'a kadar artırmaya YÖK Yürütme Kurulu yetkilidir."Bu ifade yeni yayınlanan usul ve esaslarda ham olarak geçmekteydi. Ondan dolayı ilk planda kimsenin dikkatini çekmedi. 11.12.2013 tarihindeki bu maddeye dayanarak alınan ve genel şartlar kısmında geçen 11. kararda:
"Söz konusu hüküm uyarınca Temel Tıp Bilimleri Bölümünde ilan edilen kadrolara başvuran Tıp Fakültesi mezunlarının ÖYP puanlarının % 10 oranında artırılması Yürütme Kurulu’nun 11.12.2013 tarihli toplantısında uygun bulunmuştur."
(http://www.yok.gov.tr/documents/10279/34559/GenelSartlar.pdf/d1768cbc-ce0f-463c-aeda-1cf55bc5aefd)ifadesi geçmektedir. Yani tıp fakültesi kadrolarına başvuran tıp doktorlarına %10 düzeyinde bir pozitif ayrımcılık uygulanacaktır.
Neden Böyle Bir Düzenleme Olmalıydı?
- Tıp fakültesi, biz tıp doktorlarının fakültesidir. Bundan dolayı bu fakültelerde ÖYP kadrolarına girmeyi öncelikle tıp doktorları hak etmektedir.
- Tıp doktorlarının kendi temel bilimlerimize girmeleri teşvik edilmeliydi, ki bu değişiklik de bunu sağladı.
- Tıp fakültesinde okul ortalaması yapmak, tıp fakültesindeyken ingilizce çalışmak kolay olmadığı için puan olarak tıp fakültesi mezunları geride kalmaktaydı. Bu zorluklar gözetilerek %10 bir pozitif ayrımcılık tıp fakültesi mezunlarının hakkıydı.
- Temel bilimler, tıp fakültesinde "klinik bilimlere hazırlayıcı" bilimler olarak geçtiği için, tıp öğrencilerini klinik bilimlere hazırlayanların da bir klinik bilimler geçmişi olması gerekmektedir ki, tıp öğrencilerini klinik bilimlere hazırlayabilsin. Bundan dolayı biz tıp doktorlarının tıpta temel bilimlerde olmaları elzemdir. Tabi ki, diğer bilimlerden kişiler farklı bakış açıları sunmak açısından tıpta temel bilimlerde bulunmalıdırlar, lakin sayıları ve ehemmiyetleri tıp doktorlarının önüne geçmemelidir. Ayrıca akademisyenlik bir ekmek kapısı olarak değil de, bir idealizm kapısı olmalıdır. Bundan dolayı dışarıda binlerce liralık maaşı teperek tıpta temel bilimler kadrolarını tercih eden tıp doktorlarının önü açılmalı, bu kadroları yazmaları teşvik edilmeliydi.
- Şu an, asistan halimle, her günü tıp öğrencileriyle geçen birisi olarak söyleyebilirim ki; tıp öğrencileri asistan ya da hoca olarak daha çok tıp doktoru istiyorlar. Çünkü tıp doktorları onlara tam olarak mentorluk edebilir, tıp doktorları onlara hekimlik açısından öğrenmesi gerekeni daha salt şekilde verebilir. Ayrıca tıp öğrencileri tıp fakültesine dereceyle giren insanlar oldukları için karşılarında daha çok zamanında derece yapmış, kendileriyle aynı yoldan geçmiş ve kendilerinin geleceği olan insanlar görmek istemektedirler.
Son Söz
Tıp fakültelerinde tıp doktoru harici insangücüne (diş hekimi, veteriner hekim, eczacı, fizyoterapist, işletme, iktisat, sosyoloji, psikoloji, sosyal hizmetler, biyoloji,...) her zaman ihtiyaç vardır, olacaktır da. Bunlar bizlere farklı bir bakış açısı sağlama açısından elzemdir.
Diğer yandan tıp fakültesinde, tıp öğrencilerini klinik bilimlere ve tıp hayatına daha iyi hazırlaması açısında tıp harici meslek gruplarının daha az, tıp doktorlarının daha fazla bulunması lazımdır. Bu açıdan da bu değişiklik yerinde olmuştur, iyi olmuştur.
Artık top tıp doktorlarının bu kadroları yazmasındadır.
İyi tercihler dilerim.
17 Aralık 2013 Salı
ÖYP Aralık 2013 Alımları
Bu sene söz verilen 3. ve en büyük alımlar da 16 Aralık 2013 pazartesi itibariyle başladı. Biz tıpçılar olarak beklediğimize değdi. Bu alımlarda ciddi miktarda tıp fakültesi alımları var. En köklü üniversiteler kadro açmış durumda. Kötü yanı birçok kadroda tıp doktorlarının yanında veterinerler, diş hekimleri, biyolog ve bölümle alakalı bölümler de başvurabilir durumda.
Diğer yandan bu dönem başvuranlar için dikkat etmeleri gereken bir nokta değişen ÖYP yönetmeliğidir. Aşağıdaki adresten yine bu blogdaki ÖYP usul ve esaslarıyla alakalı değişen hususları inceleyin derim.
http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/oyp-usul-ve-esaslari-degisti.html
Başvurular 18 Aralık 2013 ile 25 Aralık 2013 saat 17.30 tarihleri arasında YÖK'ün sitesinden yapılacaktır.
http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/oyp-20133-aralik-kadrolari-belli-oldu.html
Kadroların şartları ve daha ayrıntılı bilgiler için:
http://www.akademikpersonel.org/puan/Aralik2013OYPILANLARI_16_12_2013.pdf
Kadrolar
- ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP PARAZİTOLOJİ 1 kadro
- ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOKİMYA 1 kadro
- ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ PARAZİTOLOJİ 1 kadro
- ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIBBİ BİLİŞİM 1 kadro
- ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 2 kadro
- ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOKİMYA 1 kadro
- AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 2 kadro
- AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIBBİ BİLİŞİM 1 kadro
- ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ MİKROBİYOLOJİ 1 kadro
- ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1
- ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TEMEL TIP BİLİMLERİ
BÖLÜMÜ BİYOFİZİK ANABİLİM DALI 1
- BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP PARAZİTOLOJİ 1 kadro
- ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ TIP PARAZİTOLOJİ 1 kadro
- DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP PARAZİTOLOJİ 1 kadro
- DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- EGE ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- EGE ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- EGE ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIBBİ BİLİŞİM 1 kadro
- EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOKİMYA 1 kadro
- ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ GENETİK 1
- GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2
- GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1
- GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOKİMYA 1 kadro
- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP TIP TARİHİ VE ETİK 1 kadro
- HARRAN ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- HARRAN ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- HARRAN ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOKİMYA 1 kadro
- HİTİT ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- HİTİT ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- HİTİT ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- HİTİT ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIP BİLİŞİMİ 1 kadro
- İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIP BİLİŞİMİ 2 kadro
- İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIP BİLİŞİMİ 1 kadro
- İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP ANATOMİ 1 kadro
- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIP BİLİŞİMİ 1 kadro
- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP DEONTOLOJİ VE TIP TARİHİ 1 kadro
- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- KAFKAS ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- KAFKAS ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOKİMYA 1 kadro
- KAFKAS ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- KAFKAS ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- KAFKAS ÜNİVERSİTESİ TIPTIBBİ MİKROBİYOLOJİ 1 kadro
- KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ TIP DEONTOLOJİ VE TIP TARİHİ 1 kadro
- KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 2 kadro
- KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOKİMYA 1 kadro
- KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIP BİLİŞİMİ 1 kadro
- KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- MERSİN ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- MERSİN ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- MERSİN ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIBBİ BİLİŞİM 1 kadro
- MERSİN ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 2 kadro
- MERSİN ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ VE GENETİK 1 kadro
- MUĞLA ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- MUĞLA ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- MUĞLA ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- MUĞLA ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ MİKROBİYOLOJİ 2 kadro
- MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP ANATOMİ 1 kadro
- MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP PARAZİTOLOJİ 1 kadro
- MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ MERAM TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ MERAM TIP FİZYOLOJİ 2 kadro
- NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ MERAM TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ MERAM TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- SAKARYA ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- SAKARYA ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- SAKARYA ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK 1 kadro
- SAKARYA ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- SAKARYA ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 2 kadro
- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 2 kadro
- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOKİMYA 2 kadro
- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 2 kadro
- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 2 kadro
- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIP BİLİŞİMİ 1 kadro
- TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIBBİ BİLİŞİM 1 kadro
- TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
- TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOKİMYA 1 kadro
- TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ MİKROBİYOLOJİ 1 kadro
- YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ TIP ANATOMİ 1 kadro
- YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOFİZİK 1 kadro
- YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ TIP BİYOİSTATİSTİK VE TIBBİ BİLİŞİM 1 kadro
- YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 2 kadro
- YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ TIP HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ 1 kadro
- YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ TIP TIBBİ BİYOLOJİ 1 kadro
- YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ TIP FİZYOLOJİ 1 kadro
16 Aralık 2013 Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına (ÖYP) İlişkin Usul ve Esaslar
Uzun zamandır ÖYP ile alakalı yeni bir yönetmelik bekleniyordu. Zira, yurt dışı dil eğitimi gibi birçok konuda eksikler vardı. İçeriden olan kaynaklar yönetmeliğin hazırlandığını ve Maliye Bakanlığı onayı beklediklerini söylüyorlardı. En sonunda Aralık 2013 itibariyle yeni yönetmelik çıkmış oldu.
Yeni yönetmelikle beraber yurt dışı yabancı dil kursu belirlenmiş oldu, bunun yanında ÖYP alımları ve kadrolarıyla alakalı kısıtlayıcı karar da çıktı. Önceki yönetmeliğe göre farklılıklar şöyle:
Önceki yönetmelikte yurt dışı yabancı dil kursunun nasıl yapılacağı ve kimlerin gönderileceği açık değildi. Bundan dolayı uzunca bir süredir yurt dışı dil eğitimine ÖYP kapsamında kimse gönderilmemişti. Artık yurt dışı dil eğitiminin nasıl yapılacağı yönetmelikte ayrıntılı olarak yazmaktadır.
"Yurt dışında yabancı dil eğitimi
MADDE 8- (l) ÖYP araştrrma görevlilerinden aşağıdaki şartları taşıyanlar, istekleri
halinde yabancı dil eğitimi için en fazla 6 ay süreyle 2547 sayılı Kanunun 39 uncu
maddesinin birinci fikrası kapsamında yurt dışına gönderilebilir.
(2) Araştırma görevlilerinin yurt dışında yabancı dil eğitimi alabilmeleri için;
a) Başvuru tarihinden önceki beş yıl içinde alınmış olmak kaydıyla, eğitim almak istedikleri yabancı dile ilişkin yabancı dil sınavından en az 65 puan almış olmak ya da eşdeğerliği ÖSYM tarafından kabul edilen yabancı dil sınavlarından eşdeğer puan almış olmak,
b) Yurt dışındaki bir yükseköğretim kurumundan yabancı dil eğitimi için antetli ve imzalı kabul belgesi almak gereklidir.
(3) Yabancı Dil Eğitimi için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlilerinden belirlenen şartları sağlayanlar, bağlı bulunduğu fakülte veya enstitüye başvurularını yaparlar. Enstitü/Fakülte yönetim kurulunda değerlendirilerek yurt dışına gönderilmesi uygun bulunan başvurular ilgili rektörlük aracılığıyla YÖK'e teklif edilir. Rektörlüklerce YÖK'e gönderilen teklifler Yürütme Kurulunda görüşülerek karara bağlanır.
(4) Yabancı Dil Eğitimi almak için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlilerine yol masrafı, yevmiye ve zorunlu sağlık sigortası, yabancı dil eğitim giderleri olarak yapılacak ödemeler ülke ve ödeme unsurları itibarıyla Yürütme Kurulu tarafından bir liste halinde belirlenir ve ilgililere duyurulur. YÖK Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı tarafından araştırma görevlisi için kadrolarının bulunduğu yükseköğretim kurumuna aktarılacak kaynağın tutarı, kaynak aktarımı tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınarak hesaplanan Türk Lirası tutarını geçemez. Kaynak aktarılma tarihinden sonra meydana gelecek kur farkları hiçbir şekilde dikkate alınmaz. Bu ödemeler dışında ilgililere herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz.
(5) Yabancı dil eğitimini başarı ile tamamlayamayan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından belirlenen lisansüstü eğitim programlarından birine başlamayan, ÖYP'ye devam etmeyen, kadrosunun bulunduğu yükseköğretim kurumunda görevine başlamayan veya görevine başlayıp mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyen araştırma görevlilerinin ilişikleri kesilerek haklarında imzaladıkları "Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi" hükümleri uyarınca işlem yapılır.
Önceki yönetmelikte yanlış beyanda bulunarak (mezuniyet lisans bölümünü ya da puanlarını) yerleşmemesi gereken bir bölüme yerleşenlere herhangi bir yaptırım yoktu. Sadece yerleştikleri kadroyu yaktıklarıyla kalıyorlardı. Mesela bir inşaat mühendisi tıp fakültesi kadrosu yazdığında yerleşiyor ama yerleşme sonraki kayıtta fark edilip kadroya alınmıyor ve kadro yanmış oluyordu. Bu kişiye de herhangi bir yaptırım yoktu. Şimdi ise yanlış beyanda bulunarak ÖYP kadrolarına yerleşenlerin bir daha ÖYP kadrolarına yerleşmeleri engelleniyor.
Eskiden atanıp da göreve başlamayanlara sadece 1 sene içerisinde tekrar başvurmaları durumunda puan kesintisi uygulaması vardı. Şimdi ise atanıp göreve başlamayanlar yani yok yere ÖYP kadrosunu yakanların 3 yıl boyunca ÖYP kadrolarına yerleşmeleri engelleniyor.
Eskiden yurt içi yabancı dl kursunda herhangi bir devam zorunluluğu ya da minimum bir devamsızlık sınırı gibi bir uygulama yoktu. Hem yabancı dil kursuna devam edip hem de yüksek lisans ya da doktora eğitimine örgün öğretim olarak devam edenler bile vardı. Bu da dil kursuna devamı kişisel yönetimlere ve suistimallere açık bırakıyordu. Şimdi ise yurt içi yabancı dil kursuna gidenlerin 10 günden fazla devamsızlık yapmaları durumunda ÖYP kadrosuyla ilişikleri kesilecek.
Eskiden 65 dil puanını zaten geçmiş olanlar için atandıktan sonra, 65 dil puanını geçmemişler için 65 dil puanını verdikten sonra 2 dönem içerisinde lisansüstü programa başlama üst sınırı vardı. Şimdi ise yukarıda saydığım durumda olanlar 2 dönem hakları olmadan direkt olarak lisansüstü eğitime başlamaları gerekmektedir, yoksa ilişikleri kesilir.
Ayrıca artık ÖYP kapsamında yüksek lisansını bitirenlerin başka bir üniversitede doktoraya devam etmeleri YÖK kuruluna bırakılmıştır (direkt olarak doktoraya başlayan biz tıp doktorlarını ilgilendirmemektedir).
ÖYP kapsamında bir kadroyu kazanıp göreve başlamayanlara ya da istifa edenlere % 10 puan kesintisi aynen devam etmektedir.
Sonuç
ÖYP yurt dışı yabancı dil eğitimi netliğe kavuşmuştur. Ayrıca ÖYP programının ve kadrolarının yazılırken dikkatli yazılması ve kadroların yakılmaması, kadrolara insanların daha düşünerek girmeleri için aslında gerekli olan önlemler alınmıştır.
Bir işe başlarken, bir yola çıkarken mevzuatı okumak lazım. İşte mevzuat ve kaynaklar:
- Yeni ÖYP usul ve esaslar http://www.akademikpersonel.org/puan/oyp_usul_esaslar_2013.pdf
- http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/oyp-usul-ve-esaslari-degisti.html
13 Aralık 2013 Cuma
YLSY / Gecikmiş Bir Uygulama Gecikmiş Bir Yazı
Yurt Dışında Lisansüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilecek Adayları Seçme ve Yerleştirme gibi uzun bir adı olan YLSY, çeşitli devlet kurumları tarafından (MEB, TPAO, TCDD, Meteoroloji, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,...) yurt dışında akademik eğitimlerini tamamlamaları için kişilere verilen bursun ve bunu sağlayan sistemin adıdır. Her sene bu kurumlar tarafından ihtiyaç belirlenir ve alanlara göre alımlar yapılır.Alım Süreci
Başvuru ve seçilme sürecini ÖSYM yürütmektedir. İlk başvurularda adaylardan minimum olarak ALES'ten 70 puan, mezuniyet notu olarak 4.00 üzerinde 2.50 100 üzerinden 65 puan istenmektedir. Sonrasında ALES puanına göre en yukarıdan başlanarak kontenjan sayısının üç katı kişi mülakata çağırılır. Bu sistemde eskiden mülakat yokken şu an 8 Kasım 2013'teki yönetmelik değişimiyle mülakat getirilmiştir. Mülakat sonrasında da ALES puanının %40'ı, mülakat notunun %40'ı ve mezuniyet notunun 100 üzerinden değerinin % 20'si alınarak kişilerin yerleştirme puanı hesaplanır ve kişilerin tercihleri doğrultusunda kadrolara yerleştirilirler. Puan eşitliği durumunda yabancı dili yüksek olan aday yerleştirilir.
Mülakat notunun dağılımı ise şöyledir:
- Alan bilgisi konularına ilişkin bilgi düzeyi (20 puan)
- Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade kabiliyeti ve muhakeme gücü (20 puan)
- İletişim becerileri, özgüveni ve ikna kabiliyeti (20 puan)
- Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı (20 puan)
- Akademik çalışmalara yatkınlığı (20 puan)
Programa İlişkin Özellikler
Aslında blogdan da aşina olduğunuz ÖYP, YLSY'nin sadeleştirilip Türkiye içine entegre edilmiş halidir. Aslında ÖYP'nin öncüsü de YLSY'dir.
YLSY'nin özellikleri ise şöyledir:
Programlara yerleşen adaylar, eğer yabancı dil düzeyleri yeterli düzeyde (TOEFL 80, IELTS 6,0, DAFT'dan C2) değilse yurt içinde 6 ay ve yurt dışında 6 ay dil kursuna gönderilirler. Bu süreler içerisinde geçemeyenlere 6 ay daha mühlet verilir.
Yurt içi ve yurt dışı görevlendirmelerine senet imzalamak zorundasınızdır. Mecburi hizmetiniz yurt dışına gönderildiğiniz için görevlendirildiğiniz her 1 seneye 2 sene şeklindedir. Mecburi hizmetinizi vatana döndüğünüzde sorumlu olduğunuz, yerleştiğiniz kuruma yapmak zorundasınızdır.
TPAO, TCDD, Meteoroloji gibi devlet kurumlarının kadrolarıyla gidenlerin eğitimleri sadece yüksek lisansı, üniversiteler adına gidenlerin eğitimi yüksek lisans ve doktorayı kapsamaktadır.
YLSY ile yurt dışına gidip yüksek lisans ve doktora ya da sadece doktora yapıp yurda döndüğünüzde bağlı olduğunuz yer üniversite ise Araştırma Görevlisi Doktor, bir devlet kurumu ise Uzman statüsü ile başlarsınız. Üniversitelere yeni dönmüş kişiler yardımcı doçent ya da doçentlik gibi öğretim üyeliği pozisyonlarına atanmak istediklerinde bağlı oldukları üniversitenin akademik yükseltme şartlarını sağlamak durumundadırlar. Haliyle doğal bir yükseltme olmaz.
Her Zamanki Gibi: Tıp Doktorlarına Bakan Yönü
Daha öncesinde YLSY sistemi içerisinde tıp doktorlarına yönelik tıpta temel bilimler kadroları bulunmamaktaydı. Yakın zamanlarda gerçekleşen ve bugünlerde mülakatları gerçekleşecek alımlarla beraber artık sisteme bizler de dahil olduk. Geç kalmış bir uygulamaydı. Ama bundan sonra gelişerek devam edeceğini umuyoruz.
Son alımlarda üniversite kadroları olarak bizi ilgilendiren YÖK ve MEB kadrolarından sadece YÖK kadrolarında tıp fakültesi kadroları var. Bunlar da:
- İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Anatomi (SAY)(1 kadro)(Lisans mezuniyeti: Tıp, Veteriner)( eğitim görebileceği ülkeler: ABD/ALMANYA/İNGİLTERE/JAPONYA)
- İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Biyofizik (SAY)(1 kadro)(Lisans mezuniyeti: Tıp, Fizik, Biyoloji, Biyomedikal Müh., Tıbbi Biyolojik Bilimler)(eğitim görebileceği ülkeler: ABD/ALMANYA/İNGİLTERE/JAPONYA)
- İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Biyoistatistik ve Tıp Bilişimi (SAY)(1 kadro)(Lisans mezuniyeti: Tıp, Fizik, Biyoloji, Biyomedikal Müh., Tıbbi Biyolojik Bilimler)(eğitim görebileceği ülkeler: ABD/ALMANYA/İNGİLTERE/JAPONYA)
- İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıbbi Biyokimya (SAY)(1 kadro)(Lisans mezuniyeti: Biyoteknoloji, biyomühendislik, biyokimya, biyoloji, kimya, eczacılık, diş hekimliği, veterinerlik, tıp)
(eğitim görebileceği ülkeler: ABD/ALMANYA/İNGİLTERE/JAPONYA)
(http://www.osym.gov.tr/dosya/1-71152/h/tablo-8-yuksekogretim-kurumlari-adina-ogrenim-yapilacak-.pdf)
Sonuç ve Dilekler
Umarız ki bu alımlar önümüzdeki alımların da öncüsü olur. Yurt dışına doktora için gönderilen hekimlerin sayısı artar. Zira güzel bir sistem.
Yararlanılan linkler:
- http://www.osym.gov.tr/belge/1-20451/2013-ylsy-kilavuzu.html
- http://www.osym.gov.tr/dosya/1-71152/h/tablo-8-yuksekogretim-kurumlari-adina-ogrenim-yapilacak-.pdf
- http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/ylsy-nedir.html
- http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/ylsy-basvuru-sartlari-degisti-mulakat-geldi.html
- http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/11/20131108-4.htm
- http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/2013-ylsy-sozlu-sinava-girecek-adaylarin-aciklanmasi.html
- http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/ylsy-2013-sonbahar-mulakata-cagirilacaklar-aciklandi.html
29 Ekim 2013 Salı
ÖYP Ekim 2013 Alımları
Merhaba sevgili okurlar.10 Ekim tarihinden beridir ÖYP'nin bu seneki 2. alımları devam etmekte. Daha önceden de beklediğimiz gibi alımlar ekim ayında gerçekleşti. Yaklaşık 1200 kadro var.
Biz tıp doktorlarını ilgilendiren tarafı ise bu alımlarda tıp fakültesi kadrosu olmaması. Veterinerlik ve hemşirelik olarak sağlık kadroları olsa da tıp kadrosu yok.
Bu alımı da böyle atlattık. 1300 civarı ilk alımdan, 1200 civarı da bu alımdan asistan alındığına göre Aralık alımlarında 1500 kadar asistan alımı olacak. İlk 2 alımda 1 kadro hariç tıp fakültesi kadrosu olmadığı için kadrolarımız son alımlara kalmış oluyor. Beklentimiz kadroların artık Aralıkta açılması.
Aralığa kadar ALES puanınızı ve gerekli belgelerinizi hazırlamanızı tavsiye ediyor, bekleme açısından sabırlar diliyorum.
İyi günler dilerim.
25 Eylül 2013 Çarşamba
Doktor
Doktor nedir? Niye böyle bir yazıya gerek vardı? Önemli ve sorulması gereken sorular bunlar. Ülkemizde hem halkın hem de hekimlerin şu tek kelime hakkındaki bilgisi çok sınırlı. İşte bu yazıdaki amaç, bu tek kelime hakkındaki bilgileri sıralamak, hekimlerin yani tıp doktorlarının bu konuda bilgisini arttırmak ve halkı bilinçlendirmek.
Ülkemizde doktor deyince akla hemen tıp doktorları (MD, yani medical doctor) gelir. Oysa ki, tıp doktorlarından başka bir de diğer bölümlerde doktora yapmışlara verilen "bilim veya felsefe doktoru" unvanlı bilim veya felsefe doktorları (PhD, yani doctor of philosophy) vardır. Yabancı ülkelerde tıp doktorlarının isimlerinin yanına MD, bilim doktorlarının isimlerinin yanına PhD unvanları geldiği ve halk bu konuda bilinçli olduğu için çok sıkıntı yaşanmaz. Bizde ise halk bilinçsiz olduğu ve bilim/tıp doktoru ayırt etmeksizin herkesin yanına Dr. unvanı geldiği için bir karışıklık olur. Mühendislik fakültesi gibi alakasız bir fakülteye çocuğunu muayene ettirmek için gidenleri biliyoruz. Sonuçta halkın gözünde hepsi Dr. hepsi Prof. Dr. Lakin her sakallı dede olmadığı gibi her Dr. unvanı olan da tıp doktoru değildir.
Doktor Kavramı
Doktor (doctor) kelimesi Latince'de "öğretmek" manasına gelen "doct" kelimesinden türemiştir. "-or" ise "disiplin" anlamı katmaktadır. Son tahlilde Latince'de doktor, "öğretmen, hoca, öğreten kişi" manasında kullanılmaktadır. "Üniversitede öğretmenlik yapabilme ruhsatı" manasındaki "doktora (doctorate)" da, "öğreti" manasındaki "doktrin (doctrin)" de "doktor" ile aynı kökten gelmektedir.
"Tıp doktoru", tıp konusunda bilgili ve bildiğini öğretebilen kişi manasına gelmektedir o zaman. Asırlardan beridir tıp doktorlarına duyulan saygının nedenlerinden birisi de bu olsa gerek: Belirli bir konuda herkesten daha bilgili olması ve bu bilgisini halka öğretmesi. Halkımızın ortalama eğitim düzeyi ilkokul 5 seviyesinde iken bizler 6 sene tıp fakültesi okuyup yüksek lisans düzeyinde tıp fakültelerinden mezun olmaktayız. Anadolu'nun birçok yerinde, hatta büyük şehirlerde hala tıp doktorlarına/hekimlere "hocam" diye hitap edilmektedir. Aslında bazen cahil diye nitelediğimiz halk "doktor" kelimesinin manasını biz tıp doktorlardan daha iyi bilmektedir.
Hekim Kavramı
İşin aslına bakarsak eğer; tıp doktorluğu akademik bir unvandır. Sahada çalışan, hasta bakan tıp doktorları hekim (physician) olarak adlandırılır. Birçok yabancı ülkede tıp doktorları mezun olduktan sonra hemen sahada hizmet veremez. Önce 1 ya da 2 sene bir hekimin yanında staj yapmaları gerekir. Bizde ise tıp doktoru unvanını alanı mecburi olarak ertesi hafta göreve başlattığımız için yabancı ülkelerdeki kadar keskin bir ayrım yoktur. Tıp fakültesinden çıkan herkes ertesi gün hekimlik yapabilir.
Kavram olarak bakarsak hekim; tıp bilgisini hastanın yararı için kullanan hikmetli kimsedir. Yabancı dildeki karşılığı "physician" ise Latince'de "doğa bilimleri" manasından gelen "physica" kelimesinden türemiş "iyileştirici, tıp uygulamacısı" manasında bir kelimedir. Fizik, fizik tedavi ve fizyoloji de bu kavramdan türemiştir.
İşin ve Sözün Özü
O zaman biz tıp doktorları halkın saygısını kazanan yönümüz olan bilgimizi, kültürümüzü ve öğretmen tarafımızı tekrar ön plana çıkartmalıyız. Karşımızdaki insanlara göre seviyemizi ayarlayarak, hastalarımızın iyiliğini ve çıkarını düşünerek en iyi sağlık hizmetini vermeliyiz. Hekim olmanın gerektirdiği "hikmet"i tekrardan kazanmalıyız. Hekimlik; felsefi ve düşünsel yönü ve geçmişi en kuvvetli mesleklerden birisidir. O zaman felsefeye ve düşünmeye önem vermeliyiz. Bunu kazanmak için tıp tarihini iyi tetkik etmeli, etik mevzulara ehemmiyet vermeliyiz. Kimsenin hak ettiği parayı kazanmasına itiraz etmiyorum ama mesleğimizi de ticari kaygılara kurban etmemeliyiz. Hastanın iyiliği için çalışan tarafımızı ve hekimlik nosyonumuzu korumalıyız.
Ülkemizde doktor deyince akla hemen tıp doktorları (MD, yani medical doctor) gelir. Oysa ki, tıp doktorlarından başka bir de diğer bölümlerde doktora yapmışlara verilen "bilim veya felsefe doktoru" unvanlı bilim veya felsefe doktorları (PhD, yani doctor of philosophy) vardır. Yabancı ülkelerde tıp doktorlarının isimlerinin yanına MD, bilim doktorlarının isimlerinin yanına PhD unvanları geldiği ve halk bu konuda bilinçli olduğu için çok sıkıntı yaşanmaz. Bizde ise halk bilinçsiz olduğu ve bilim/tıp doktoru ayırt etmeksizin herkesin yanına Dr. unvanı geldiği için bir karışıklık olur. Mühendislik fakültesi gibi alakasız bir fakülteye çocuğunu muayene ettirmek için gidenleri biliyoruz. Sonuçta halkın gözünde hepsi Dr. hepsi Prof. Dr. Lakin her sakallı dede olmadığı gibi her Dr. unvanı olan da tıp doktoru değildir.
Doktor Kavramı
Doktor (doctor) kelimesi Latince'de "öğretmek" manasına gelen "doct" kelimesinden türemiştir. "-or" ise "disiplin" anlamı katmaktadır. Son tahlilde Latince'de doktor, "öğretmen, hoca, öğreten kişi" manasında kullanılmaktadır. "Üniversitede öğretmenlik yapabilme ruhsatı" manasındaki "doktora (doctorate)" da, "öğreti" manasındaki "doktrin (doctrin)" de "doktor" ile aynı kökten gelmektedir.
"Tıp doktoru", tıp konusunda bilgili ve bildiğini öğretebilen kişi manasına gelmektedir o zaman. Asırlardan beridir tıp doktorlarına duyulan saygının nedenlerinden birisi de bu olsa gerek: Belirli bir konuda herkesten daha bilgili olması ve bu bilgisini halka öğretmesi. Halkımızın ortalama eğitim düzeyi ilkokul 5 seviyesinde iken bizler 6 sene tıp fakültesi okuyup yüksek lisans düzeyinde tıp fakültelerinden mezun olmaktayız. Anadolu'nun birçok yerinde, hatta büyük şehirlerde hala tıp doktorlarına/hekimlere "hocam" diye hitap edilmektedir. Aslında bazen cahil diye nitelediğimiz halk "doktor" kelimesinin manasını biz tıp doktorlardan daha iyi bilmektedir.
Hekim Kavramı
İşin aslına bakarsak eğer; tıp doktorluğu akademik bir unvandır. Sahada çalışan, hasta bakan tıp doktorları hekim (physician) olarak adlandırılır. Birçok yabancı ülkede tıp doktorları mezun olduktan sonra hemen sahada hizmet veremez. Önce 1 ya da 2 sene bir hekimin yanında staj yapmaları gerekir. Bizde ise tıp doktoru unvanını alanı mecburi olarak ertesi hafta göreve başlattığımız için yabancı ülkelerdeki kadar keskin bir ayrım yoktur. Tıp fakültesinden çıkan herkes ertesi gün hekimlik yapabilir.
Kavram olarak bakarsak hekim; tıp bilgisini hastanın yararı için kullanan hikmetli kimsedir. Yabancı dildeki karşılığı "physician" ise Latince'de "doğa bilimleri" manasından gelen "physica" kelimesinden türemiş "iyileştirici, tıp uygulamacısı" manasında bir kelimedir. Fizik, fizik tedavi ve fizyoloji de bu kavramdan türemiştir.
İşin ve Sözün Özü
O zaman biz tıp doktorları halkın saygısını kazanan yönümüz olan bilgimizi, kültürümüzü ve öğretmen tarafımızı tekrar ön plana çıkartmalıyız. Karşımızdaki insanlara göre seviyemizi ayarlayarak, hastalarımızın iyiliğini ve çıkarını düşünerek en iyi sağlık hizmetini vermeliyiz. Hekim olmanın gerektirdiği "hikmet"i tekrardan kazanmalıyız. Hekimlik; felsefi ve düşünsel yönü ve geçmişi en kuvvetli mesleklerden birisidir. O zaman felsefeye ve düşünmeye önem vermeliyiz. Bunu kazanmak için tıp tarihini iyi tetkik etmeli, etik mevzulara ehemmiyet vermeliyiz. Kimsenin hak ettiği parayı kazanmasına itiraz etmiyorum ama mesleğimizi de ticari kaygılara kurban etmemeliyiz. Hastanın iyiliği için çalışan tarafımızı ve hekimlik nosyonumuzu korumalıyız.
![]() |
| Luke Fildes - The Doctor |
Luke Fildes'e ait olan "The Doctor" tablosu mesleğimizle alakalı birçok yerde geçer, kullanılır. Özelliklerinden sabaha karşı olduğunu, günün yeni aydınlandığını anladığımız bir odada doktor, geceden beri hastasının başında tüm dikkati ve ilgisiyle hastasını düşünmektedir. O zamanın tanı ve tedavi imkanları çok kısıtlıdır ama doktorumuzun ilgisi, alakası tamdır. Bu manzara, ressamı o kadar etkilemiş olacak ki, resmetme ihtiyacı hissetmiş. Bugün ise bu tabloda eksik olan tanı ve tedavi çok gelişmiş durumda ama bu sefer de doktorların hastalarına karşı olan ilgilerini ve alakalarını kaybettik. Bu kadar imkana rağmen ilgisini, alakasını kaybeden doktor karşısında hastalar memnun değiller. Oysa ki resimde, sağ arka tarafta minnettarlıkla, saygıyla, biraz da korkuyla doktoru izleyen hasta yakınını (muhtemelen babası) görürüz. Fazla söze hacet kalmadan, gördüklerimiz de anlatır zaten çoğu şeyi.
Meslek hayatınızda başarılar.
Not: İşin ve sözün özü kısmındaki meselelerle alakalı TED konferanslarından birisi olan Abraham Verghese'e ait "Bir Doktorun Dokunuşu" adlı videoyu izlemenizi öneririm.
Yararlanılan Sözlükler:
- Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük
- Nişanyan Etimolojik Sözlük
- Online Etymology Dictionary
10 Temmuz 2013 Çarşamba
ÖYP Temmuz 2013 Alımları
Bu alımlarda tüm bölümlerde toplamda 1345 kadro açıklandı. Bu kadrolar arasında sadece 1 tanesi tıp doktorlarına yönelik tıp fakültesinin açtığı bir kadro. İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Prevantif ve Onkoloji Anabilim Dalı'nda 1 araştırma görevlisi. Şartı tıp mezunu olmak.
Peki neden böyle oldu? Bu sene diğer senelerden farklı olmak üzere senede 2 alıma değil 3 alıma çıkılacak. Her seneki gibi Temmuz ve Aralık alımlarının yanına Eylül ya da Ekim ayında bir alım daha eklenecek. Büyük ihtimalle de tıp fakültesi kadroları önümüzdeki alımlara kaldı. Belki de böylesi daha iyi oldu. Tıp uzmanlıkla olsun, mecburi hizmetle olsun hayatına başka bir yerde yön vermiş tıp doktorları çıktığı zaman belki de daha efektif bir tercih dönemi olacak.
Bu senenin başında sözünü aldığımız 4000 kadronun yaklaşık 2700'ü diğer alımlara kaldı. Bu kadroların içinde geçen seneki gibi yine birçok tıp kadrosu açılacak. Ama bu alıma yetişmedi ya da bilerek diğer atamalara alındı. Artık diğer alım dönemlerine görüşmek üzere diyelim.
Herkese iyi günler.
Not: Diğer yandan birçok veterinerlik ve eczacılık kadrosu da var. Onları ayrıntılı olarak incelemedim. Bazen bu fakültelerde tıp doktoru alabiliyor ama genelde tıp doktorları sadece tıp fakültesi kadrosu tercih ediyorlar. Araştırmak isteyenler bu kadroları da araştırabilirler.
Tüm kadroları araştırmak ve ÖYP başvuru klavuzunu okumak isteyenler için:
- kadrolar
https://yoksis.yok.gov.tr/oypilansayfa/
- başvuru klavuzu
http://www.akademikpersonel.org/oypklavuz2013.pdf
- diğer konular
http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/441-oyp-2013-basvuru-tarihleri-ve-kadrolari-aciklandi.html
4 Temmuz 2013 Perşembe
Tıpta Temel Bilimler
Tıpta temel bilimler, kabaca, insanın nasıl çalıştığını ve nasıl bozulduğunu inceleyen bilimlerdir. Klinik bilimlerin temelleridir. Bir tıp doktoru hastasının tanısından tedavisine ve korunmasına kadar her basamakta temel bilimlere ihtiyaç duyar.
Bir tıp doktorunu bütüncül düşünmeye sevk eden, hastaya yaklaşımını belirleyen ve hastalara ilaç tavsiye eden eczacı kalfasından, yaşlı teyzeden ve komşu kadından ayıran da yine temel bilimlerdir. Bugün bir eczane kalfası, yaşlı teyze ya da komşu kadın ilaçların etkilerini, nerede kullanıldığını, hatta yan etkisini bilmektedir. İşte biz tıp doktorlarını onlardan ayıran da temel bilimlere hakim oluşumuz, tedaviyi ve istenmeyen etkileri bilimsel kanıtlara göre ayarlamamızdır.
Tıpta temel bilimler başlığının altında birçok başlık vardır. Bunlar:
Biyofizik
Tıbbi Biyoloji
Anatomi
Fizyoloji
Histoloji ve Embriyoloji
Biyokimya
Mikrobiyoloji
Farmakoloji
Deontoloji ve Tıp Tarihi
Genetik
Moleküler Biyoloji
İmmünoloji
Parazitoloji
Halk sağlığı yurt dışında temel bilim olarak kabul edilse de ülkemizde klinik bilim olarak kabul edilmektedir. Yalnız uygulamada hem temel hem de klinik bir bilimdir. 1.ve 3. ya da 4. sınıfta anlatılan halk sağlığı kısmen temel bilim, 6. sınıf yani intörn doktorluk döneminde anlatılan halk sağlığı da klinik bilim olarak adlandırılabilir. Bu yönüyle halk sağlığı tıp eğitiminde müstesna bir yere sahiptir.
Diğer yandan patolojinin de durumu böyledir. Patoloji, ülkemizde aslen cerrahi bir bilimdir. Patoloji, tıp eğitiminin içerisinde insan vücudunun nasıl bozulduğunu anlatması nedeniyle bir yönüyle temel bilimler kapsamına sokulabilir.
Tıpta temel bilimlerin klinik bilimlere temel oluşturduğunu söylemiştim. Madem ki temel bilimlerin amacı klinik bilimlere temel oluşturmak, o zaman biz bu iki disiplini sağlam köprülerle bağlamalıyız. Eğer öğrenci klinik bilimlere geldiğinde temel bilimlerden zerre miktarda bir şeyler hatırlamıyorsa bir yerde yanlış var demektir. Örneğin tıp öğrencisi kardiyolojiye gittiği zaman EKG'nin temel bilgilerini, kan basıncı mekanizmasını fizyolojide öğrenmiş olarak gitmelidir. Nefrolojiye gittiği zaman Renin-Anjiyotensin-Aldosteron (RAA) mekanizmasını çok iyi öğrenmiş olarak gitmelidir. Ortopediye giderken kas iskelet sistemi anatomisini, diğer cerrahilere giderken iç organ anatomisini çok iyi bilmelidir. Bu örnekler öyle çoğaltılabilir ki. Tıp öğrencileri bunları öğrenmiş olarak kliniğe gitmezse önünde birkaç ihtimal vardır: Klinisyenler bir daha temel bilimler anlatmak zorunda kalabilir, öğrenci tekrar bu konulara çalışmak zorunda kalabilir ya da öğrencinin öğrendiği bilgiler çok yüzeysel kalır, yani tam anlamıyla kliniği öğrenmemiş olur. Öğrencinin ya da akademisyenlerin temel bilimlerin üzerinden bir daha geçmek zorunda kalmaları vakit kaybıdır ve acı bir durumdur. Diğer yandan akademisyenin umursamaz olması veya öğrencinin hiçbir şey öğrenememesi ve öğrenmeye isteksiz olması daha da acıdır. Temel bilimleri yarım bilen tıp öğrencisi klinik bilimleri de yarım öğrenecektir. Sonuçta da sahaya abuk hekimler çıkacaktır.
Peki bunun çözümü nedir? Öncelikle tıp fakültesi eğitiminde temel bilimler ile klinik bilimler arasındaki köprüler çok sağlam olmalıdır. Öğrenciye kliniğe yönelik, teorikte boğulmayan, duru temel bilimler bilgisi sunulmalıdır. Diğer türlü kliniğe yaramayan temel bilimlerin tekrar tekrar anlatılması gerekli bilgilerin kaybına yol açacaktır. Kliniğe yönelik temel bilimler verilebilmesi için de bazı yöntemler uygulanmalıdır. Öncelikle tıp öğrencilerine temel bilimler dersleri yine tıp doktoru kökenli hocalar ağırlıkta olacak şekilde verilebilir. Kliniği, patolojiyi bilen hekimler vücudun nasıl çalışıp nasıl bozulduğunu ve bu bilgilerin tıp fakültesinin ilerleyen yıllarında öğrencilerin nasıl işine yarayacağını daha iyi bilecekleri için gerekli kısımları daha vurgulu anlatacaklardır. Diğer yandan tıp fakültesinde temel ve klinik bilimlerdeki öğretim üyelerinin bağı çok sıkı olmalıdır. Yalnızca işin temel bilimler yönünün farkında olan bir klinisyen, işin klinik yönünün farkında olan bir temel bilimci tıp öğrencisine en gerekli bilgiyi kazandırabilir. Bunun için de alakadar bölümdeki akademisyenlerin sıkı ilişki içerisinde olması teşvik edilmeli, kolaylaştırılmalı ve sağlanmalıdır. Ayrıca bugün birçok tıp fakültesinde uygulanan "modüler sistem" dersleri aslında temel ve klinik bilimlerin kaynaşması içindir. Modüler sistemde bir konunun fizyoloji, histoloji, anatomi, biyokimya,... gibi temel bilimler tarafına bakan yönü ile dahiliye, kardiyoloji, genel cerrahi,... gibi klinik bilimler tarafına bakan yönü birleştirilmekte ve multidisipliner bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu modüler sistem dersleri öğrencilere çok faydalı olurken öğretim üyelerine de çok faydalı olmaktadır. İşin temel bilimler tarafını dinleyen klinisyenler, işin klinik tarafını dinleyen temel bilimciler kendi adlarına çok ders çıkartmaktadır. Örneğin anatomide gereksiz oluk ve çentiklerin üzerinde gereksizce duran anatomist, genel cerrahi hocasından duyduğu Mc Burney noktası, Louis açısı gibi kliniğe bakan hatta çekici şekilde göz kırpan bilgilere değinir olacaktır.
Tıpta temel bilimlerde biyologların, diş hekimleri ve veteriner hekimlerin durumuna da değinmek isterim. Tıp fakültesi temel bilimlerinde tıp öğrenciliğini, tıpta klinik bilimleri bilen tıp doktorlarının çoğunlukta olması lazımdır. Diğer yandan multidisipliner yaklaşım açısından anabilim dallarında diş hekimi, veteriner hekim ve biyologların olması da zenginlik katacaktır. Yalnız bazı anabilim dallarında dalı dolduran biyologlar tıp doktorlarına, tıp doktorları biyologlara izin vermemektedirler. Bu iki yaklaşım da, durum da yanlıştır. Tıp doktorları da tıp doktoru haricindekiler de tıpta temel bilimler için bir zenginliktir. Sayı dengesi, klinik bilimlerle olan etkileşim ve ilgilenilen alanlara göre dersler dağıtıldığı sürece en optimal sisteme ulaşılabilir.
Tıpta temel bilimler tıp eğitiminde çok önemli olsa da klinik bilimlerin arkasında kalmaktadır. Teorik bir süreç olup insanların daha yüksek ihtimalle sıkıldıkları dersleri oluşturmaktadır. Temel bilimler hocaları da kliniğe yönelik bilgiler yerine gereksiz ve karışık mekanizmalarla vakit kaybedebilmekteler. Bu açıdan derslerin kliniğe yönelik ve sıkmadan anlatılması çok önemlidir. Bu açıdan derslerin çoğunlukla klinik döneme ve sahaya hakim olan tıp doktorlarınca anlatılması uygundur. Bu açıdan tıp doktorlarının temel bilimci olmaları teşvik edilmelidir. Temel bilimlerdeki tıp doktorlarının dahi sahadan ve güncel tıbbi gelişmelerden uzak kalma ihtimaline karşı sık klinik bilimcilerle etkileşimi sağlanmalıdır. Modüler derslere klinisyen öğretim üyelerinin katılımı sağlanmalıdır. Temel bilimlerde zenginlik açısından tıp doktoru haricindekilerin de anabilim dalında uygun konularla ve uygun pozisyonlarla yer alması sağlanmalıdır.
Temel bilimler döneminde etkili bir öğretim için bütün derslerin ders notları öğrencilerin elinde olmalıdır. Hiçbir şeyden haberi olmayan 1.,2. ve 3. sınıf tıp öğrencilerini kalın kaynak kitaplardan (textbook) sorumlu tutmak ya da nasıl ve neye göre yazıldığı belli olmayan öğrenci notlarına bırakmak yanlıştır. Ayrıca, klinik bilimlere geçen tıp öğrencileri için temel bilimler ders notları her zaman ulaşılabilir olmalıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




