25 Eylül 2013 Çarşamba

Doktor

Doktor nedir? Niye böyle bir yazıya gerek vardı? Önemli ve sorulması gereken sorular bunlar. Ülkemizde hem halkın hem de hekimlerin şu tek kelime hakkındaki bilgisi çok sınırlı. İşte bu yazıdaki amaç, bu tek kelime hakkındaki bilgileri sıralamak, hekimlerin yani tıp doktorlarının bu konuda bilgisini arttırmak ve halkı bilinçlendirmek.

Ülkemizde doktor deyince akla hemen tıp doktorları (MD, yani medical doctor) gelir. Oysa ki, tıp doktorlarından başka bir de diğer bölümlerde doktora yapmışlara verilen "bilim veya felsefe doktoru" unvanlı bilim veya felsefe doktorları (PhD, yani doctor of philosophy) vardır. Yabancı ülkelerde tıp doktorlarının isimlerinin yanına MD, bilim doktorlarının isimlerinin yanına PhD unvanları geldiği ve halk bu konuda bilinçli olduğu için çok sıkıntı yaşanmaz. Bizde ise halk bilinçsiz olduğu ve bilim/tıp doktoru ayırt etmeksizin herkesin yanına Dr. unvanı geldiği için bir karışıklık olur. Mühendislik fakültesi gibi alakasız bir fakülteye çocuğunu muayene ettirmek için gidenleri biliyoruz. Sonuçta halkın gözünde hepsi Dr. hepsi Prof. Dr. Lakin her sakallı dede olmadığı gibi her Dr. unvanı olan da tıp doktoru değildir.

Doktor Kavramı

Doktor (doctor) kelimesi Latince'de "öğretmek" manasına gelen "doct" kelimesinden türemiştir. "-or" ise "disiplin" anlamı katmaktadır. Son tahlilde Latince'de doktor, "öğretmen, hoca, öğreten kişi" manasında kullanılmaktadır. "Üniversitede öğretmenlik yapabilme ruhsatı" manasındaki "doktora (doctorate)" da, "öğreti" manasındaki "doktrin (doctrin)" de "doktor" ile aynı kökten gelmektedir.

"Tıp doktoru", tıp konusunda bilgili ve bildiğini öğretebilen kişi manasına gelmektedir o zaman. Asırlardan beridir tıp doktorlarına duyulan saygının nedenlerinden birisi de bu olsa gerek: Belirli bir konuda herkesten daha bilgili olması ve bu bilgisini halka öğretmesi. Halkımızın ortalama eğitim düzeyi ilkokul 5 seviyesinde iken bizler 6 sene tıp fakültesi okuyup yüksek lisans düzeyinde tıp fakültelerinden mezun olmaktayız. Anadolu'nun birçok yerinde, hatta büyük şehirlerde hala tıp doktorlarına/hekimlere "hocam" diye hitap edilmektedir. Aslında bazen cahil diye nitelediğimiz halk "doktor" kelimesinin manasını biz tıp doktorlardan daha iyi bilmektedir.

Hekim Kavramı

İşin aslına bakarsak eğer; tıp doktorluğu akademik bir unvandır. Sahada çalışan, hasta bakan tıp doktorları hekim (physician) olarak adlandırılır. Birçok yabancı ülkede tıp doktorları mezun olduktan sonra hemen sahada hizmet veremez. Önce 1 ya da 2 sene bir hekimin yanında staj yapmaları gerekir. Bizde ise tıp doktoru unvanını alanı mecburi olarak ertesi hafta göreve başlattığımız için yabancı ülkelerdeki kadar keskin bir ayrım yoktur. Tıp fakültesinden çıkan herkes ertesi gün hekimlik yapabilir.

Kavram olarak bakarsak hekim; tıp bilgisini hastanın yararı için kullanan hikmetli kimsedir. Yabancı dildeki karşılığı "physician" ise Latince'de "doğa bilimleri" manasından gelen "physica" kelimesinden türemiş "iyileştirici, tıp uygulamacısı" manasında bir kelimedir. Fizik, fizik tedavi ve fizyoloji de bu kavramdan türemiştir.

İşin ve Sözün Özü

O zaman biz tıp doktorları halkın saygısını kazanan yönümüz olan bilgimizi, kültürümüzü ve öğretmen tarafımızı tekrar ön plana çıkartmalıyız. Karşımızdaki insanlara göre seviyemizi ayarlayarak, hastalarımızın iyiliğini ve çıkarını düşünerek en iyi sağlık hizmetini vermeliyiz. Hekim olmanın gerektirdiği "hikmet"i tekrardan kazanmalıyız. Hekimlik; felsefi ve düşünsel yönü ve geçmişi en kuvvetli mesleklerden birisidir. O zaman felsefeye ve düşünmeye önem vermeliyiz. Bunu kazanmak için tıp tarihini iyi tetkik etmeli, etik mevzulara ehemmiyet vermeliyiz. Kimsenin hak ettiği parayı kazanmasına itiraz etmiyorum ama mesleğimizi de ticari kaygılara kurban etmemeliyiz. Hastanın iyiliği için çalışan tarafımızı ve hekimlik nosyonumuzu korumalıyız.

Luke Fildes - The Doctor
Luke Fildes'e ait olan "The Doctor" tablosu mesleğimizle alakalı birçok yerde geçer, kullanılır. Özelliklerinden sabaha karşı olduğunu, günün yeni aydınlandığını anladığımız bir odada doktor, geceden beri hastasının başında tüm dikkati ve ilgisiyle hastasını düşünmektedir. O zamanın tanı ve tedavi imkanları çok kısıtlıdır ama doktorumuzun ilgisi, alakası tamdır. Bu manzara, ressamı o kadar etkilemiş olacak ki, resmetme ihtiyacı hissetmiş. Bugün ise bu tabloda eksik olan tanı ve tedavi çok gelişmiş durumda ama bu sefer de doktorların hastalarına karşı olan ilgilerini ve alakalarını kaybettik. Bu kadar imkana rağmen ilgisini, alakasını kaybeden doktor karşısında hastalar memnun değiller. Oysa ki resimde, sağ arka tarafta minnettarlıkla, saygıyla, biraz da korkuyla doktoru izleyen hasta yakınını (muhtemelen babası) görürüz. Fazla söze hacet kalmadan, gördüklerimiz de anlatır zaten çoğu şeyi.

Meslek hayatınızda başarılar.

Not: İşin ve sözün özü kısmındaki meselelerle alakalı TED konferanslarından birisi olan Abraham Verghese'e ait "Bir Doktorun Dokunuşu" adlı videoyu izlemenizi öneririm.

Yararlanılan Sözlükler:
- Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük
- Nişanyan Etimolojik Sözlük
- Online Etymology Dictionary

10 Temmuz 2013 Çarşamba

ÖYP Temmuz 2013 Alımları

Nihayet 2013 yılı için ÖYP alım dönemine girdik. Heyecanlı bir bekleyişin ardından kadrolar açıklandı. Tıp doktorları için haberler var ama iyi mi kötü mü  olduğuna siz karar vereceksiniz.

Bu alımlarda tüm bölümlerde toplamda 1345 kadro açıklandı. Bu kadrolar arasında sadece 1 tanesi tıp doktorlarına yönelik tıp fakültesinin açtığı bir kadro. İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Prevantif ve Onkoloji Anabilim Dalı'nda 1 araştırma görevlisi. Şartı tıp mezunu olmak.

Peki neden böyle oldu? Bu sene diğer senelerden farklı olmak üzere senede 2 alıma değil 3 alıma çıkılacak. Her seneki gibi Temmuz ve Aralık alımlarının yanına Eylül ya da Ekim ayında bir alım daha eklenecek. Büyük ihtimalle de tıp fakültesi kadroları önümüzdeki alımlara kaldı. Belki de böylesi daha iyi oldu. Tıp uzmanlıkla olsun, mecburi hizmetle olsun hayatına başka bir yerde yön vermiş tıp doktorları çıktığı zaman belki de daha efektif bir tercih dönemi olacak.

Bu senenin başında sözünü aldığımız 4000 kadronun yaklaşık 2700'ü diğer alımlara kaldı. Bu kadroların içinde geçen seneki gibi yine birçok tıp kadrosu açılacak. Ama bu alıma yetişmedi ya da bilerek diğer atamalara alındı. Artık diğer alım dönemlerine görüşmek üzere diyelim.

Herkese iyi günler.

Not: Diğer yandan birçok veterinerlik ve eczacılık kadrosu da var. Onları ayrıntılı olarak incelemedim. Bazen bu fakültelerde tıp doktoru alabiliyor ama genelde tıp doktorları sadece tıp fakültesi kadrosu tercih ediyorlar. Araştırmak isteyenler bu kadroları da araştırabilirler.

Tüm kadroları araştırmak ve ÖYP başvuru klavuzunu okumak isteyenler için:
- kadrolar
https://yoksis.yok.gov.tr/oypilansayfa/
- başvuru klavuzu
http://www.akademikpersonel.org/oypklavuz2013.pdf
- diğer konular
http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/441-oyp-2013-basvuru-tarihleri-ve-kadrolari-aciklandi.html

4 Temmuz 2013 Perşembe

Tıpta Temel Bilimler


Tıpta temel bilimler, kabaca, insanın nasıl çalıştığını ve nasıl bozulduğunu inceleyen bilimlerdir. Klinik bilimlerin temelleridir. Bir tıp doktoru hastasının tanısından tedavisine ve korunmasına kadar her basamakta temel bilimlere ihtiyaç duyar.

Bir tıp doktorunu bütüncül düşünmeye sevk eden, hastaya yaklaşımını belirleyen ve hastalara ilaç tavsiye eden eczacı kalfasından, yaşlı teyzeden ve komşu kadından ayıran da yine temel bilimlerdir. Bugün bir eczane kalfası, yaşlı teyze ya da komşu kadın ilaçların etkilerini, nerede kullanıldığını, hatta yan etkisini bilmektedir. İşte biz tıp doktorlarını onlardan ayıran da temel bilimlere hakim oluşumuz, tedaviyi ve istenmeyen etkileri bilimsel kanıtlara göre ayarlamamızdır.


Tıpta temel bilimler başlığının altında birçok başlık vardır. Bunlar:

Biyofizik
Tıbbi Biyoloji
Anatomi
Fizyoloji
Histoloji ve Embriyoloji
Biyokimya
Mikrobiyoloji
Farmakoloji
Deontoloji ve Tıp Tarihi
Genetik
Moleküler Biyoloji
İmmünoloji
Parazitoloji

Halk sağlığı yurt dışında temel bilim olarak kabul edilse de ülkemizde klinik bilim olarak kabul edilmektedir. Yalnız uygulamada hem temel hem de klinik bir bilimdir. 1.ve 3. ya da 4. sınıfta anlatılan halk sağlığı kısmen temel bilim, 6. sınıf yani intörn doktorluk döneminde anlatılan halk sağlığı da klinik bilim olarak adlandırılabilir. Bu yönüyle halk sağlığı tıp eğitiminde müstesna bir yere sahiptir.


Diğer yandan patolojinin de durumu böyledir. Patoloji, ülkemizde aslen cerrahi bir bilimdir. Patoloji, tıp eğitiminin içerisinde insan vücudunun nasıl bozulduğunu anlatması nedeniyle bir yönüyle temel bilimler kapsamına sokulabilir.


Tıpta temel bilimlerin klinik bilimlere temel oluşturduğunu söylemiştim. Madem ki temel bilimlerin amacı klinik bilimlere temel oluşturmak, o zaman biz bu iki disiplini sağlam köprülerle bağlamalıyız. Eğer öğrenci klinik bilimlere geldiğinde temel bilimlerden zerre miktarda bir şeyler hatırlamıyorsa bir yerde yanlış var demektir. Örneğin tıp öğrencisi kardiyolojiye gittiği zaman EKG'nin temel bilgilerini, kan basıncı mekanizmasını fizyolojide öğrenmiş olarak gitmelidir. Nefrolojiye gittiği zaman Renin-Anjiyotensin-Aldosteron (RAA) mekanizmasını çok iyi öğrenmiş olarak gitmelidir. Ortopediye giderken kas iskelet sistemi anatomisini, diğer cerrahilere giderken iç organ anatomisini çok iyi bilmelidir. Bu örnekler öyle çoğaltılabilir ki. Tıp öğrencileri bunları öğrenmiş olarak kliniğe gitmezse önünde birkaç ihtimal vardır: Klinisyenler bir daha temel bilimler anlatmak zorunda kalabilir, öğrenci tekrar bu konulara çalışmak zorunda kalabilir ya da öğrencinin öğrendiği bilgiler çok yüzeysel kalır, yani tam anlamıyla kliniği öğrenmemiş olur. Öğrencinin ya da akademisyenlerin temel bilimlerin üzerinden bir daha geçmek zorunda kalmaları vakit kaybıdır ve acı bir durumdur. Diğer yandan akademisyenin umursamaz olması veya öğrencinin hiçbir şey öğrenememesi ve öğrenmeye isteksiz olması daha da acıdır. Temel bilimleri yarım bilen tıp öğrencisi klinik bilimleri de yarım öğrenecektir. Sonuçta da sahaya abuk hekimler çıkacaktır.


Peki bunun çözümü nedir? Öncelikle tıp fakültesi eğitiminde temel bilimler ile klinik bilimler arasındaki köprüler çok sağlam olmalıdır. Öğrenciye kliniğe yönelik, teorikte boğulmayan, duru temel bilimler bilgisi sunulmalıdır. Diğer türlü kliniğe yaramayan temel bilimlerin tekrar tekrar anlatılması gerekli bilgilerin kaybına yol açacaktır. Kliniğe yönelik temel bilimler verilebilmesi için de bazı yöntemler uygulanmalıdır. Öncelikle tıp öğrencilerine temel bilimler dersleri yine tıp doktoru kökenli hocalar ağırlıkta olacak şekilde verilebilir. Kliniği, patolojiyi bilen hekimler vücudun nasıl çalışıp nasıl bozulduğunu ve bu bilgilerin tıp fakültesinin ilerleyen yıllarında öğrencilerin nasıl işine yarayacağını daha iyi bilecekleri için gerekli kısımları daha vurgulu anlatacaklardır. Diğer yandan tıp fakültesinde temel ve klinik bilimlerdeki öğretim üyelerinin bağı çok sıkı olmalıdır. Yalnızca işin temel bilimler yönünün farkında olan bir klinisyen, işin klinik yönünün farkında olan bir temel bilimci tıp öğrencisine en gerekli bilgiyi kazandırabilir. Bunun için de alakadar bölümdeki akademisyenlerin sıkı ilişki içerisinde olması teşvik edilmeli, kolaylaştırılmalı ve sağlanmalıdır. Ayrıca bugün birçok tıp fakültesinde uygulanan "modüler sistem" dersleri aslında temel ve klinik bilimlerin kaynaşması içindir. Modüler sistemde bir konunun fizyoloji, histoloji, anatomi, biyokimya,... gibi temel bilimler tarafına bakan yönü ile dahiliye, kardiyoloji, genel cerrahi,... gibi klinik bilimler tarafına bakan yönü birleştirilmekte ve multidisipliner bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu modüler sistem dersleri öğrencilere çok faydalı olurken öğretim üyelerine de çok faydalı olmaktadır. İşin temel bilimler tarafını dinleyen klinisyenler, işin klinik tarafını dinleyen temel bilimciler kendi adlarına çok ders çıkartmaktadır. Örneğin anatomide gereksiz oluk ve çentiklerin üzerinde gereksizce duran anatomist, genel cerrahi hocasından duyduğu Mc Burney noktası, Louis açısı gibi kliniğe bakan hatta çekici şekilde göz kırpan bilgilere değinir olacaktır.


Tıpta temel bilimlerde biyologların, diş hekimleri ve veteriner hekimlerin durumuna da değinmek isterim. Tıp fakültesi temel bilimlerinde tıp öğrenciliğini, tıpta klinik bilimleri bilen tıp doktorlarının çoğunlukta olması lazımdır. Diğer yandan multidisipliner yaklaşım açısından anabilim dallarında diş hekimi, veteriner hekim ve biyologların olması da zenginlik katacaktır. Yalnız bazı anabilim dallarında dalı dolduran biyologlar tıp doktorlarına, tıp doktorları biyologlara izin vermemektedirler. Bu iki yaklaşım da, durum da yanlıştır. Tıp doktorları da tıp doktoru haricindekiler de tıpta temel bilimler için bir zenginliktir. Sayı dengesi, klinik bilimlerle olan etkileşim ve ilgilenilen alanlara göre dersler dağıtıldığı sürece en optimal sisteme ulaşılabilir.


Tıpta temel bilimler tıp eğitiminde çok önemli olsa da klinik bilimlerin arkasında kalmaktadır. Teorik bir süreç olup insanların daha yüksek ihtimalle sıkıldıkları dersleri oluşturmaktadır. Temel bilimler hocaları da kliniğe yönelik bilgiler yerine gereksiz ve karışık mekanizmalarla vakit kaybedebilmekteler. Bu açıdan derslerin kliniğe yönelik ve sıkmadan anlatılması çok önemlidir. Bu açıdan derslerin çoğunlukla klinik döneme ve sahaya hakim olan tıp doktorlarınca anlatılması uygundur. Bu açıdan tıp doktorlarının temel bilimci olmaları teşvik edilmelidir. Temel bilimlerdeki tıp doktorlarının dahi sahadan ve güncel tıbbi gelişmelerden uzak kalma ihtimaline karşı sık klinik bilimcilerle etkileşimi sağlanmalıdır. Modüler derslere klinisyen öğretim üyelerinin katılımı sağlanmalıdır. Temel bilimlerde zenginlik açısından tıp doktoru haricindekilerin de anabilim dalında uygun konularla ve uygun pozisyonlarla yer alması sağlanmalıdır.


Temel bilimler döneminde etkili bir öğretim için bütün derslerin ders notları öğrencilerin elinde olmalıdır. Hiçbir şeyden haberi olmayan 1.,2. ve 3. sınıf tıp öğrencilerini kalın kaynak kitaplardan (textbook) sorumlu tutmak ya da nasıl ve neye göre yazıldığı belli olmayan öğrenci notlarına bırakmak yanlıştır. Ayrıca, klinik bilimlere geçen tıp öğrencileri için temel bilimler ders notları her zaman ulaşılabilir olmalıdır.


1 Mayıs 2013 Çarşamba

Hacettepe Tıp Fakültesi MD-PhD Eğitim Programı


İnovatif yapısıyla bilinen Hacettepe Tıp Fakültesi tarafından, 2003-2004 akademik yılından başlayarak günümüze kadar süren entegre bir programdır. Program, başarılı tıp öğrencilerine tıp doktorluğunun yanında seçtikleri dalda bilim doktorluğunu (PhD) da kazandırmayı, bu yolla da kalifiye bilim insanları yetiştirmeyi amaçlamaktadır.
MD-PhD Eğitim Koordinatörlüğü tarafından yürütülen program; Hacettepe Tıp Fakültesi 2. sınıf Türkçe ve İngilizce bölümü öğrencilerine tanıtılmakta, başvurular alınıp değerlendirilmektedir. Başvuru koşulları ve başvuruların değerlendirilmesi:
MADDE 9 – (1) Tıp bilim doktoru bütünleşik programına aşağıdaki koşulları sağlayan, Fakültenin dönem II öğrencileri başvurabilir:
a) Öğrenci Yerleştirme Sınavında (ÖYS) ilk %1’lik dilim içinde yer almış olması,
b) Fakültenin hazırlık yabancı dil baraj sınavında 75 ve üzeri puan alması ya da hazırlık sınıfını 75 ve üzeri ortalama ile bitirmiş olması,
c) Dönem not ortalamalarının en az B1 olması.
MADDE 10 – (1) Programa öğrenci kabulü, dönem notları ortalaması, ÖYS giriş puanı ve mülakat sonuçlarına göre yapılır. Mülakat ve değerlendirme ile ilgili işlemler Eğitim Koordinatörlüğü tarafından yürütülür.
(2) Öğrenci seçimi her yıl dönem II’nin son ders kurulu sırasında yapılır. Öğrencilerin başarı değerlendirmesinde ve sıralamada dönem I ve II’deki dönem notları ortalaması esas alınır.
(3) Eğitim Koordinatörlüğü, başvuru koşullarını sağlayan öğrenciler içinden, o yıl için tespit edilen kontenjan kadar öğrenciyi bir değerlendirme mülakatı yaparak belirler. Mülakatta öğrencinin önceki başarıları, yaşam hedefleri ve bilim insanı olmak için gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadığı hususları öncelikli olarak değerlendirilir. Mülakatta kazanan öğrenci sayısı açılan kontenjandan daha az olabilir.
Başvurular değerlendirilip şartlara uygun olan adaylar belirlendikten sonra mülakat yapılmakta ve son olarak öğrencilerin kabul edilip edilmediği gelecek akademik yılda açıklanmaktadır. Tıp Bilim Doktoru Bütünleşik programına kabul edilen öğrenciler Tıp Fakültesi programına kayıtları dışında her yarıyıl Sağlık Bilimleri Enstitüsüne (SBE) de kayıt yaptırırlar. Kayıtlar SBE tarafından ilan edilen akademik takvime göre yapılır.
Öğrencilerin bilim doktorasına başvurabilecekleri alanlar:
  • Biyokimya
  • Farmakoloji
  • Biyofizik
  • Tıbbi Biyoloji
  • Temel Nörolojik Bilimler
  • Tümör Biyolojisi ve İmmünolojisi
  • Mikrobiyoloji
  • Histoloji-Embriyoloji
  • Epidemiyoloji
Programın ilk iki yılı (Tıp Fakültesi Dönem III ve IV) doktora programının çekirdek öncesi genel yönelim derslerinin alındığı dönemdir. Öğrenciler bu dönemde her sömestr genel yönelim derslerinden birisini danışmanlarının ve dersi açan öğretim üyelerinin onayı ile kredili olarak alırlar. Programın ilk iki yılını başarıyla tamamlayan öğrenciler, üçüncü yıl doktora yapmak istedikleri çekirdek programlara (çekirdek program: Tıp bilim doktoru bütünleşik programına kabul edilen öğrencinin tıp eğitiminde dönem IV’ü başarıyla tamamlamasından sonra Enstitüye tam zamanlı olarak kaydını yaptırdığı tarihten itibaren tez hazırlama dönemini de kapsayan sekiz yarıyıl süreli doktora programını, başvuruda bulunarak kabul edildikleri  programlara denir) tam zamanlı öğrenci statüsünde başlarlar. Yalnız öğrencilerin çekirdek programlara geçmeden önce, yabancı dil barajını geçmeleri gerekir. Girilecek sınavlar ve alınması gerekli puanlar Senato tarafından doktora programları için belirlenen sınavlar ve puanlarla aynıdır.
Her öğrencinin belirlenmiş danışman hocası vardır. Ders alma, tez gibi akademik konuları danışman hocası ile görüşür. Kabul edilen öğrenciler III. sınıfta tıp fakültesi eğitim programını hem de çekirdek doktora programı ders döneminin I. ve II. yarıyılını alırlar. IV. ve V. sınıfta öğrenciler tıp fakültesi programından izinlidirler. Bu süre içerisinde doktora programı ders dönemini bitirir ve yeterlilik sınavına girerler. Yeterlilik sınavını verenler için tez izleme komitesi kurulur ve tez önerileri değerlendirilir. Resmi tez konusunun belirlenmesinden sonra öğrenci tez çalışmalarına başlar. VI. sınıfta öğrenciler; internlük, tezin tamamlanması, tıp doktoru unvanı ile mezuniyet ve tez savunma sınavı ve PhD unvanının alınması basamaklarını geçerler.
Düşünce, bilim, Dünya ile uyum açısından çok iyi düşünülmüş bir programdır. Tıbbın erken dönemlerinde bilime sevdalı tıp doktorları yetiştirilmesine büyük katkısı olacaktır. Ayrıca genç yaşta hem bilim hem de tıp doktorluğu unvanlarını bünyesinde toplayan genç araştırmacılar, daha uzun ve daha verimli şekilde bilime hizmet edeceklerdir. Dünya’da yaygın olarak bulunan bu programın, Türkiye’de sadece Hacettepe Tıp Fakültesi’nde bulunmaktadır. Diğer köklü tıp fakültelerinde de uygulanması hem tıp doktorlarına temel bilimlerin sevdirilmesi, hem artan üniversitelerle beraber özellikle temel bilimler anabilim dallarına kalifiye öğretim üyeleri kazandırılması açısından ülkemizin yararına olacaktır.
Kaynaklar:
http://www.mdphd.hacettepe.edu.tr/index.shtml
http://www.tip.hacettepe.edu.tr/egitim/mdphd.php
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2008/03/20080319-8.htm
http://www.mdphd.hacettepe.edu.tr/YonetmelikMSTPNis2012.htm

9 Nisan 2013 Salı

IELTS (International Examination Language Testing System)

IELTS, İngiltere menşeli, dünya tarafından kabul edilen bir İngilizce seviye belirleme sınavıdır. 1989 yılında başlatılan sınav Cambridge Üniversitesi, British Council ve IDP Eğitim Ltd. tarafından düzenlenmektedir.

Bugün IELTS yüksek öğretim ve göçmenlik için dünyanın en popüler sınavıdır. 2009 yılında 130 ülkede, 500 sınav merkezinde, 1.4 milyon kişi bu sınava başvurmuştur. İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya, İrlanda, Güney Afrika ve Kanada'daki eğitim kurumlarının tamamında ve Amerikan üniversitelerinin birçoğunda tanınmaktadır. Ayrıca sınav Kanada, İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda'ya göçmenlik başvurusu yapanlar için zorunludur.

Türkiye açısından bakacak olursak, birkaç sene önceki ÖSYM'nin dil eşdeğerlikleri düzenlemesiyle birlikte sınav Türkiye'de popülerleşmeye başlamıştır. 2 Ocak'ta yayınlanan dil eşdeğerliklerinde IELTS üzerinden 3.0 ve 3.5'in de eşdeğerliği tanımlanmıştır. Daha önceleri sadece yurt dışına gitmek isteyenlerin girdiği sınav, bugün maaş tazminatı ve yurt içi akademik dil gereksinimleri için de sık kullanılır hale gelmiştir. Bunda ÖSYM'nin IELTS için avantajlı eşdeğerlik katsayısı vermesinin rolü büyüktür. Lakin 23 Temmuz 2013 tarihinde yapılan son eşdeğerlik düzenlemesiyle IELTS eşdeğerlikleri daha avantajsız bir hale çekilmiştir. Aşağıda önceki ve sonraki değerler vardır.

ÖSYM IELTS Dil Eşdeğerlikleri Nisan 2013

ÖSYM IELTS Dil Eşdeğerliği Temmuz 2013

ÜDS ve KPDS'nin kaldırılıp yerine YDS'nin gelmesi, eski iki ve yeni sınavın da giderek saçmalaşması ve zorlaşması, gelecekte ülkemizin yapacağı dil sınavının belirsizliği ülkemiz insanlarını yeni bir sınav arayışına itmiştir. Bu nokta da IELTS imdadımıza yetişmektedir. IELTS kişilerin dil seviyesini eksiksiz şekilde ölçmektedir. İngilizcedeki dört beceri üzerine biraz temeli olan bir insan bir ay içerisinde rahatça 5.5-6.0 düzeyine çıkabilir. 6.5 ve üzeri notlar ise çıkılması daha zor notlardır. İhtiyaca baktığımızda ise birçok yurt dışı üniversite 6.5 ve üzeri bir not istemektedir. Yurt içinde ise üniversiteler ve bazı devlet kurumlarının dil gerekliliği YDS üzerinden en fazla 65-70 düzeyindedir. Bu da IETLS'te 5.5-6.0 bandına denk gelmektedir.

Sınavın akademik ve genel olmak üzere iki çeşidi vardır. Genel olarak göçmenlik başvurusu için genel modül kullanılırken, akademik amaçlar için akademik modül kullanılır. Türkiye için ise üniversitenin şartlarında "akademik" diye özellikle belirtilmediği sürece iki sınav da geçerlidir. Ayrıca ÖSYM'nin verdiği yabancı dil eşdeğerliklerinde IELTS kısmında herhangi bir şey belirtilmediği için iki türün de geçerliliği vardır.

Sınav Yerleri, Tarihleri ve Başvuru

IELTS, Türkiye'de British Council tarafından düzenlenmektedir. Sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Adana illerinde yapılmaktadır. Her ayda totalde 7-8 kadar sınav olmaktadır.
Türkiye 2013 sınav takvimi için:
http://www.britishcouncil.org/tr/turkey-learning-exams-ielts-exam-dates.htm

Başvuru için British Council'in sitesinde verilen İş Bankası hesabına 375 lira yatırmanız gerekmektedir. Sonrasında ise online başvuru yapıyorsunuz. Ücret bu nisan ayında 375 lira oldu. 2013 mart ve öncesinde 345 liraydı.

Online kayıt sonrası sitede pdf formatında indireceğiniz belgeleri doldurup bir tane de fotoğraf ile beraber sınav günü yanınızda götürmeniz gerekiyor. Banka dekontuna gerek yok.

Şu önemli ki, sınava girerken sizden 2 tane kimlik istiyorlar. Pasaport da sayılıyor. Kimlik, ehliyet ya da pasaporttan iki tanesi olabilir. Ya da ehliyet ve pasaportunuz yoksa kimliğin yanına kurum ya da üniversite kimliklerinizi de kabul ediyorlar.

Sınavla alakalı daha geniş ve güncel bilgi için lütfen British Council'in sitesine gidiniz:
http://www.britishcouncil.org/tr/turkey-learning-exams-ielts-home.htm

Sınavın Geçerliliği

Genel olarak uluslararası geçerlilik 2 senedir. Yalnız başvuracağınız kurum ya da üniversite daha uzun geçerlilik süreleri belirleyebilir.

TUS açısından da geçerlilik 2 senedir.

Sınava Hazırlanma

Hazırlık açısından yapılabilecek birçok şey vardır. Öncelikle genel ingilizce seviyeniz düşükse yükseltmelisiniz. Yüksek ingilizce düzeyi yüksek puan demektir.

TOEFL gibi birçok IELTS kursları da vardır.

Kaynak olarak özellikle Cambridge'in olmak üzere piyasa da birçok kitap vardır. Sınavı hazırlayan da Cambridge olduğu için Cambridge'in kaynaklarını tercih etmek mantıklıdır. Eğer genel ingilizce altyapınız varsa çıkmış IELTS sorularını inceleyerek sınava aşina olmanız size yetebilir. Kendim de kullandığım Cambridge'in IELTS kitabı budur:
Cambridge Books for Cambridge Exams
Birden dokuza olmak üzere 9 kitaptır. Çıkmış akademik ve genel modül 4 beceriyi ve cevaplarını içermektedir. Sınavın yapısını daha iyi öğrenmek ve sınava aşina olmak açısından bire birdir. Tavsiyem 4,5,6 ve 7. kitapları almanızdır. 1, 2 ve 3.. kitaplar seviyesi çok düşük kitaplardır. Kitapların pdf formatı ve ses kayıtları internet ve torrent sitelerinde vardır. Basılı halleri ise Ankara Olgunlar'da bulunmaktadır (sadece ben değil resmi British Council temsilcisi de böyle söylemişti).

Sınavın Anatomisi

IELTS, İngilizce'nin dört becerisine hitap eden bir sınavdır, aynı TOEFL gibi. Listening, Reading, Writing ve Speaking kısımları içermektedir.

IELTS'te akademik ile genel modül arasındaki farklar reading kısmı ve writing task 1'dır.

Sınavın anatomisi aşağıdaki şekilde açıkça görülebilir:


Listening

Listening kısmı toplam 40 sorudan oluşmaktadır. Bu 40 soru 10 soruluk 4 kısım şeklinde verilmektedir. Çoktan seçmeli sorular ve boşluk doldurma kısımları içermektedir. Önemli nokta sadece 1 defa dinleme hakkınızın olmasıdır. Yani iyi odaklanmanız gerekmektedir. Total dinleme kısımları 30 dakika sürmektedir. Sınavın sonunda bir 10 dakika da cevaplarınızı cevap kağıdına geçirmeniz için verilmektedir. Ondan dolayı sınav sırasında cevapları tam ve hatasız yazmaya çalışmayın. Ne de olsa sınav sonunda 10 dakikanız olacak. Mesela cevap "entertainment" ise "ent." ya da "environment" ise "envir." gibi anlayacağınız şekillerde kısaltabilirsiniz. Yoksa tam kelimeyi yazarken diğer soruları kaçırma gibi bir sorunla karşılaşabilirsiniz.

Listening kısmında otel randevusu, yurt imkanları gibi kolay kısımlar bulunurken, akademik bir lecture gibi zor konularda bulunmaktadır. Genelde müze turu, iş tanımı, bir yer tanıtımı gibi kısımlar da gelebilmektedir. Akademik ve genel modüllerin ikisi de aynı sınavı almaktadır.

Listening kısmı ise skor bandları aşağıdaki gibidir.


Reading

Reading kısmı toplam 40 sorudan oluşmaktadır. Her sorunun değeri 1 puandır. Genel olarak "True, False, Not Given", başlık yerleştirme, boşluk doldurma, cümle eşleştirme tarzında sorular bulunmaktadır. Genel reading kısmında süre sıkıntısı varken akademik reading kısmında bu sıkıntı daha da fazlalaşmaktadır. Toplam süre 60 dakika iken listening kısmında olduğu gibi cevap kağıdına geçirmek üzere fazladan 10 dakika bu kısımda yoktur. Yani 60 dakika içerisinde hem soruları çözmeli hem de cevap kağıdına cevaplarınızı geçirmiş olmak durumundasınız.

Akamik modül reading sınavında toplamda 3 tane akademik reading parçası bulunmaktadır. İlk parçada 14, diğer iki parçada 13'er soru vardır. Parçalar genel olarak tarih, tıp, psikoloji, doğa, hayvanlar gibi genelgeçer konular üzerinedir.

Akademik reading skor bandları aşağıdaki gibidir:



Genel modül reading sınavında bir tane uzun akademik bir parça, 4 tane de tablo, takvim, bilgilendirme notu gibi daha hafif parçalardan oluşmaktadır. Akademik kısma göre daha kolaydır ama akademiğe göre daha fazla doğru sayısıyla aynı puanlar alınmaktadır.

Genel reading skor bandları aşağıdaki gibidir:


Writing

Toplamda 2 tane Task ve totalde 60 dakika süre vardır. Task 1 minimum 150 kelime, Task 2 250 kelime olmalıdır. İki kısım için önerilen süreler sırasıyla 20 ve 40 dakikadır.

Task 2, genel geçer konular üzerine kendi görüşünüzü savunacağınız genel meseleler içermektedir.

Task 1 ise genel ve akademik modül için farklılık göstermektedir. Genel modülde verilen şartlar dahilinde mektup yazmanız istenmektedir. Akademik modülde ise size akademik grafik, kart verilmekte ve bunu yorumlamanız istenmektedir.

Genel writing puanınızın 1/3'ünü Task 1 oluştururken, 2/3'ünü de Task 2 oluşturmaktadır. Puanlama kurumun elemanları tarafından kendi belirledikleri ilkelere göre yapılmaktadır. Writing sınavının değerlendirmesi gramer yapısı, kompleks cümleler, konuyla alakalı gerekli kelimelerin kullanımı, kelime sayısı, okuyucu dostu olup olmadığı gibi kriterler etkili olmaktadır. Çok kısa ve çok uzun yazmak puan kırılmasına neden olabilir.

Speaking

Diğer yazılı sınavlar genel olarak cumartesi sabah yapılmakta iken speaking kısmı sınavın olacağı haftada perşembe, cuma, cumartesi öğleden sonra veya pazar günü yapılabilmektedir. Genel olarak cumartesi sınava girilecek yerle aynı yerde yapılır. Sınavdan önce speaking kısmını almak daha iyi oluyor. Sınav sonrası akşam almak en kötüsü. Tabi ne zaman alacağınıza kendiniz karar veremiyorsunuz.

Sınavı yapan examinerlar genelde native speaker olsa da azımsanmayacak sayıda Türk examiner da var Türkiye'de yapılan sınavlarda. Yani gittiğinizde şaşırmayın. Her türlü insanla karşılaşabilirsiniz: Yaşlı-genç, yardımcı olan-olmayan, gülen-gülmeyen, konuşan-konuşmayan. Ama siz sınavınıza bakın. Sonuçta herkesi tarafsız olarak değerlendiriyorlar. Şuna emin olun ki, ne konuştuysanız puanını alacaksınız.

Speaking kısmında bir hoca ile karşılıklı konuşuyorsunuz. TOEFL'daki gibi bilgisayara karşı konuşmuyorsunuz. Totalde 3 parttan oluşuyor. İlk partta genel olarak tanışma ve çok genel sorular (nerede yaşıyorsun? apartman mı ev mi tercih ediyorsun? telefonuna gelen son mesaj? gibi) oluyor. Bazı examinerlar çok kısa keserken bazıları bu kısmı uzatabiliyor.

İkinci partta examiner size bir kağıt veriyor ve 1 dakikalığına size düşünme ve organize olma süresi veriyor. Soru genelde müzik, giyinme, dil öğrenimi, geçmiş-bugün-gelecek farkları gibi şeylerle alakalı oluyor. Ayrıca anlatmanız gereken birkaç husus da kağıtta yazıyor. Düşündükten sonra soruyla alakalı 1-2 dakika konuyla alakalı kendiniz konuşmanız bekleniyor. Examiner kesinlikle size karışmıyor. Süre bittiğinde konuşmanız devam ediyor olsa bile sizi kesiyor. Bunu insanlar genelde yanlış anlıyor ve negatif bir şey olarak yorumluyorlar. Kesinlikle negatif bir şey değil. Çünkü onun da sınav yapması gereken onlarca adam var. Moralinizi bozmayın ve part 3 ile devam edin.

Part 3 ise karşılıklı 5-6 soru-cevap şeklinde geçiyor. Sorular genel olarak part 2'deki gibi oluyor.

Total sınav 11 ile 14 dakika arası sürüyor. Konuşmanız kayıt altına alınıyor.

 Puanlama kurumun elemanları tarafından kendi belirledikleri ilkelere göre yapılmaktadır. Speaking sınavının değerlendirmesi gramer yapısı, kompleks cümleler, konuyla alakalı gerekli kelimelerin kullanımı gibi kriterler etkili olmaktadır.

Değerlendirme

IELTS seviye değerlendirmesi 0-9 arasıdır. Dört beceriden alınan ayrı notların toplanıp dörde bölünmesiyle "Overall Score" yani "Genel Not" belirlenmiş olur. Alınan notların ortalaması 0.25'ten aşağıda ise aşağıya, 0.25 ve yukarı ise 0.50'ye tamamlanır. Ortalama 0.75 ve yukarısı ile bitiyorsa yukarıya yuvarlanır.

Mesela:
Listening: 5.5
Reading: 6.5
Writing: 5.5
Speaking: 5.5
Ortalama: 5.75
Overall: 6.0


Listening: 5.0
Reading: 6.5
Writing: 5.5
Speaking: 5.5
Ortalama: 5.63
Overall: 5.5

IELTS'te dokuz ayrı seviye şu şekilde açıklanmıştır:
  • 9 (Uzman kullanıcı): Dile tamamen hakimdir, yerinde ve doğru kullanımın yanı sıra akıcı bir konuşa ve tam anlama kabiliyeti.
  • 8 (Çok iyi kullanıcı): Dile tamamen hakim olmakla beraber sadece nadiren tutarsızlıklara sahiptir. Sık karşılaşılmayan durumlarda yanlış anlamalar oluşabilir. Karmaşık durumlarla başa çıkabilir.
  • 7 (İyi kullanıcı): Dile hakim olmakla beraber bazı sıklıkta tutarsızlıklar ve yanlış anlamalar yaşayabilir. Karmaşık durumlarla başa çıkabilir ve detaylı anlatımları anlar.
  • 6 (Yetenekli kullanıcı): Genel olarak dile hakim olmakla beraber bazı tutarsızlılar ve yanlış anlamalar yaşanmaktadır. Sık karşılaşılan durumlarda karmaşık bir dil kullanabilir.
  • 5 (Makul kullanıcı): Dile kısmi olarak hakimdir, çoğu durumlarla başa çıkabilir ancak kimi hatalar yapar. Kendi alanında temel konulara hakimdir.
  • 4 (Sınırlı kullanıcı): Temel yeterlilik sadece tanıdık konularda geçerlidir. Karmaşık kullanımda sık sık sorun yaşar.
  • 3 (Aşırı sınırlı kullanıcı): Çok bilindik durumlarda sadece genel durumu anlayabilir ve anlatabilir.
  • 2 (Kesintili kullanıcı): Sadece çok tanıdık koşullarda ve sınırlı kelime grupları haricinde gerçek bir iletişim mümkün değildir.
  • 1 (Kullanıcı değil): Birbirinden bağımsız kullanılan birkaç sözcük dışında dili kullanmaya yatkın olmama durumu.
  • 0 Sınava girmemiş ve dolayısıyla haklarında bilgi alınamamış adaylar için kullanılır.
Sonuçların Açıklanması ve Resmi Belge

Resmi internet sitesinde yazana göre sınav sonuçları sınavdan sonraki 13. gün içerisinde belli olmakta ve internet üzerinden saat 16.00 dolaylarında açıklanmaktadır. Yani cumartesi sınava giriliyorsa 2 hafta sonra cuma günü sınav açıklanıyor. Son birkaç sınavdır saat 16.00'da değil de saat 11.00'de açıklanıyor. Yani 11.00'den itibaren sonuç sayfasını kontrol etmeye başlayın.
Sonuç sayfası:

Resmi sonuç belgesi ise cuma günü postaya veriliyor. Duruma göre cumartesi ya da pazartesi günü elinize ulaşıyor.

İşin İlginç Yanı

Yakın zamanda ÖSYM'nin IELTS denkliklerini avantajlı hale getirdiğinden bahsetmiştim. İşin ilginç yanı ise ÖSYM'nin uluslararası TOEFL-IELTS denkliğine aykırı hareket etmesi. Uluslararası denklikte IELTS üzerinden 6.5, TOEFL-IBT üzerinden 80 puana denk gelmektedir. Oysa ki ÖSYM'nin uyguladığı denkliklerde IELTS üzerinden 6.5 YDS'de 75'e, YDS üzerinden 75 ise TOEFL-IBT üzerinden 90 puana denk gelmektedir. Yani ÖSYM'ye göre IELTS üzerinden 6.5 TOEFL-IBT üzerinden 90'e denk. Açıkçası bu da Türkiye'de IELTS sınavının kayrılıyor olması manasına gelmektedir. Üzümü yiyoruz ama bağı da böyle.


TOEFL-IBT IELTS Denkliği
Denkliğin alındığı sitenin linki:

Yeni eşdeğerliklerde TOEFL-IBT / YDS eşdeğerlikleri

Tıp Doktorlarına Bakan Yönü

Biliyorsunuz ki, TUS ile bir uzmanlığa yerleşmek için YDS ve dengi sınavlardan 50 almanız gerekiyor. IELTS'ten 4.0 alarak 50 eşdeğerliğiyle TUS için gereken puanı alabilirsiniz. Ki tanıdıklarımdan İngilizce seviyesi ne kadar düşük olursa olsun 4.0'ten aşağı alan olmadı şu ana kadar. Çalışma ve gayret ile daha iyi notlar da yapılabilir. Unutmayın, YDS'nin geçerliliği 5 sene iken, IELTS'in geçerliliği 2 sene olacaktır.

Son Söz

Ülkemizde YDS gittikçe zor ve saçma bir hal almaktadır. Dahası, sanki adaylarla zıtlaşmaktadır. YDS'nin ölçme ve değerlendirme yeterliliği zayıftır. Diğer yandan IELTS, Cambridge Üniversitesi tarafından hazırlanan ölçme ve değerlendirmede profesyonel ve başarılı bir sınavdır. Bence hem dil öğrenmek için hem de bazı puan gerekliliklerini sağlamak için IELTS sınavı tercih edilmelidir. Çünkü IELTS'e hazırlanmak aynı zamanda dil öğrenmektir. Diğer yandan, bunu YDS için söyleyemeyeceğim.
(YDS ile alakalı daha ayrıntılı yazı için:
http://mdphdturkiye.blogspot.com/2012/01/vatandaslarmz-icin-dil-puan-secenekleri.html)

Nisan 2013 YDS için herkes kolay olacağı yönünde tahminde bulunuyordu. Ankara'daki söylentiler de bu yöndeydi. Çünkü dil puanı nedeniyle devlet, akademi gibi kurumların kapısında takılmış bir sürü insan vardı. Herkes YDS kolay olacak diye beklerken Nisan 2013 YDS tarihinin en zor sınavı oldu. Meğer ki Bu sürede YDS'ye herhangi bir müdahale yerine IELTS denkliklerini düşürerek dil puanı ihtiyacı olan kişilere bir fırsat tanımışlar. Şimdi eşdeğerliklerin tekrardan 2 sene önceki haline çekilmesiyle bunu anlamış olduk. Nisan 2013 YDS sonrası artık Eylül 2013 YDS'ye de güvenmiyoruz. Ama yine de girmekte fayda var.

Bu ortamda herkese iyi akıl sağlıkları ve kariyerinde başarılar dilerim.

Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/IELTS
http://www.britishcouncil.org/tr/turkey.htm
http://www.britishcouncil.org/tr/turkey-learning-exams-ielts-home.htm
https://ielts.britishcouncil.org/results
http://www.osym.gov.tr/dosya/1-63417/h/yabanci-dil-sinavlari-esdegerlikleri2ocak2013.pdf
http://www.osym.gov.tr/dosya/1-69730/h/yabanci-dil-esdegerlikleri-250713.pdf
http://www.examenglish.com/IELTS/IELTS_Band_Scores.html
http://secure.vec.bc.ca/toefl-equivalency-table.cfm

27 Şubat 2013 Çarşamba

Tıp Doktorları İçin Askerlik İşlemleri

Tıp fakültesini bitirdikten sonra mecburi hizmet gibi askerlik de erkek bir tıp doktorunun karşısına dikilmektedir. Her ne kadar sorgusuz sualsiz 2 sene erteleme hakkımız olsa da uzmanlık öncesi ya da sonrası karşımıza çıkacaktır. Üstelik tıp doktorları olarak kısa dönem tercihi olmaksızın 1 sene boyunca uzun dönem askerlik yapmaktayız. Tıp doktorluğunun mecburi hizmet zorunluluğunu, uzun dönem askerlik zorunluluğu, okumasının, uzmanlık sınavını kazanmasının ve uzman olmasının zorluğunu bilmeyenler elbet bunu da bilmeyecekler ve cahillikleriyle atıp tutmaya devam edeceklerdir.

Her ne ise. Şimdi tıp doktorunun karşılaşabileceği askerlik işlemleriyle alakalı soru cevap şeklinde gidelim.


Öğrencilerin askerlikleri kaç yaşına kadar ertelenmektedir? 

Öğrencilerin askerlikleri, Askerlik Kanununun 35/C maddesi gereğince en fazla 29 yaşına kadar ertelenmektedir.



29 yaşını doldurduğum halde öğrenciliğim devam ediyor ise askerlik nedeniyle okuldan ilişiğim kesilecek mi?

29 yaşından büyüklerin askerlikleri öğrencilik nedeniyle ertelenmeyecektir. Bu durumdaki yükümlülerin okullarından ilişikleri kesmeleri istenmeyecek, ancak askerlik dönüşü öğrenimine kaldıkları yerden devam edebilmelerine imkân tanınmaktadır.

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinin intibak (Lisans Öğrenimine Hazırlık) programına kayıtlı olanların askerlikleri öğrenci olarak erteleniyor mu? 


Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinin “Lisans Öğrenimine Hazırlık Programı” na kayıt yaptıranların askerlikleri 29 yaş esas alınarak ertelenmektedir. 



Üniversitede akademik personel olarak görev yapmaktayım. Millî Eğitim Bakanlığında görevli öğretmenlerin yararlandığı haktan, akademik personellerin de yararlanması ile ilgili bir çalışmanız var mı?

Mevcut uygulamada değişiklik konusunda bir çalışma bulunmamakta imiş.

Yurt dışı üniversite mezunuyum. Denklik belgem onaylanıncaya kadar erteleme hakkım var mıdır?

Yurt dışındaki yüksek lisans programlarından mezun olan yükümlülere, istekli olmaları halinde, denklik işlemlerini tamamlayabilmeleri için yüksek lisans denklik başvuru tarihinden itibaren 1 yıl sevk tehiri hakkı verilebilmekte olup, YÖK'e denklik başvurusu yaptığınıza dair bir belge ile en yakın askerlik şubesine müracaat etmeniz halinde ertelemeniz yapılabilecektir.

Tıpta uzmanlık ve doktora sebebiyle erteleme yaş sınırı nedir?

Tıpta uzmanlık ve doktora eğitimi sebebiyle erteleme yaş sınırı 35’dir.

Yurt içinde doktora ya da tıpta uzmanlık eğitimine başladım. Askerliğimi erteletmem için ne yapmalıyım?

Sevk tehiri işleminizin yapılabilmesi için, doktora ya da tıpta uzmanlık eğitimi yaptığınız kuruma müracaat etmeniz ve kurumunuz tarafından MSB Sevk Tehiri İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak erteleme teklifinizin bağlı olduğunuz Askeralma Bölge Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir.



Yurt dışında yüksek lisans eğitimi yapmaktayım. Askerlik ertelememi nasıl yaptıracağım?

Yurt dışında lisansüstü eğitim yapan yükümlülerin sevk tehirleri, yurt dışı temsilciliklerimizin, MSB Sevk Tehiri İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak Askeralma Dairesi Başkanlığına sevk tehiri teklifinde bulunulması halinde yapılabilmektedir. Bu nedenle, akseptans (kayıt kabul) belgesi ile birlikte yurt dışı temsilciliğimize, müracaat etmeniz gerekmektedir.



Dört yıldan fazla öğrenim süreli öğretim kurumu mezunlarının yüksek lisans eğitimi yapma hakkı var mıdır?

MSB Sevk Tehiri İşlemleri Yönetmeliği gereğince; dört yıldan fazla öğrenim süreli öğretim kurumu mezunlarının almış olduğu eğitim yüksek lisans seviyesinde sayıldığından, bu yükümlülerin yüksek lisans eğitimleri nedeniyle sevk tehiri hakkı bulunmamaktadır.

Bir yükseköğretim kurumundan mezun olanların, ÖSYM ile yeniden yükseköğretime kayıt yaptırmaları halinde askerlikleri erteleniyor mu?

Bitirdiği okulun daha alt seviyesinde veya eşitine göre (lisans ise lisans veya iki yıllık yüksek okula, yüksek okul ise yeniden yüksekokula) yerleştirilmesi halinde öğrenciliğinden dolayı askerliği ertelenmemektedir. Yerleştirildiği okulun, öğrenim düzeyi bitirdiği okuldan daha yukarı seviyede ise askerliği okulun azami öğrenim süresi kadar ertelenir.

Doktora ya da tıpta uzmanlık eğitiminden mezun oldum. İkinci bir branşta doktora ya da tıpta uzmanlık eğitimi yapmak istiyorum. Tecil hakkım var mı?

MSB Sevk Tehiri İşlemleri Yönetmeliği gereğince; yükümlülerin askerlik hizmetini yapmadıkça sadece bir branşta lisansüstü eğitimleri nedeniyle sevk tehiri işlemi yapılabilmektedir. Bir branşta lisansüstü eğitimden mezun olan yükümlülerden aynı ve daha aşağı seviyede yapacakları ikinci lisansüstü eğitimlerinden dolayı sevk tehiri işlemi yapılmamaktadır.



Tıpta doktora ya da uzmanlık eğitimi alıyorum, şahsi müracaat üzerine sevk tehiri ve sevk tehiri iptal işlemi yapılıyor mu?

Tıpta doktora ya da uzmanlık eğitimi yapan yükümlülerin şahsi müracaatları üzerine sevk tehiri işlemi ve sevk tehiri iptal işlemi yapılamamaktadır. Lisansüstü eğitim yapan yükümlülerin sevk tehiri ve sevk tehiri iptal işlemi, MSB Sevk Tehiri İşlemleri Yönetmeliğine göre öğrenim gördükleri kurumlarının teklifi üzerine yapılabilmektedir.

Ayrıntılı Konular

Kardeşlerin sevk tehir işlemleri nasıl yapılır?

Kardeşlerin sevklerini tehir etmeleri konusunda ayrıntılı bilgi için bakınız:
http://www.asal.msb.gov.tr/er_islemleri/kardesislemleri.htm




Birden fazla tabiiyetli Türk vatandaşlarının askerlik işlemleri nasıl yapılıyor?

Konu hakkında ayrıntılı bilgi için bakınız:
http://www.asal.msb.gov.tr/er_islemleri/bfttvas_islemleri.htm

Kaynaklar ve Daha Fazla Bilgi İçin

http://www.asal.msb.gov.tr/
- http://www.asal.msb.gov.tr/er_islemleri/ogrencierteleme_12.htm
- http://www.asal.msb.gov.tr/sikcasorulan_sorular/er_islemleri/ogrenci.htm

Herkese akademik hayatında engelsiz başarılar dilerim.





15 Şubat 2013 Cuma

Okul Mezuniyet Notu

Tıp fakültesinden mezun olurken, not sistemi olmayan 6. sınıf hariç diğer sınıflardaki dönem sonu notlarımızın ortalaması mezuniyet ya da diploma puanımızı, notumuzu oluşturur. Çoğu okulda mezuniyet koşulu 2.00’ın altında olmamakla birlikte en fazla 4.00 olabilmektedir.

Öncelerde burs alan tıpçılar haricinde bir ehemmiyete sahip olmayan okul mezuniyet notu, şimdilerde artan doktora imkanları, ÖYP kadroları, gerek yurt içi gerek yurt dışı burslar ve ana dalın yanında yapılan yüksek lisans ve doktoralar nedeniyle biz tıpçılar arasındaki giderek önemli hale gelmeye başlamıştır. Lisansüstü alımlarında %25 ile %35-40 düzeyinde bir paya sahip olmakla beraber ALES'ten sonra en önemli puan türünü oluşturmaktadır.

Önemini somut örneklerle açıklamak gerekirse:
- Doktora, ÖYP alımlarında önemli bir yere sahiptir. Alımdan alıma değişmekle beraber %25 ile %40 arasında bir paya sahiptir.
- Gerek yurt içi gerek yurt dışı eğitim burslarında alt sınırlar vardır. Örneğin TÜBİTAK'ın verdiği yurt içi doktora bursu minimum 3.00 şartı koymaktadır. Yurt dışına eğitim bursları olan YÖK ve MEB bursları yerine göre 2.50, yerine göre de 3.00 hatta 3.50 gibi notlar istemektedirler.
- Kendi dalınızın yanında yapacağınız lisansüstü başvurularının çoğunda mezuniyet notunuza da bakılmaktadır.
Bu alımlarda mezuniyet notunuz 4.00 üzerinden ise notunuz 100'lük sisteme çevrilmekte, ondan sonra akademik puanınıza belirlenmiş yüzdede eklenmektedir. Bu çevrimi yapabilmek için de başvuracağınız Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nün ya da YÖK'ün alım döneminde belirlediği not eşdeğerliği skalalarını kullanmanız gerekmektedir. Skalada çıkan notunuzu noktası virgülüne, ne eksik ne de fazla belirtmeniz lazımdır. Notta bir yanlışlık olursa başvurunuzun iptali söz konusu olabileceği için çok dikkatli olmanız gerekmektedir.

Önceki zamanlarda okul sürecindeki burslar haricinde neredeyse hiçbir yerde karşımıza çıkmayan "okul mezuniyet notu"muz şimdilerde birçok yerde karşımıza çıkmaya başladı. Alımlarda istenen ALES puanı olsun DİL puanı olsun devam eden sınavlarda değiştirilebilir ama, buraya dikkat edin, OKUL MEZUNİYET NOTUMUZ MEZUN OLDUKTAN SONRA HİÇBİR ŞEKİLDE DEĞİŞTİRİLEMEZ. Bundan dolayı mesleki yaşamında özellikle;
- Temel bilimlerde ÖYP ile doktora yapmayı düşünen,
- ÖYP haricinde doktora yapmayı düşünen,
- Uzmanlığının yanında yüksek lisans ya da doktora programlarını düşünen,
- MEB ya da YÖK bursuyla ya da yurt dışındaki üniversitelerin kendi burslarıyla doktora eğitimini yurt dışında yapmayı düşünenlerin,
- Doktorası süresince TÜBİTAK ya da başka bir kurumdan burs almayı düşünenlerin okul mezuniyet notuna dikkat etmeleri gerekir. İsterseniz düşük notlu derslerinizi alttan alın ama bir şekilde mezuniyet notunuzu yukarıya taşımaya bakın. Yoksa okul mezuniyet işlemlerinizi yaptırıp, mezun olduktan her şey çok geç olur.

Okulunu daha bitirmemiş arkadaşlara tekrardan hatırlatıyorum: ALES puanının, DİL puanının her sene yeni sınavlarla değiştirilebilme, yükseltilebilme imkanı vardır ama okul mezuniyet notunun mezuniyet işlemlerinizi bitirdikten sonra düzelme, değişme ya da yükselme ihtimali yoktur.

İyi çalışmalar. Başarılar.

6 Ocak 2013 Pazar

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi'ne Göre Tıp Doktorluğu

Abraham Maslow
Abraham Maslow 1943'te bir makalesinde, insan davranışlarının ihtiyaçlara göre şekillendiğini, insan ihtiyaçlarının da kendi arasında bir öncelik sıralaması olduğunu ortaya atmıştır. Teorisine göre piramidin basamakları gibi insan ihtiyaçları da basamak olarak yükselir. İnsan, alt basamaktaki ihtiyacını gidermeden bir üst basamağa çıkamaz.




Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi
Maslow'a göre ihtiyaç hiyerarşisi; fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım), güvenlik gereksinimi (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği), ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık), saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı) ve kendini gerçekleştirme gereksinimi olarak yükselir.


Tıp Doktorluğunun Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi'ne Göre Değerlendirilmesi

Maslow'un ortaya attığı teori insan davranışını ve insan psikolojisini anlamaya yönelikti. İşte bu teori ışığında tıp doktorluğunu inceleyeceğim.

Fizyolojik İhtiyaçlar, Hayatta Kalma, Güvenlik ve Emniyet


Fiziksel İhtiyaçlar ve Hayatta Kalma


Günümüz Türkiyesi'nde tıp doktorlarının hayatı garanti altında değildir. Acilde, poliklinikte, ambulansta ya da diğer çalışma alanlarında insani ve teknolojik açıdan hayatta kalmamıza yeterli imkanlar yoktur. Ne güvenlik görevlisi ne de güvenlik kamerası bizlere reva görülmektedir.

Çalışma şartlarımız oldukça ağırdır. Nöbet sırasında ne doğru düzgün yemek yemeye ne de tuvalete gitmeye vakit bulursunuz. Ki bunların temel insani ihtiyaçlar olmasına rağmen. Oldu da gidebilirseniz, acile gelip acil olmayan ve üstüne üstlük birkaç dakika beklemiş olan hasta yakınları tepenize binmeye, hesap sormaya çalışır. Geceleyin uyuyamazsınız. Oldu da uyursanız acilde birkaç saniye bekleyen hasta yakınları tepenize binmeye, hesap sormaya çalışır. Bunun yanında ne kolluk kuvvetleri, ne bakanlığınız ve yöneticileriniz ne de adalet arkanızda durur.

Kısacası tıp doktoru olarak fiziksel ihtiyaçlarınızı gidermeye hakkınız yoktur. Güvenlik deseniz psikolojik şiddetten fiziksel şiddete oradan da ölüme kadar her türlü şeyle karşı karşıya kalma ihtimaliniz yüksektir.

Kabul Görme ve Sevgi


Eskiden doktorlara aşırı bir sevgi, saygı gösterilmiş olabilir. Şu an ise bir sürekli suçlama, sürekli hedef gösterme hali. Malesef iki davranış da uçlarda olan aşırı davranışlardır (zaten bizim sorunumuz da orta yolu bulamamak değil mi?). Artık tek bir beklentimiz var; o da profesyonel manada ve karşılıklı saygı çerçevesinde işimizi yapabilmek. Oysa bu istekten o kadar uzağız ki. Mesleğe yeni başlayan bir hekim iseniz insanların yüzündeki o öfkeyi görebilirsiniz. Sırt acile kavga etmek için gelenleri görebilirsiniz. Ömrünün herhangi bir zamanında, doktordan kendi düşüncesi ile haksızlık gördüğünü düşünenler acısını karşısına çıkan ilk beyaz önlüklüden çıkartmaya çalışır. Kişi babasının günahı ile yargılanamazken meslektaşınızın olup olmadığını bilmediğiniz günahı! ile infaz edilirsiniz. Sürekli doktor hatası olur, ambulans geç kaldı olur. Medya, trendi yakalayıp yangına körükle gider.

Devletin eksikliklerinden siz sorumlu tutulursunuz, bakanlığınız ve devlet yetkilileriniz tarafından hedef gösterilen hep siz olursunuz, hakkınızda 7/24 şikayet gelsin diye hatlar kurulur. Amaç doktorları diken üstünde tutmaktır. Amaç eğitimliyi eğitimsize kırdırmaktır. Amaç bu meslek grubunu ortaya atarak hedef saptırmak, hedef gösterek oy toplamaktır.

Kısacası bugün ne sevgi vardır ne de saygı. Bugün ne yargı vardır ne de adalet. Bugün terör vardır, bugün anarşi vardır. Doktorun müdahalesi yargıya taşınmadan, bilirkişi incelemesi olmadan yanlış kabul edilir ve ceza kesilir. Bir ayağı çukurda olan kanser hastasını "doktor öldürdü" olur. Kısacası bugün ne mantık vardır ne de izan. Bugün sömürü vardır, cinnet vardır, vahşet vardır.

Kendini Gerçekleştirme ve Özsaygı


Tıbba ne ideallerle girmiş insanlar hayatta karşılaşacakları bu durum sonucu vahşete düşmektedirler. İhtiyaçlar hiyerarşisinin daha başlarındaki şartlar sağlanmadığı için kendini gerçekleştirme de insanlara muhal gelmektedir. 4. sınıfta iken rahat uzmanlıklar seçenleri kınıyordum. "Doktor dediğin idealist olmalı" diyordum. Sonra 6. sınıfta intern doktorluğa başlayıp, acilde ve poliklinikte halkla muhatap olmaya başlayınca görüşlerim tam tersi yönde değişti. Artık acilde, poliklinikte sürekli hastalarla ve daha vahimi yamyam hasta yakınlarıyla muhatap olan bölümlerde asistan olmanın zorluğundan bahsediyor ve insanları vazgeçirmeye çalışıyorum.

Türkiye'de bilgiye ve okumaya değer verildiğini düşünmüyorum. Bugün devlet kademelerine baktığımda aranan insan tipi, sorgulamadan yapacak insan tipi. Bu açıdan da kişi ne kadar eğitimsizse bu kişiler için o kadar iyi. Bu ortamda kişi evrensel manada kendini nasıl gerçekleştirecek? Daha fizyolojik ihtiyaçlardan ve güvenlikten geçemeyen kişi kendini nasıl gerçekleştirecek?

Sonuç

Üstünden daha 1 sene geçmedi Dr. Ersin ARSLAN öldürüleli. Göğüs Cerrahisi ihtisasını yeni bitirmiş, mecburi hizmetini yapan, sonrasında da büyük ihtimal üniversite hastanesinde kalıp seneler boyunca insanlara ve insanlığa hizmet edecekti. Oysa ki hatası yaşlı bir akciğer kanseri olan hastayı evde bakamıyorlar diye hastaneye yatırması oldu. Hasta hastanede vefat edince, devlet bakım parası ve yatalak hasta parası olarak ayda 500-600 lira alan hasta yakınları hastanın ölümünün belirtilmemesini istedi. Dr. Ersin ARSLAN ise yapması gerekeni yaptı ve hastanın ölümünü bildirdi. Sonrasında ise vefat eden yaşlı hastadan gelen parayı her ay alan torun Dr. Ersin ARSLAN'ı hunharca katletti.

Öldürülmeseydi daha sonraki yıllarda dersime girecek olan göğüs cerrahisi hocam Prof. Dr. Göksel KALAYCI'ya ne demeli. İleri devre akciğer kanseri olan hastaya "artık ameliyat olacak devreyi geçmiş, olsa da masada kalır" dedi. Hasta yakınları, aynı zamanda da İstanbul'un mafyalarından olan aile ameliyat etmezse öldürmekle tehdit etti. Nitekim hasta ameliyat sırasında masada kaldı. Sonrasında ise hocam Prof. Dr. Göksel KALAYCI hastane bahçesinde kurşunlandı. Göksel Hoca ki Türkiye'de ilk defa akciğer naklini yapan göğüs cerrahıydı. Ciğeri beş para etmez insanların kör kurşununa kurban gitti. Daha anlatılabilecek bildiğim bilmediğim o kadar şey var ki. Hangi birini anlatasın.

Saydığım bu nedenlerdendir ki doktorlar Sağlık Bakanlığı'ndan kaçmaktadırlar. Şu anda Sağlık Bakanlığı, mecburi hizmet koymasına rağmen hastane acillerinde ve daha birçok pozisyonda çalışacak doktor bulamamaktadır. Akıl almaz şartlarda ayda 30 gün 24 saat çalışan uzman doktorlar devletten kaçmakta özel hastanelerde daha insancıl çalışma şartları aramaktadır.

Bugün tıp mezunları, nöbeti olmayan, hasta yakınlarıyla çok muhatap olmayan (hastalar cana minnet) uzmanlıklar istemektedirler. Halk hala (örmek olarak veriyorum) Beyin Cerrahisi'ni uzmanlık sınavının en yüksek puanlı bölümü, psikiyatriyi de deli doktorluğu olarak biledursun, beyin cerrahisinin puanları gittikçe düşüyor, psikiyatinin puanları da gün geçtikçe yükseliyor. Artık insanlar hem zor, hem parası az hem de manevi tatmini kalmayan bölümlerle uğraşmak istemiyor. Halk canını sokakta bulmadıysa doktorlar da bulmadı.

Bugün insanlar "hasta hakları" diye bağırıyorlar. Hasta hakları tabi ki uygulanmalı. Lakin hakkın olduğu yerde sorumluluk da vardır. Tam isim "Hasta Hakları ve Sorumlulukları"dır. Ama kimse sorumluluklardan bahsetmemekte, herkes "hak, hak! "diye bağırmaktadır. Öte yandan doktorlara sadece sorumlulukları varmış gibi davranılmaktadır. Oysa doktorların sorumluluklarından kaynaklanan hakları vardır. Asıl herkes sorumluluğunu sonuna kadar yerine getirip, haklarını sonuna kadar aradığında mükemmel sistem oluşacaktır. Yoksa böyle hasta hakkı, doktor sorumluluğu diye ortalığa bağırarak değil.

Doktorlar da, Maslow'un hiyerarşisinde olduğu gibi, ihtiyaçlarının en aşağı basamaktan en üst basamağa kadar karşılanmadığı bölümlerden ve yerlerden kaçıyor. Hayati tehlikesi olmayan, fiziksel ihtiyaçlarını giderebildikleri, kendisine zaman ayırıp kendisini gerçekleştirebilecek bölümlere ağırlık veriyorlar. İnsan psikolojisi bu. Şartlar böyle oldukça kaçmaya da devam edecekler. Etsinler de...